Fotoğraf: Aslı Jackson
Bir giysinin ikinci hayatına dair sürdürülebilir hikayeler…
Moda uzun yıllar boyunca ışıltılı vitrinlerle başladı. Kurgu, silüet ve arzu…
Selfridges’in konsept vitrinleri, Harrods’un teatral dili, Paris’te bir couture defilesinin yarattığı o kusursuz mesafe… Lüks, “yeni”, pürüzsüz ve erişilmesi zor olanla tanımlandı. Oysa, “second hand” diye koskoca bir dünya var.
“İkinci el bir geçmiş, vintage bir dönem, preloved ise hala atan bir kalptir.”
Londra’ya 1998’de ilk taşındığımda bu iki dünyanın yan yana var olabildiğini çok net gördüm. Bir yanda global lüks markaların kusursuzluğu, diğer yanda Camden, Shoreditch ve Brick Lane’in arka sokakları…
Bugün ikinci el giymek yalnızca çevreci bir tercih değil, hız, statü ve “yeni olma” takıntısına karşı sessiz ama radikal bir duruştur. Wardrobe Surgery tam da bu noktada devreye girer. Modayı bir metamorfoz gibi devam eden bir hikaye olarak okumayı önerir.
Charity shoplar (Vakıf mağazaları), vintage dükkanların ve pazar tezgahlarının önünden geçerken bir kültür gördüm. Burada moda yalnızca satılmıyor, nesilden nesile aktarılıyordu. Her parça bir hayatın izini taşıyor. Bu karşılaşma moda algımda kalıcı bir kırılma yarattı. Yeni almak hala mümkündü ama artık tek seçenek değildi. Bir giysiyi yeniden yorumlamak, dönüştürmek ve giysiyle ilişkiyi güncellemek çok daha güçlü bir yaratıcı alan açıyordu.
Charity shop’lar ve ikinci el kültürünün tarihsel zemini
Bugün preloved ve ikinci el moda bir trend gibi konuşulsa da, charity shop kültürü çok daha eski ve köklü bir sosyal yapıya dayanır. Modern anlamda charity shop’ların kurumsallaşması 1947 yılında İngiltere’de, Oxfam’ın savaş sonrası bağış toplama ve yeniden dağıtım modeliyle başladı. Amaç yalnızca ekonomik değeri olan ürünleri devri daim etmek değil, toplumsal dayanışmayı gündelik hayatın parçası haline getirmekti.
Bu mağazalarda bağışlanan giysiler, kitaplar ve ev eşyaları yeniden satışa sunulur, elde edilen gelir sağlık, eğitim ve insani yardım projelerine aktarılır. Sistem zamanla büyüdü ve bugün Birleşik Krallık’ta on bini aşkın charity shop aktif olarak çalışıyor. İkinci el burada bir tercih. Etik, çevresel ve kültürel bir bilinç göstergesi. Ve ikinci el giymek ayıp değil.
Bu yapı aynı zamanda globalde modaya bakışı da değiştirdi. Giysi, yalnızca tüketilen bir ürün olmaktan çıktı, dolaşımda kalan, el değiştiren ve her seferinde yeni bir bağlam kazanan bir nesneye dönüştü. Wardrobe Surgery yaklaşımının beslendiği zemin de tam olarak burasıdır. Giysiyi ve nesneyi bir değer olarak, devam eden ve dönüşen sürdürülebilir bir hikaye olarak görmek.
Türkiye’de charity shop kültürü, İngiltere’deki kadar yaygın olmasa da, son yıllarda artan yüzlerce thrift ve vintage mağazalar benzer bir bilincin filizlendiğini gösteriyor. İkinci el artık alternatif bir alışveriş biçimi ve giysiyle kurulan ilişkinin yeniden düşünülmeye başlandığı bir alan.
“Her parça başka bir hayata dokunmuştu. Bir ceketin omuzlarında geçmiş bir iş hayatının izi, bir elbisenin dikişlerinde unutulmuş bir gecenin hatırası vardı. İkinci el kültürü burada yeni olanla eski olan arasında bilinçli bir estetik reflekstir.” Bu karşılaşma, moda algımda kalıcı bir kırılma yarattı.
Ceket: Kimliğin taşıyıcısı
Bu yazının objeleri ceketler. Kimliği dış dünyaya ilk anlatan parçalar.
Wardrobe Surgery pratiğinde ceketlerle sık çalışmam tesadüf değil. Başta konstrüktif bir yapı olması ilham veriyor ve bozup yeniden yapılandırmam için bana bir sürü seçenek sunuyor.

Ceket modern giyim tarihinde güç, statü ve kimliğin taşıyıcısıdır. Askeri üniformalardan iş dünyasına, akademiden kırmızı halıya uzanan bir hafızası vardır. Bedeni sarar, omuzları yapılandırır ve kişiye bir duruş verir.

Bu seride bir erkek ceketi dönüştürdüm. Bir ceket ele alındığında, o ceketin taşıdığı otorite, geçmiş kullanım biçimleri ve bedensel hatıralar da masaya yatırılır. Müdahale, estetik bir jestten önce okumayla başlar. Nereden kesileceği kadar, nereden korunacağı da tasarımın parçasıdır. Bazı giysiler eskimez. Sadece bizden önce bir başkasının hayatına tanıklık etmiştir. Ve o ceket kesildiğinde yok olmaz. Yeni bir hikayeye evrilir.
Wardrobe Surgery: Moda, hafıza ve dönüşümün aynı bedende buluştuğu yer
Lüks tekstillerin yaklaşık yüzde yirmisi, üretim süreci sırasında atığa dönüşüyor. Wardrobe Surgery yaklaşımıyla koleksiyonlarımda stok kumaşları ve üretim fazlası ürünler de kullanıyorum. Bu yöntem yalnızca sürdürülebilir bir çözüm sunmakla kalmıyor, aynı zamanda her koleksiyonu gerçekten benzersiz kılıyor. Üstelik maliyetleri de düşürüyor. Bu anlayışa her zaman yakın hissettim.
Son yıllarda moda dünyasında dikkat çeken bir kırılma var: Sürdürülebilirlik. Wardrobe Surgery, sürdürülebilirliği basit bir onarma ya da trend bir upcycle pratiğine indirgemez, tasarımcı bakış açısıyla köklü bir değişim sunar. Mevcut giysiler, sandık arşivi, kültürel miras, artık yalnızca korunacak bir obje değil, yeniden okunacak, yeniden oranlanacak, yeniden yaşatılacak bir malzeme olarak ele alınır. Bu oran, yapı, zanaat bilgisi ve sezgisel kararlar gerektiren konseptüel bir müdahaledir.
Amaç giysiyi ya da nesneyi bugünün kimliğiyle yeniden hizalamaktır. Sökülen her dikiş, değiştirilen her form, estetik olduğu kadar duygusal bir karardır.
Moda burada “Yeniden düşün” der. Dolabımız, sandığımızdan çok daha büyük bir yaratıcılık alanıdır. Mesele, giysinin hafızasını bozmadan formunu dönüştürmek.
Londra’da Oxfam (Vakıf mağazası) ile stok fazlası ve vintage parçalarla yürüttüğüm projeler bu yaklaşımın en görünür örneklerinden biri. Klasik ceketlerin sökülerek mikro eteklere dönüşmesi, oranların bilinçli şekilde keskinleştirilmesi, geçmişe ait bir silüetin bugünün beden diliyle yeniden kurulması… Bu jestler bir trendden çok, modanın zamanla kurduğu ilişkinin değiştiğini gösteriyor.
Burada mesele, giysinin hafızasını bozmadan formunu dönüştürmek. Bu yaklaşımı 2000’li yılların başından beri gerçek hayatta uyguluyorum. Türkiye’de Wardrobe Surgery yaptığım isimler arasında Meltem Cumbul, Ayşe Tolga, Belçim Bilgin, Bennu Gerede ve Akasya Asıltürkmen var. Her biri için süreç farklıydı. Giysiyle birlikte, kişinin giysiyle kurduğu ilişki de yeniden inşa edildi, mevcut olanı kişinin bugünkü kimliğine yeniden hizalamak…
Belki de dolabındaki en değerli parça, henüz yeniden düşünmediğin parçadır.
Arşivden kırmızı halıya
Bugün arşiv moda, kırmızı halının da yeni dili haline geldi. Arşiv giyimin 2025’te TikTok üzerinden yeniden bir arzu nesnesine dönüşmesiyle birlikte, vintage dükkanların avant-garde ve kırmızı halı giyimine özel alanlar açması tesadüf değil. SS26 podyumlarında beliren upcycle referansları ve tasarımcıların koleksiyonlarına sızan dönüşüm estetiği ve vintage yalnızca nostaljik bir stil değil, sürekliliği olan bir kültürel hat olduğunu gösteriyor. Bu çizgi, işlevsellikten doğan bir dili bugünün moda anlatısına taşıyor ve giyimin geçmişten geleceğe uzanan evrimini görünür kılıyor.
Kendall Jenner’ın 1992 tarihli Thierry Mugler elbisesiyle Met Gala’da yarattığı etki, Ariana Grande’nin 1991 Saint Laurent couture tercihi ya da Madonna’nın Bob Mackie elbisesini yıllar sonra yeniden sahneye taşıması… Bu tercihler ikinci elin ve arşiv giysilerin yüksek bir estetik bilinç ve stil beyanı olduğunu gösteriyor. Lüks burada seçimle yeniden tanımlanıyor.
Son yıllarda büyük moda evleri arşivlerine ve stok fazlalarına bakışlarını değiştirdi. Giysi artık korunacak bir obje değil, yeniden okunacak bir malzeme.
Miu Miu’nun vintage ve stok parçalardan oluşturduğu upcycled projeler, ceketleri sökerek eteklere dönüştürmesi, Prada’nın kiralama ve döngüsel koleksiyon hamleleri…
Wardrobe Surgery tam olarak bu yerden konuşur. Bir giysi ele alındığında yalnızca kumaş değil, taşıdığı statü, geçmiş kullanım biçimleri ve bedensel hatıralar da masaya yatırılır. Nereden kesileceği kadar, nereden korunacağı da tasarımın parçasıdır.
Giysi, hafızası olan canlı bir bedendir. Belki de 2026’nın yeni lüksü, zaten sahip olduklarımızla daha derin bir ilişki kurabilmek, bir giysinin karbon ayak izinin %39’a kadar azalmasının en temel nedeni.
Wardrobe Surgery için sürdürülebilirlik yalnızca çevresel bir mesele değildir. Bu, estetik bir süreklilik, kültürel bir devamlılık ve zanaate duyulan saygıdır.
Bazı parçalar yeniden satın alınmaz. Yeniden düşünülür. Yeniden yaşanır. Çünkü stil yalnızca nasıl göründüğümüz değil, nasıl hatırladığımızdır.
Kestik
İlginizi çekebilir >>>>> Kış aylarında puffer ceketlerle şık görünmek mümkün mü?
