Fotoğraf: @jourdandunn
90’lar saç estetiği, kusursuzluk takıntısına mesafeli duran bir güzellik anlayışını temsil ediyordu. Pamela Anderson’ın dağınık sarı topuzu, Jennifer Aniston’ın yıllar geçse de popülerliğini kaybetmeyen katlı saçları ya da Winona Ryder’ın mikro kakülleri… Hepsi farklı stillere ait olsa da aynı ruhu taşıyordu, kusursuzluktan uzak karakteristik saçlar.
Rachel Green kesimi

Rachel Green saçı, yalnızca bir saç kesimi değil, 90’ların popüler kültürle kurduğu ilişkinin de bir yansımasıydı. “Friends” dizisiyle birlikte bu kesim, omuz hizasında biten, bol katlı ve hacimli yapısıyla 90’ların en tanınan saç kesimlerinden biri oldu. Bu kesimin yıllar içinde defalarca geri dönmesinin nedeni, dönemsel trendlerin ötesinde duran yapısı. Rachel Green kesimi için artık bir klasik diyebiliriz.
Mikro kaküller

Mikro kakülün son dönemlerde bu kadar görünür olmasının ardında dramatik bir değişim isteğinden çok, küçük bir dokunuşla fark yaratma fikri var. Aynı zamanda yüzü kapatmak yerine açan yapısı sayesinde bakışları ve kaş hattını öne çıkarıyor, ifadeyi daha net gösteriyor. Bu etkiyi 90’larda en güçlü şekilde ortaya koyan isimlerden biri ise Winona Ryder’dı. Ryder’ın bu kesimi taşıma biçimi, mikro kakülü yalnızca bir saç detayı olmaktan çıkarıp güçlü bir stil ifadesine dönüştürmüştü.
90’lar fönü

90’lar fönü, büyük, havalı ve hareketli saçların öne çıktığı bir stil olarak dönemin estetik anlayışını net biçimde yansıtıyor. 90’ların podyumlarında Claudia Schiffer, Cindy Crawford ve Veronica Webb gibi isimlerin taşıdığı hacimli ve parlak saçlar, bu stilin en bilinen örnekleri arasında. Bu stilin en iyi tarafı ise farklı saç boylarında aynı etkiyi yaratması.
Pixie kesim

Pixie kesim, saçı kısaltmaktan çok bir tavır ortaya koyuyor. Aynı anda hem sade hem iddialı, hem maskülen hem de zarif durabiliyor. Kimi zaman androjen bir sertlik, kimi zaman feminen bir ifade yaratıyor. Nasıl taşındığı tamamen kişisel bir mesele ve size kalmış.
1950’lerde Audrey Hepburn ve Jean Seberg gibi isimlerle uzun ve “bombshell” saçlara bilinçli bir mesafe koyan bu kesim, Avrupa estetiğine göz kırpan daha sade bir güzellik anlayışını temsil ediyordu. 80’lerin sonuna gelindiğinde ise Linda Evangelista’nın pixie kesimi, saçın bir modelin kariyerini bile şekillendirebileceğini gösterdi.
İlginizi çekebilir >>>>> Güzellik dünyasında bob kesimin rönesansı: Bob-aissance
