Fendi, Baguette koleksiyonunun ilk çıkış tarihinden neredeyse tam 30 yıl sonra Baguette Re-Edition koleksiyonunu tanıtıyor.
Maria Grazia Chiuri tasarımların özünü korumakla kalmıyor, güncel bir yaklaşımı da beraberinde getiriyor. Chiuri, Baguette Re-Edition ile birlikte çantanın farklı versiyonlarını tekrar vitrinlerle buluştururken, kadınların kendi kimliklerini özgürce sunabilecekleri bir alan yaratıyor.
Baguette’in geri dönüşü
Koleksiyonun çıkış noktası, modanın yalnızca bir tüketim alanı değil, aynı zamanda bir ifade biçimi olduğu düşüncesine dayanıyor. Bu çerçevede, güzellik kavramı da yeniden ele alınıyor; kişiliğin güzelliğin önüne geçtiği değil, doğrudan onun simgesi olduğu bir yaklaşım vurgulanıyor.
Marilyn Monroe’ya uzanan miras

Koleksiyonun anlatısında, Marilyn Monroe’ya yapılan ince göndermeler de yer alıyor. A Beautiful Child referansıyla karşımıza çıkan koleksiyon, çantaların hikayesini pekiştiriyor. South Street iskelesinde martıları beslerken Marilyn Monroe, Truman Capote’a “Çantam kurabiyelerle dolu; içlerinde küçük notlar olanlardan. Onları restorandan çaldım,” der. Ardından Marilyn Monroe “Bir gün biri sana benim nasıl biri olduğumu sorsa, Marilyn Monroe’nun gerçekte nasıl biri olduğunu, ne cevap verirdin?” diye sorar. Truman Capote Monroe’nun çantasına baktığında, onun kurabiyelerle dolu olduğunu görür. Ve o anda Monroe’nun yıldız kimliğinin ötesinde, daha kişisel bir yönüne tanık olur. Marilyn’in çantası da tam olarak bu noktada sembolik bir anlam kazanıyor ve yalnızca bir çanta olmanın ötesine geçerek, onun kişiliğinin bir uzantısı olarak okunuyor.
