Fotoğraf: @rebecaoksana
Arkadaşlık bazen fark etmeden bir yapılacaklar listesine dönüşebiliyor. Takvime tarih atılıyor, üç hafta sonrası için masa ayarlanıyor, buluşma gelince herkes son görüşmeden bu yana yaşananları hızlıca özetliyor. Sonra yine dağılıyoruz. Son dönemde buna “catch-up kültürü” deniyor. Anlamı ise arkadaşlığı birlikte yaşanan bir bağdan çok, düzenli güncelleme alışverişine çeviren ilişki biçimi. Yani hayatı beraber deneyimlemek yerine, hayatın özetini paylaşmak. Modern yaşam temposu içinde anlaşılır bir durum ama uzun vadede yorucu da olabiliyor.
Buluşmak var, bağ kurmak var

Aylar sonra yapılan kahveler keyifli olabilir. Ancak bütün ilişki yalnızca bu anlara sıkıştığında sohbetler çoğu zaman başlıklara dönüşür: iş nasıl gidiyor, aşk hayatı ne durumda, tatil planı var mı? Derine inmeden, hızlı bir rapor gibi akıp gider. Aslında gerçek dostluk bazen markete birlikte gitmekte, yürüyüşte saçma bir konuya gülmekte ya da sessizce aynı ortamda oturabilmekte saklıdır. Her görüşmenin “verimli” olması gerekmez.
Neden hepimiz buna düştük?

Yoğun çalışma temposu, farklı şehirlerde yaşamak, bitmeyen ekran süresi ve sosyal medyanın yarattığı doğal olmayan yakınlık hissi bu döngüyü besliyor. Sosyal medya paylaşımlarını izleyince arkadaşımızın hayatından haberdar olduğumuzu düşünüyoruz. Aslında bilgi sahibi olmak ile temas kurmak aynı şey değil. Üstelik herkes yorgunken spontane plan yapmak da giderek lükse dönüşüyor.
Aynı anda yalnız hissettiren kalabalıklar
Bugün çoğumuzun çevresi kalabalık görünüyor ama buna rağmen kendini yalnız hisseden insan sayısı bir hayli fazla. Çünkü bağlantı sayısı arttıkça temasın derinleşeceği garanti değil. Grup sohbetleri aktif olabilir, story’lere emoji bırakılabilir, doğum günleri hatırlanabilir; yine de gerçekten görülmediğinizi hissedebilirsiniz. Catch-up kültürü tam da bu demek aslında. İlişkiler görünürde sürüyor ama duygusal olarak beslemiyor.
Catch-up kültüründen çıkış yolu

Catch-up kültüründen çıkmanın yolu arkadaşlığı “etkinlik” olmaktan çıkarmak. Her buluşmanın uzun, kusursuz ya da haftalar öncesinden planlanmış olması gerekmiyor. Bazen birlikte kısa bir yürüyüş yapmak, markete uğramak ya da iş çıkışı on dakika oturmak çok daha anlamlı olabiliyor. Yakınlık çoğu zaman rahat temaslarla kurulur. Her görüşmede hayatınızın özetini vermek zorunda değilsiniz; canınız sıkkınsa onu da söyleyebilirsiniz, konuşacak konu yoksa sessizlik de paylaşılabilir.
İlginizi çekebilir >>>>> Solo-date trendi: İlişkide bireyselliğin yeni ritüeli
