Fotoğraf: Pexels
Eğer hafta içi yetiştiremediğiniz işlerinizi, yarım kalan maillerinizi ve aksayan rutinlerinizi hafta sonuna sığdırmaya çalışıyorsanız, bu iki günü dinlenmek için değil, gecikmiş bir haftayı telafi etmek için yaşadığınızı söyleyebiliriz.
Takvimde boşluklar olsa da zihniniz durmuyor; cumartesi sabahı, hafta içinin temposu sanki kaldığı yerden devam ediyor. Oysa bu tempoyu sürdürebilmek için hafta sonu, kendinizi yavaşlatmanıza ve durmaya gerçekten izin vermeniz gereken nadir anlardan biri.
Her dakikayı doldurmak yerine zihninize boşluk açın

Hafta sonunu verimli geçirmek zorunda hissettiğiniz an, onu aslında hafta içinin bir devamına çevirmiş oluyorsunuz. Oysa zihnin dinlenmesi dolu yapılacaklar listeleriyle değil, ancak “yapılmayan” o boş anlarla mümkün. Acele etmeden içilen bir kahve, plansız bir yürüyüş ya da hiçbir şey yapmadan durabildiğiniz o dakikalar zihnin hızını fark edilir biçimde düşürüyor; çünkü hafta sonu üretmekten çok hafiflemekle ilgili olduğunda gerçekten dinlendiriyor.
Ekranla aranıza mesafe değil, sınır koyun

Zihinsel detoks denince akla ilk olarak telefonu tamamen kapatmak gelse de sürdürülebilir olan yasaklar değil, sınırlar. Asıl farkı yaratan, hafta sonu boyunca ekranla kurduğunuz ilişkiyi bilinçli hale getirmek. Bildirimleri sürekli kontrol etmek yerine belirli saatlere ertelemek, güne ekransız başlayıp günü ekransız bitirmek zihnin sakin kalmasını sağlıyor. Böylece hafta sonu dijital dünyadan kaçılan bir yer olmaktan çıkıp, onunla aranıza sağlıklı sınırlar çektiğiniz bir alana dönüşüyor.
Pazartesiyi düşünmeyi bir süreliğine erteleyin

Hafta sonunun en büyük sabotajcısı, henüz gelmemiş sorumlulukları bugünden zihinde taşımak. Genellikle pazar akşamı yaklaşırken beliren o huzursuzluk, yapılacakların belirsizliğinden besleniyor. Bunun önüne geçmek için hafta sonuna girmeden, haftayı kapatan kısa bir not almak zihnin yükünü hafifletmeye yetiyor. Yapılması gerekenler zihnin içinde serbestçe dolaşmadığında, hafta sonu pazartesinin gölgesinde kalmıyor ve kendi ritmini buluyor.
Kalabalık planlar yerine kendinize sessiz alanlar bırakın

Hafta sonları, dostlarla yapılan keyifli kahvaltılar ya da uzun zamandır beklenen buluşmalar için elbette en güzel zaman. Ancak burada mesele, “sosyalleşmek zorundayım” hissiyle hareket etmemek. Eğer tüm haftanız kalabalıklar içinde, yoğun iletişimle geçtiyse, hafta sonu yine gürültülü bir ortama girmek sizi şarj etmek yerine pilinizi daha hızlı tüketebiliyor.
Arkadaşlarınızla vakit geçirmenin tadını doyasıya çıkarın ama hafta içi rutininizin yoğunluğuna göre, araya sadece size ait sessiz zaman dilimleri serpiştirmeyi de unutmayın.
Günün sonunda, hafta sonunu bir “telafi mesaisi” olmaktan çıkarıp, “kendine dönme molası”na çevirmek elinizde. Pazar akşamı geldiğinde yorgunluk değil, dinginlik hissetmek istiyorsanız; yapacaklarınızı değil, duracaklarınızı seçin. Bırakın dünya iki günlüğüne kendi hızında dönsün, siz sadece kendi ritminizi dinlemek için odaklanın.
İlginizi çekebilir >>>>> Yeni yılın enerjisiyle uyumlanan 4 adımlı “reset” ritüeli
