Fotoğraf: @kendalljenner
Günün daha ilerleyen saatlerine gelmeden, sadece biriyle görüştükten sonra kendinizi beklediğinizden daha yorgun hissettiğiniz oluyor mu? Üstelik sohbetin akışında ya da diyaloglarda belirgin bir sorun yokken…
Bu hissi çoğu kişinin zaman zaman yaşadığı ama adını koymakta zorlandığı bir deneyim olarak adlandırabiliriz. Ama son zamanlarda bu durumu anlatmak için kullanılan bir kavram var: aurakiller etkisi.
Aurakiller etkisi rutininizi nasıl etkiler?

Aurakiller etkisi, bulunduğu ortamda açık bir çatışma yaratmadan çevresindeki insanların enerjisini yavaş yavaş tüketen bir duygu durumunu anlatır. Çoğu zaman ortada büyük bir olay olmasa da; mesele daha çok küçük ama tekrar eden işaretlerde saklanır diyebiliriz.
Sohbetin yönünün sürekli aynı kişiye dönmesi, bitmeyen bir negatif atmosfer ya da fark edilmeden aşınan sınırlar gibi detaylar zamanla birikmeye başlar.
İlk başta önemsiz gibi görünen bu küçük işaretler üst üste geldiğinde ise tablo yavaş yavaş netleşir. Ve görüşmenin sonunda hissedilen o tanıdık yorgunluk, aslında nereden geldiğini daha görünür hale getirir.
Peki, bu etkiyi nasıl fark edersiniz?

Sohbetlerin yönü sürekli aynı kişiye dönüyorsa
Sağlıklı iletişim karşılıklılık üzerine kurulur. Bir taraf konuşur, diğer taraf dinler; sonra roller değişir. Ancak bazı sohbetlerde konu sürekli aynı kişiye döner. Problemler, duygular ve gündem hep tek bir kişinin etrafında şekillenir. Zamanla kendinizi yalnızca dinleyen ve destek veren biri gibi hissedebilirsiniz.

Görüşme bittikten sonra zihniniz hala o konuşmayla meşgulse
Bazı sohbetler bittiğinde konu da orada kapanır; zihniniz rahatlar ve konuşma aklınızda fazla yer kaplamaz. Fakat bazı görüşmelerin ardından durum farklı olur. Sohbet sona ermiş olsa bile düşünceler zihninizde dönmeye devam eder.
Söylenenleri tekrar tekrar hatırlar, o konuşmanın bıraktığı ağırlığı bir süre daha taşırsınız. İşte bu durum çoğu zaman, o görüşme sırasında fark edilenden daha fazla duygusal enerji harcadığınızı hissettirebilir.
Sohbet sırasında kendinizi sürekli açıklamak zorunda kalıyorsanız
Kimi insanlarla iletişim kurarken düşüncelerinizi tekrar tekrar açıklamak zorunda kaldığınızı fark edersiniz. Söylediklerinizin tam olarak anlaşılmadığını hisseder, bu yüzden aynı noktayı yeniden anlatma ihtiyacı duyarsınız.

Bir süre sonra konuşma doğal akışından uzaklaşır ve fark etmeden kendinizi sürekli savunma halinde konuşurken bulursunuz. Böyle anlarda sohbet bir paylaşım alanı olmaktan çıkar; yavaş yavaş zihinsel bir mücadeleye dönüşür.
Sonuç olarak, ilk bakışta oldukça sıradan görünen sohbetler bile zamanla zihinsel ve duygusal enerjinizi beklenenden daha fazla tüketebilir. Bu nedenle mesele yalnızca ne konuşulduğu değil; bir görüşmenin ardından kendinizi nasıl hissettiğinizi fark edebilmekte gizli.
İlginizi çekebilir >>>>> Kalp kırıklıklarından iyileşmeye: 5 adımda dönüşüm
