Fotoğraf: @katarinakrebs
İlişkilerde iletişim artık eskisi gibi net çizgilerle ilerlemiyor; hızlanan mesaj trafiği, anlık duygusal iniş çıkışlar ve dijital yakınlık, sınırları bulanıklaştıran yeni bir alan yaratıyor.
Tam da bu karmaşanın ortasında ise kimsenin adını koymak istemediği, ama neredeyse herkesin en az bir kez deneyimlediği o sessiz ve yavaş uzaklaşma biçimi beliriyor: soft ghosting.
Soft ghosting tam olarak nedir?
En basit haliyle soft ghosting, iletişimi tamamen koparmadan yavaşça geri çekilmek olarak düşünülebilir. Kişi ortadan kaybolmaz; yanıtlar seyrekleşir, konuşmalar yüzeyde gezinir, ilgi giderek azalır ve siz hala ilişkiyi sürdürmeye çalışırken o çoktan geri adım atmış olur. Mesajlar gelmeye devam eder; fakat ton, içerik ve özen eski halini taşımaz.

Soft ghosting’i zorlaştıran nokta ise bu gidişin hiçbir zaman açık bir cümleyle söylenmemesi. Kapı tamamen kapanmaz; sadece aralık bırakılır. Bu yüzden kişi küçük işaretleri çözmeye, geciken mesajlara anlam yüklemeye ve net bir yanıt alamasa bile beklemeye devam eder. Dışarıdan her şey bitmemiş gibi görünür; fakat içeride hiçbir şey artık aynı hissettirmez.
Belirsiz kaybolmalarla başa çıkmanız için 3 öneri
Sessizliği kişiselleştirmeyin
Soft ghosting’in yarattığı en büyük etki, şüphesiz sessizliğin sizinle ilgiliymiş gibi hissettirmesi. Oysa çoğu zaman bu uzaklaşma, karşınızdaki kişinin kararsızlığı, duygusal kapasitesi ya da kendi içindeki dağınıklıkla bağlantılı olur.

Bu yüzden geciken mesajları, azalan ilgiyi ya da düşen ritmi hemen kendinize yüklemek yerine, bu davranışın karşı tarafın netleşmeyen duygularından kaynaklandığını hatırlamak daha sağlıklı bir tutum yaratır. Sessizliği sahiplenmek yerine, onu anlamlandırmadan bırakmak zihinsel yükü hafifletir.
Belirsizliğin sizi arada bırakmasına izin vermeyin
Soft ghosting’de en yorucu olan şey ise, kimsenin hiçbir şeyi açıkça söylemediği bir ilişkide tüm sürecin fark ettirmeden sizin omzunuza yüklenmesi. Netlik gelmediği için ilişkiyi kendi başınıza ayakta tutmaya çalışır, belirsizlik uzadıkça bekleme halinin sizi içten içe tükettiğini hissedersiniz.

Bu noktada karşı taraftan bir açıklama beklemek yerine dikkatinizi kendi sınırınıza yöneltmek çok daha sağlıklı olur; çünkü “Bu dinamik bana nasıl hissettiriyor?” sorusu, karşınızdaki kişi konuşmasa bile ilişkinin nereye doğru gittiğini sizin için görünür hale getirir.
Enerjinizi çekildiğiniz yere geri yönlendirin
Birinin ilgisi azaldığında tüm odağı ona vermek kolay olur; fakat en sağlıklı tutum, elbette dikkatinizi yeniden kendinize döndürmek. Sizi besleyen rutinlere dönmek, sosyal çevrenizle zaman geçirmek ve iyi hissettiren alanlara yönelmek, belirsizliğin yarattığı duygusal yükü hafifletir.

Böylece, karşınızdaki kişi ne kadar geri çekilirse çekilsin, asıl belirleyici olanın sizin kendinizi nasıl koruduğunuz ortaya çıkar. Belirsizliğin içinde kaybolmak yerine enerjinizi toparlamak, sınırlarınızı hatırlamak ve duygusal odağınızı yeniden kendinize çevirmek, soft ghosting’in yarattığı ağırlığı hafifletir.
Sessizliğin bıraktığı boşluk büyüdükçe değil; siz kendi yerinizi sağlamlaştırdıkça anlamını yitirir. Unutmayın: biri sizi yarım bıraksa bile, tamamlanmayı kendinizden başka kimseden beklemek zorunda değilsiniz.
İlginizi çekebilir >>>>> Breadcrumbing: Flörtte belirsizlik sendromu
