Fotoğraf: @nessa.lasca
Tasarım dünyasının yeni gözdesi olan messy chic, kusursuz uyum yerine karakteri ön plana çıkarıyor. Farklı dönemlerden gelen mobilyalar, üst üste katmanlanan objeler, tamamlanmamış gibi görünen köşeler ve kişisel koleksiyonlar artık dekorasyonun merkezine yerleşiyor.
Messy chic: Dağınık değil, yaşanmış

Messy chic’in en büyük yanılgısı, kontrolsüz bir dağınıklık olarak algılanması. Oysa bu stilin amacı düzensizlik yaratmak değil, yaşamın izlerini görünür kılmak. Üst üste dizilmiş kitaplar, yıllar içinde biriktirilmiş objeler, farklı tarzlardan gelen parçalar ve kişisel anılar taşıyan detaylar bu yaklaşımın temelini oluşturuyor.
Kusursuz evlerden yorulduk mu?

Sosyal medyada uzun yıllar boyunca aynı estetik öne çıktı: kusursuz yataklar, boş tezgahlar, renklerine kadar düşünülmüş aksesuarlar ve neredeyse hiç yaşam belirtisi göstermeyen mekanlar. Bu görüntüler ilham verici olsa da zamanla birçok ev birbirine benzemeye başladı. Messy chic’in yükselişi biraz da buna verilen bir tepki olarak okunabilir. İnsanlar artık yalnızca güzel görünen değil, yaşanmış hissi veren alanlar arıyor.
Karakter uyumun önüne geçiyor

Bu yeni yaklaşımda önemli olan her şeyin birbirine uyması değil. Vintage bir berjer modern bir sehpayla yan yana gelebiliyor. Sanat kitapları aile yadigarı objelerle aynı rafta yer bulabiliyor. Farklı renkler, farklı dönemler ve farklı hikâyeler aynı mekanda buluşabiliyor.
Yeni lüks: Kişisellik

Messy chic’in bu kadar ilgi görmesinin nedeni belki de tam olarak bu. Uzun yıllar boyunca dekorasyonda uyum ve mükemmellik arandı. Şimdi ise kişisel hikayeler, koleksiyonlar ve karakter sahibi seçimler daha değerli hale geliyor. Belki de yeni lüks, her şeyin kusursuz görünmesi değil; hiçbir şeyin fazla çaba harcanmış gibi görünmemesi.
İlginizi çekebilir >>>>> Leopar deseni: Dekorasyondaki en cesur klasik
