Fotoğraf: @ramaduwaji
New York City belediye başkanlığını kazanan Zohran Mamdani’nin zafer konuşmasında ilk teşekkürünü eşine etmesiyle birlikte tüm gözler o isme çevrildi: Rama Duwaji. Ancak Duwaji’yi konuşulur kılan şey yalnızca “first lady” ünvanı değil; bu role nasıl yaklaştığı ve onu nasıl yeniden tanımladığı. Gen Z’nin first lady’si olarak anılan Duwaji, alıştığımız politik eş imajından bilinçli biçimde uzak duruyor. Ne kampanya boyunca sahnenin önündeydi ne de görünür olma baskısına teslim oldu. Bunun yerine, sessiz ama net bir duruş dili kurdu.
Rama Duwaji hakkında bilmeniz gerkenler

1997 doğumlu, Suriye kökenli Amerikalı bir sanatçı olan Rama Duwaji; illüstrasyon, animasyon ve seramik alanlarında üretim yapıyor.

Çalışmalarının merkezinde ise göç, kimlik, direniş ve ifade özgürlüğü var. Siyah-beyaz diliyle tanınan işleri, politik mesajlarını estetik bir mesafeyle aktarıyor. Rama Duwaji, 2024’te School of Visual Arts’tan yüksek lisans derecesiyle mezun oldu. Sanat pratiğini hiçbir zaman “tarafsız” bir alana yerleştirmiyor. Kendi ifadesiyle, sanatın üretiminden dolaşımına kadar her aşaması zaten politik. Yaklaşımı, onu bir politik figürün eşi değil, bağımsız bir yaratıcı olarak konumlandırıyor.
Rolü yeniden tanımlayan bir yaklaşım

Duwaji’nin New York City belediye başkanı seçim kampanyası boyunca fazla göz önünde olmaması, bir stratejiden çok, sınır koyma biçimi olarak okunuyor. Mamdani’nin de açıkça ifade ettiği gibi, Rama “sadece bir eş” olarak tanımlanmayı reddediyor. Ancak eklemeden geçemiyoruz; Duwaji, kampanya sürecinde seçim iletişimine katkı sunan illüstrasyonlar üreterek, sürece kendi dili ve uzmanlığı üzerinden dahil olmuş.
Gen Z, onun bu tavrını güçlü bir özerklik göstergesi olarak tanımlarken kamusal figür olma halini yeniden yorumladığını konuşuyor. Bu noktada ister istemez akla başka bir isim geliyor: Prenses Diana. “People’s Princess” olarak anılan Diana da, temsil ettiği makamdan bağımsız bir şekilde, bireysel hassasiyetleri ve kamusal meseleler karşısındaki tavrıyla toplum için hala önemli bir yer tutuyor. Duwaji’nin Gen Z bağlamında kurduğu ilişki ise benzer bir yerden ilerliyor: Rolün dayattığı sessizlikten çok, kendi değerleriyle uyumlu bir var olma hali. Politik olarak geri çekilmek yerine, sanat ve dijital üretim üzerinden söz alan Duwaji; ifade özgürlüğü, Filistin ve göçmen hakları gibi konularda net bir duruş sergiliyor.
Power dressing’in Gen Z yorumu


Fotoğraflar: @ramaduwaji
Rama Duwaji, “power dressing” yani güç giyiminin Gen Z yorumunu sunuyor. Vintage parçalar, kiralık ve ödünç aksesuarlar, bağımsız ve yükselen tasarımcılar… Seçimleri “statement” olmaktan çok, bağlam taşıyor. Sürdürülebilirlik, dolaşımda olan moda ve etik üretim; onun gardırobunda estetik kadar önemli. Bu yaklaşım, first lady stilini temsil, statü ve protokol ekseninden çıkarıp kişisel zevk, farkındalık ve niyet alanına taşıyor. Politik hassasiyeti, stiline de yansıyor. Dolabında trend listelerinden çok, yaşanmış hissi olan parçalar var. Vintage aksesuarlar, şehir hayatına uyumlu silüetler ve “şu an”dan çok “uzun vadeli” düşünülen seçimler. Tam olarak Gen Z’nin moda ile kurduğu yeni ilişki gibi.
İlginizi çekebilir >>>>> Prenses Diana’nın kış stili: Zarif, kural tanımaz ve her zaman geçerli
