Mükemmel değil, cesur. Baharı birlikte karşıladığımız oyuncu, 30 yaşına adım atarken enerjisini ve tutkusunu kaybetmeden olgunluğun farkındalığını kucaklıyor.
Röportaj EYLÜL SOLAKOĞLU
Fotoğraflar EMREY ÖZCAN
Styling NAZLI KAYRAN
Dengeyi öğrenmek

İlayda Alişan, enerjisiyle sahneyi, ışığıyla ekranı dolduran, hayatının her döneminde tutkusu ve disipliniyle fark yaratan bir isim. Artık 30 yaşında; genç yaşta başlayan kariyerinin getirdiği sorumluluklar ve hızlı büyüme süreçleriyle olgunlaşmış, deneyimlerini ve içsel gücünü yanında taşıyan bir kadın. Enerjisini her daim koruyor; hem işine hem kendine dair heyecanını kaybetmiyor, yaşamına renk ve ritim katan o canlılığı etrafına yayıyor.
İlayda Alişan için bu yıl denge yılı. “Yoğunluk hâlâ hayatımda var, ama artık o yoğunluğun içinde kaybolmuyorum. İş üretmek beni çok besliyor, ama eskisi gibi sadece işle var olmuyorum. Kendime alan açmayı, durmayı, gerçekten dinlenmeyi daha çok önemsiyorum,” diyor.


İlayda Alişan’ın çok genç yaşta başlayan bir kariyeri var. Geriye dönüp baktığında, kendiyle kurduğu ilişkinin yıllar içinde nasıl değiştiğini konuşuyoruz. Kendine karşı daha şefkatli mi, yoksa hâlâ talepkar mı? “Eskiden kendime karşı çok daha serttim. Hep daha iyisi, daha fazlası, daha kusursuzu olsun istiyordum. Şimdi hâlâ disiplinliyim, ama kendime karşı daha anlayışlıyım. Hata yapmanın, düşmenin, kararsız kalmanın da sürecin bir parçası olduğunu kabul ediyorum. Şefkat arttı, ama hedeflerimden vazgeçmedim,” diyor.
Bu yolculukta onu en çok olgunlaştıran dönem, erken yaşta sorumluluk almak zorunda olduğu yıllar olmuş. “Hem özel hayatımda hem işte hızlı büyüdüm,” diye ekliyor.
İlayda Alişan: “Beden dilimi yeniden keşfettim”


Tiyatro sahnesine adım attığı Güneşin Oğlu projesi, İlayda için adeta bir cesaret sınavıymış. Ekran önünde olmaya alışkın olsa da tiyatro sahnesinin farklı olduğunu söylüyor. “Kamera önünde hata yapma lüksünüz var, ama sahnede her şey o anda oluyor. Süreç çok yoğun provalarla geçti. Sahne bana anda kalmayı, kontrolü bırakmayı ve seyirciyle gerçek bir bağ kurmayı öğretti. Alkışın enerjisi tarif edilemez bir şey,” diyor sahne heyecanını anlatırken.
“Tiyatroda duyguyu büyütmeniz gerekiyor; sesiniz, bedeniniz, enerjiniz daha geniş. Kamera ise en küçük mimiği bile yakalıyor. O geçişte beden dilimi yeniden keşfettim diyebilirim. İlk başta zorladı ama sonra çok besledi.”
Yakın zamanda TRT’nin Tabii platformunda yayınlanacak dijital dizisi Şule’yi konuşurken, hem tiyatro hem dizideki karakterinin adının Şule olduğunu fark ediyorum. “Evet, isim benzerliği komik bir tesadüf oldu,” diyor ve ekliyor: “Bu projedeki Şule, iç dünyası daha yoğun, kendi çatışmaları olan bir karakter. Dijital işlerin ritmi daha farklı; hikaye daha kompakt ve vurucu ilerliyor. O yüzden karakterin dönüşümü daha net hissediliyor.”
Sınırlar ve kendine alan açmak



Genç yaşta ünlü olmanın cazibesi kadar ağırlıkları da var. Herkesin gözünün üzerinizde olduğu bir dünyada büyümek, sorumluluk ve beklentilerle erken yaşta olgunlaşmayı getiriyor. İlayda Alişan da tam bu denklemin içinden geçerek bugüne ulaşmış. Peki, şöhretle arası nasıl? Özel hayatını ve sınırlarını korumak için neler yapıyor? “Şöhreti bir sıfat gibi üzerimde taşımıyorum. Ben işimi yapan bir oyuncuyum. Özel hayatımla ilgili artık daha seçiciyim. Her şeyi paylaşmak zorunda olmadığımı öğrendim. Bazen geri çekilmek, görünmemek de iyi geliyor,” diyor.
Daha önce bir röportajında, “hayır” demekte zorlandığını söylemişti; belki de modern çağın en yaygın sorunlarından biri. Şimdi ise merak ediyorum: Artık sınırlarını net çizebiliyor mu, bunu nasıl başarıyor? “Eskiden kimseyi kırmamak için kendimi geri plana attığım çok oldu. Artık şunu öğrendim: Kendini sürekli feda etmek kimseye iyilik değil. Daha netim. Hâlâ zorlandığım anlar oluyor ama içime sinmeyen şeylere evet dememeye çalışıyorum,” diyor.
Bunca zamandır insanların onu yanlış anladığı konular var mı, soruyorum. “Bazen mesafeli olduğumu düşünüyorlar ama aslında sadece temkinliyim. Bir de dış görünüşüm üzerinden çok varsayım yapılıyor. Oysa beni gerçekten tanıyanlar, ne kadar duygusal ve hassas olduğumu bilir.”
İlayda Alişan, kendini rahat ve doğru ifade edebilen biri. Bunun sebeplerinden biri de, yakın ilişki içinde olduğu babası olsa gerek. Babasının gazetecilik geçmişi kariyerine nasıl yansıyor, merak ediyorum. “Babamın yıllarca Hürriyet’te çalışmış olması, medyaya bakışımı etkiledi. Haber dilini, algıyı, manşetin gücünü ondan öğrendim. Röportajlarımı okur, bazen çok dürüst eleştirir. En çok da metinlerimdeki ifade biçimiyle ilgili yorum yapar,” diyor.
İlayda Alişan için aşk, gündelik anlar ve küçük mutluluklar

Uzun süredir Oğulcan Engin’le mutlu bir ilişkisi var. Peki, bu ilişkinin ona en iyi gelen tarafları neler? “En iyi gelen şey rahatlık. Yanında filtresiz olabildiğin birinin olması büyük bir lüks. Birbirimizi destekliyoruz ama bireysel alanlarımıza da saygı duyuyoruz. Mizah da bizim için çok önemli,” diyor İlayda Alişan. Yoğun kariyer temposunda aşkı dengede tutmanın sırrı ise birlikte kaliteli zaman geçirmek. “Bazen çok basit şeyler; evde yemek yapmak, birlikte film izlemek ya da spontan bir kaçamak. Büyük planlardan çok küçük anlar değerli.”

Bu ilişkinin kimi zaman tatlı esprilere konu olan unsurlarından biri de Oğulcan Engin’in Seda Sayan’ın oğlu olması. Yakın zamanda Seda Sayan’ın bir programına konuk olduklarında, ikilinin karşılıklı dinamiği çok beğenilmişti. “Seda Sayan zaten çok sıcak ve enerjisi yüksek biri. Benim için de oldukça keyifli bir deneyimdi. Aramızda tatlı ve samimi bir iletişim var ama doğal olarak karşılıklı saygı çerçevesinde, dengeli bir yerden ilerliyor. Güzel, rahat bir sohbetti,” diye cevaplıyor.
İşi gereği çok boş zaman bulamıyor, ama kendine zaman ayırabildiği günlerde neler yapmayı seviyor? “Yürüyüş yapmayı seviyorum, özellikle deniz kenarında. Moda eğitimi aldığım için kombin yapmak, stil üzerine düşünmek de beni rahatlatıyor. Bazen de sadece evde kalıp sessizliği seçiyorum,” diyor.
Sosyal medyada yüksek etkileşimi olan İlayda, Instagram’ı aktif kullanıyor ama bağımlısı değil. Yapay zekayla da dengeli bir ilişkisi var: “Hayatın bir parçası artık; merak ediyorum, araştırıyorum ama mesafemi koruyorum.” Onu en hızlı motive eden şey ise küçük ama samimi anlar. “Seyirciden gelen samimi bir yorum ya da sevdiğim birinden gelen beklenmedik bir destek mesajı bütün modumu değiştirebilir,” diyor.
İlayda Alişan: “Cesaret mükemmel olmaktan daha değerli”

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel olarak soruyorum: Kadın olmanın en güzel, en besleyici tarafları neler? “Kadınların dayanıklılığı ve sezgileri. Biz kadınlar çok kırılgan görünüp aynı anda inanılmaz güçlü olabiliyoruz. Birbirimizi desteklediğimizde ortaya çıkan kolektif güç bence çok kıymetli.”
Son olarak, kendisi de çok küçük yaşta olgunlaşmak, büyümek zorunda kalmış bir genç kadın olarak, kendisinden ilham alan başka genç kızlara bir mesaj vermesini istiyorum. “Kimse senden daha büyük değil. Hata yapabilirsin, korkabilirsin ama yine de ilerleyebilirsin. Kendini küçültmeden, başkasına benzemeye çalışmadan yoluna devam et. Cesaret mükemmel olmaktan daha değerli.”
İlginizi çekebilir >>>>> İlayda Alişan ile Hızlı Sorular YouTube’da!
