Fotoğraf: @nicolaannepeltzbeckham
Bir ilişkiyi tanımlarken ilk akla gelenler çoğu zaman duygular olur: sevgi, ilgi, heyecan, güven. Ancak bir noktadan sonra fark edersiniz ki mesele yalnızca hissetmekle bitmiyor.
Birlikte nasıl vakit geçirdiğiniz, hayata hangi tempodan baktığınız ve dünyayla nasıl ilişki kurduğunuz da en az duygular kadar belirleyici hale. Son dönemde adını daha sık duymaya başladığımız swag gap ise, tam olarak bu görünmeyen ama hissedilen farklara işaret ediyor.

Swag gap; iki kişi arasındaki tarz, estetik ve yaşam biçimi uyumsuzluğunu anlatmak için kullanılan bir kavram. Ama burada “tarz” derken yalnızca giyimden söz etmiyoruz. Biri için günün en keyifli anı plansızca dışarı çıkmakken, diğeri için her şeyin önceden belirlenmiş olması gerekebilir.
Siz kalabalıkta enerjiniz yükselirken, karşınızdaki sakinliği ve yalnızlığı tercih edebilir; bu da aynı duyguyu paylaşıyor olsanız bile, o duygunun sizde ve onda farklı kaynaklardan filizlendiğini gösterir.
Peki, swag gap neden bu kadar görünür hale geldi?

İlişkiler artık yalnızca iki kişi arasında yaşanan bir alan olmaktan çıktı; sosyal medya, estetik algılar ve görünürlük beklentileri bu dinamiğin doğal bir parçası haline geldi. Hepimiz, az ya da çok, partnerimizle “aynı vibe’da” olmayı önemsiyoruz: aynı mekanlardan hoşlanmak, benzer şeylere gülmek, yan yana durduğumuzda uyumlu görünmek…
Bu beklenti çatladığında ise swag gap kendini hissettirmeye başlıyor. Bir noktadan sonra insanın aklına şu sorular düşüyor: Aslında aynı yerden mi bakıyoruz, yoksa ben sürekli uyumlanan taraf mı oluyorum; bu farklar beni besliyor mu, yoksa fark etmeden yoruyor mu?

Çoğu zaman yüksek sesle dile getirilmeyen ama içten içe hissedilen bu gerilim, swag gap’in tam karşılığı. Burada kritik olan, bu farkların varlığı değil; ilişkide nasıl konumlandıkları. Bazı ilişkilerde tarz uyumsuzluğu merak uyandırır, denge yaratır ve iki tarafın da alanını genişletirken, bazılarında birinin sürekli kendi ritmini kısmak zorunda kalması zamanla sessiz bir kopuş hissine dönüşebilir.

Belki de swag gap’in bu kadar konuşulmasının nedeni, artık uyum fikrine daha dikkatli bakmamızla ilgili. Uyum, benzemek anlamına gelmez; ancak sürekli kendinizden vazgeçmeyi de gerektirmez. Üzerine konuşulmayan tarz farkları, tam da bu nedenle zamanla araya görünmez bir mesafe koyar.
Swag gap bu mesafeyi görünür kılar ve bize şunu hatırlatır: Bir ilişkide mesele yalnızca sevilmek değil, birlikte aynı frekansta durabilmek; çünkü çoğu zaman sorun aradaki farkın kendisi değil, o farkı yok sayma alışkanlığında saklı.
İlginizi çekebilir >>>>> İlişkinizde sevgiyle alışkanlık arasındaki farkı nasıl anlarsınız?
