Fotoğraf: @mileycyrus
2006 yılında Disney Channel’da başlayan ve kısa sürede küresel bir fenomene dönüşen Hannah Montana, 20. yılına özel hazırlanan bir bölümle geri dönüyor. Başrolünde Miley Cyrus’un yer aldığı “Hannah Montana 20th Anniversary Special”, 24 Mart’ta izleyiciyle buluşacak. Yirmi yıl önce bir gençlik dizisi olarak başlayan hikaye, bugün geriye dönüp bakıldığında bir neslin kimlik inşasına eşlik eden kültürel bir an olarak hatırlanıyor.
Özel bölüm, nostaljiyi yeniden paketlemekten çok daha fazlasını vadediyor. Çünkü Hannah Montana, bugün çoğu yetişkin olan izleyici kitlesiyle yüzeysel bir eğlence bağı kurmamıştı; büyümenin karmaşası, iki kimlik arasında sıkışmışlık hissi ve “kendin olma” arayışı üzerinden gerçek bir temas yaratmıştı.
Çift hayat metaforu: Girlhood’un dürüst anlatımı
Hannah Montana’nın merkezindeki “çift hayat” fikri -gündüz sıradan lise öğrencisi Miley Stewart, gece dünya çapında bir pop yıldızı Hannah Montana- aslında gençliğin en evrensel duygusuna temas ediyordu: Aynı anda birden fazla kişi olma hissi. Aile içerisinde, arkadaşlıklarda, hayallerin içinde… Her alanda farklı biri olma ve arayış hali. Dizi, bu bölünmüşlüğü bir zayıflık gibi değil, bir potansiyel gerçekleştirme alanı gibi ele alırken aynı zamanda komedi esansını korumasıyla diğer şovlardan ayrışmıştı.
Miley Stewart’ın okul koridorlarında yaşadığı küçük krizler, arkadaşlık sınavları ve ailesiyle kurduğu ilişki; Hannah Montana’nın sahnedeki ışıltılı varlığıyla bilinçli bir karşıtlık içindeydi. Ancak anlatı hiçbir zaman “sahne daha değerli” fikrini empoze etmiyordu. Tam tersine, esas meselenin köklerle bağ kurmak, doğru ve yanlışı ayırt etmek, hatayı kabul edebilmek ve ilişkileri koruyabilmek olduğunu gösterdi.
Özgüven manifestosu


Fotoğraf: @mileycyrus
Bugün sosyal medyada “affirmation” başlığı altında sunulan cümlelerin karşılığı, o yıllarda Hannah Montana şarkılarında vardı. “Nobody’s Perfect” kusursuzluk takıntısını kırıyor, “The Climb” sürecin kendisini yüceltiyor, “Ordinary Girl” ise en bağ kurulabilir mesajı veriyordu: Sahne ışıkları altında bile sıradan hissetmek olağan.
Dizinin soundtrack’i genç izleyicisine “Aynı anda hem hayal kurabilir hem de kendin olarak kalabilirsin” diyordu. Yani Hannah Montana, tıpkı jeneriğindeki gibi her iki dünyanın en iyi yönlerini merkezine mükemmel olma kaygısı gütmeyen bir bakış açısıyla alıyordu.
Moda: Kimliğin görsel dili
Hannah Montana’yı öne çıkaran güçlü unsurlardan bir diğeri ise modayla kurduğu ilişkiydi. Miley Stewart’ın gündüz stili; denimler, rahat tişörtler, katmanlı kombinler ve Malibu gibi bir sahil bölgesinde yakalanması çok anlaşılır olan bir doğallık üzerine kuruluydu. Klasik “Disney kid” stil kodlarını taşıyan Miley, Hannah Montana olduğunda ışıltılı kostümleri, metalik dokuları ve sahneye ait glam tavrıyla bambaşka bir enerji taşıyordu. Yani onun stili, hem “ordinary” hem de “star” olabilmenin görsel temsiliydi. Bana sorarsanız şovun etkisini böylesine kalıcı kılan şey “relatable” yani herkesin kendinden bir şey bulabileceği bir anlatı sunmasının yanında, moda üzerinden bu kadar güçlü bir dünya kurmasıydı.
20. yıl özel bölümü: Hannahversary günü
24 Mart’ta yayınlanacak özel bölüm, canlı stüdyo seyircisi önünde çekilecek ve Miley Cyrus’a podcast dünyasının öne çıkan isimlerinden Alex Cooper eşlik edecek. Bu kapsamlı sohbet, Hannah Montana karakterinin yaratım sürecini, perde arkasındaki dönüşümleri ve dizinin Miley Cyrus’un kariyerine ve kişisel yolculuğuna etkisini samimi bir perspektifle ele alacak.
Programda daha önce yayınlanmamış arşiv görüntüleri paylaşılacak; Stewart ailesinin oturma odası ve efsanevi Hannah dolabı yeniden kurulacak. Dizi yıllar içinde 14 platin ve 18 altın albümle müzik dünyasında da kalıcı bir iz bıraktı; iki sinema filmiyle genişledi. Disney+ verilerine göre seri, bugüne kadar dünya genelinde yarım milyar saatten fazla izlendi. Bu rakam, bir gençlik dizisinin çok ötesinde bir etki alanına işaret ediyor.
Miley Cyrus’ın Hannah yorumu
Miley Cyrus’un da vurguladığı gibi Hannah Montana onun kimliğinin ayrılmaz bir parçası. Şovun kutlama niteliğindeki geri dönüşü ise Hannah Montana ile büyümüş neslin kendi gençliğine, kendi hayallerine ve o dönemde öğrendiği özgüven derslerine yeniden bakması için bir fırsat. Işıltılı bir perukla başlayan ama özünde “kendin olma cesareti”ni anlatan bir hikayeye saygı duruşu.
İlginizi çekebilir >>>>> Karşınızda ilk Maison Margiela kızı: Miley Cyrus
