Fotoğraf: @chanelofficial
The Devil Wears Prada 2 basın turu, yalnızca filmin kendisini değil, Miranda Priestly’nin stil mirasını da yeniden gündeme taşıyor. Meryl Streep, Tokyo’daki son fan etkinliğinde tercih ettiği Chanel görünümüyle bu mirası günümüze taşırken, Matthieu Blazy imzasının moda dünyasında yarattığı etkiyi de pekiştiriyor.
Matthieu Blazy’nin Chanel’i ve Meryl Streep
Chanel Métiers d’Art Pre-Fall 2026 koleksiyonundan seçilen görünüm, klasik Chanel kodlarını alışılmışın dışında bir estetikle yeniden ele alıyor. Vermilyon tonlarında tasarlanan ceket ve midi etek takımı, yüzeyde çatlak hissi veren grafik beyaz desenlerle dikkat çekiyor. Bu görsel dil, parçaya neredeyse pop-art etkisi kazandırırken, koleksiyonun zanaat odaklı yaklaşımını da güçlü bir şekilde hissettiriyor.
Tasarımın en belirgin detaylarından biri ise hareketli silüeti destekleyen uzun siyah püsküller. Hem kol uçlarında hem de etek ve ceketin dalgalı hatlarında kullanılan bu detaylar, görünümü Batı referanslarıyla zenginleştirirken, Chanel’in klasik feminen çizgisine daha özgür bir karakter kazandırıyor. Üst bölümde yer alan dokulu siyah yaka ise bu kontrastı dengeleyen güçlü bir çerçeve sunuyor.
Miranda Priestly referansları devam ediyor

Basın turunun önceki duraklarında Meryl Streep’in stil seçimleri doğrudan The Devil Wears Prada evrenine göz kırpıyordu. Cerulean tonlarında bir kazak, ikonik film repliğini hatırlatırken; kırmızı tonlara odaklanan bir görünüm ise filmin afişindeki stile ince bir gönderme niteliğindeydi.
Tokyo’daki bu son görünüm ise daha farklı bir yaklaşım sunuyor. Bu kez referanslar geri planda kalıyor ve odak tamamen tasarımın kendisine yöneliyor. Bu tercih, serinin özündeki moda odağını yeniden hatırlatıyor: güçlü bir görünüm, tek başına yeterince hikâye anlatabilir.
Chanel aksesuarlarla tamamlanan görünüm
Streep’in görünümü, Chanel’in imza aksesuarlarıyla tamamlanıyor. Siyah burun detaylı beyaz slingback ayakkabılar ve kapitone oval clutch, markanın zamansız kodlarını görünümle uyumlu bir şekilde bir araya getiriyor. Büyük kare güneş gözlükleri ise silüete keskin bir modernlik katıyor.
Mücevher seçiminde ise Fred Leighton ve A Diamond is Forever tercih edilerek görünüm daha klasik bir çizgiyle dengeleniyor. Bu kombinasyon, koleksiyonun deneysel tavrını daha erişilebilir bir stil diline taşıyor.
The Devil Wears Prada 2 öncesi stil beklentisi yükseliyor
The Devil Wears Prada 2’nin 1 Mayıs’ta vizyona girmesi beklenirken, basın turundaki görünümler filmin moda dünyasındaki etkisine dair güçlü ipuçları veriyor. Meryl Streep’in her durakta kurduğu stil dili, yalnızca karakterine değil, aynı zamanda güncel moda gündemine de doğrudan temas ediyor.
Tokyo’daki Chanel tercihi ise bu sürecin en net örneklerinden biri: referanslara ihtiyaç duymadan, tek başına güçlü duran bir görünüm. Ve bu da, Miranda Priestly’nin hala neden bu kadar etkili olduğunu hatırlatmaya yetiyor.
İlginizi çekebilir >>>>> The Devil Wears Prada 2 hakkında bildiğimiz her şey
