Fotoğraf: Clement Gerard, @oracle_paris
EC8 ve La Salle de Jeux, belirli bir stile ait olmayı reddeden; zamana, kullanıma ve hislere odaklanan bir tasarım dili öneriyor. Bu yazı, koleksiyonu etiketlemekten çok okumayı deniyor.
La Salle de Jeux ve EC8: Bir koleksiyonu okuma denemesi

Fotoğraf: Clement Gerard, @oracle_paris
Bazı koleksiyonlar kendini hemen anlatır. Bazıları ise zaman ister. EC8, ikinci grupta yer alıyor. Necchi Architecture tarafından Monde Singulier için tasarlanan EC8 koleksiyonu, ilk bakışta net bir stil tanımı yapmayı zorlaştırıyor. Ne tam olarak Art Deco, ne brutalist, ne de çağdaş minimalizm içinde rahatça konumlanıyor. Bu belirsizlik bir eksiklik değil; koleksiyonun bilinçli olarak kurduğu bir alan.
Tasarım dili: Etiketlerden çok kararlar

Fotoğraf: Clement Gerard, @oracle_paris
EC8’in tasarım dili, “hangi stile ait?” sorusundan çok, “hangi kararlara dayanıyor?” sorusuyla okunmayı talep ediyor. Formlar ölçülü, oranlar dikkatli, yüzeyler ise bilinçli biçimde sakin. Burada dekoratif bir iddia yok; tasarım kendini ispatlamaya çalışmıyor.
Art Deco’dan alınan şey süs değil, disiplin. Brutalizmden alınan şey sertlik değil, dürüstlük.
Bu nedenle EC8’i en doğru şekilde tanımlayan yer, stillerin ortası değil; onların filtrelenmiş bir bileşimi. Koleksiyon, geçmiş referansları bugüne taşıyor ama nostalji üretmeden. Parçalar zamansız olmayı vaat etmiyor; zamana dayanmayı öneriyor.
Sanatsal okuma: Nesneden çok atmosfer

Fotoğraf: Clement Gerard, @oracle_paris
La Salle de Jeux, EC8’in en güçlü okuma alanı. “Oyun odası” tanımı burada neşeli bir mekânı değil, ritüeli çağrıştırıyor. Bir araya gelme, bekleme, durma hâli. Mekân, objeleri sergilemek için değil; objelerle birlikte bir atmosfer kurmak için var.
Işık, dramatik değil; yönlendirici. Renk paleti teatral değil; derin. Burgundy tonları mekâna bir ağırlık katıyor ama bunu tarihsel bir dekor gibi yapmıyor.
Bu noktada koleksiyon, sanatla kurduğu ilişkiyi nesne üzerinden değil, mekânsal duygu üzerinden kuruyor. Burada önemli olan “neye bakıyoruz?” değil, “bu mekânda nasıl hissediyoruz?”
Kullanım ve zaman: Yaşlanmasına izin verilen tasarım

Fotoğraf: Clement Gerard, @oracle_paris
EC8’in belki de en sessiz ama en güçlü tarafı, kusursuzluk arayışından bilinçli olarak uzak durması. Yüzeyler pürüzsüz değil; oranlar steril değil. Bu, tasarımın zayıflığı değil, tam tersine uzun vadeli bir karar.
Koleksiyon, objelerin iz almasına, yaşlanmasına ve kullanıcıyla birlikte değişmesine izin veriyor. Bu da EC8’i trend üretmekten çok, yaşam senaryoları üzerine düşünen bir tasarım pratiği hâline getiriyor.
Gözlemciye kısa bir not



Fotoğraflar: Clement Gerard, @oracle_paris
Bu koleksiyonu okurken en çok zorlayan şey, hızlı bir yargıya varamamak oldu. Belki de tam olarak bu yüzden değerli. EC8, “ilk bakışta etki” üretmeyen, ama zamanla açılan bir dil konuşuyor. Burada hissettiğim şey, bir stilin cazibesi değil; bir tavrın sakinliği. Bu koleksiyonun bana söylediği şey şu oldu: Tasarım her zaman yüksek sesle konuşmak zorunda değil. Bazen sadece orada durması yeterli. Ve belki de bugün, en çok buna ihtiyacımız var.
İlginizi çekebilir >>>>> Louis Vuitton Sonbahar/Kış 2026 Erkek: Bir sahne değil, bir ev
