Hayatı kutlayan stil anlayışı, parıltılı dokuları ve kendine özgü estetik diliyle In The Mood For Love artık Boyner seçkisinde. Giyinmeyi; duygu, ifade ve deneyim alanı olarak ele alan marka, Boyner’in farklı stil dünyalarına alan açan yaklaşımıyla yeni bir buluşma gerçekleştiriyor.
Bu yeni dönemin arkasındaki yaratıcı yaklaşımı, In The Mood For Love’ın duyusal ve duygusal tasarım evrenini, koleksiyonların çıkış noktalarını ve Boyner ile kurulan birlikteliğin marka için nasıl bir alan açtığını; Boyner Büyük Mağazacılık Kadın, Erkek ve Çocuk Giyim Kategori Direktörü Merve Hacıhüseyinoğlu, In The Mood For Love Kurucu Ortağı ve CEO’su Rezzan Benardete ve In The Mood For Love Kurucu Ortağı ve Kreatif Direktörü Banu Bora ile konuştuk.


Boyner Büyük Mağazacılık Kadın, Erkek ve Çocuk Giyim Kategori Direktörü Merve Hacıhüseyinoğlu

Boyner’in marka seçkisinde karakterli, güçlü estetik dünyalara sahip markaların öne çıktığını görüyoruz. In The Mood For Love’ı Boyner evrenine dahil ederken sizi en çok heyecanlandıran şey ne oldu?
Merve Hacıhüseyinoğlu: Moda kategorisinde herkesin yaşamına dokunan, keşif ve heyecan dolu, ilham veren bir deneyim sunmaya önem veriyoruz. Bu anlayışla tasarımı ve yaratıcılığı marka kültürümüzün merkezine yerleştiriyoruz. Seçkimizi her geçen yıl büyütürken, dünyaca ünlü markaların yanı sıra özgün markalara da alan açmayı, müşterilerimizi farklı stil dünyalarıyla tanıştırmayı seviyoruz. In The Mood For Love’ı seçkimize dahil ederken bizi heyecanlandıran da bu oldu.
In The Mood For Love Kurucu Ortağı ve CEO’su Rezzan Benardete ve In The Mood For Love Kurucu Ortağı ve Kreatif Direktörü Banu Bora

Mimari ve mekânsal düşünme biçiminizin markanın estetik dünyasını şekillendirdiğinden sık sık bahsediyorsunuz. Bir koleksiyonun yaratılma sürecinde “mekan hissi” ile moda arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz?
Rezzan Benardete: Bir mekân tasarlarken hisleri nasıl katman katman kurguluyorsam, In The Mood For Love’da da aynı yaklaşımı stile taşıyoruz. Işığın yüzeyde bıraktığı etki, dokunun yarattığı derinlik ve silüetin mekânla kurduğu ilişki… Hepsi bir araya gelerek kadının kendi sahnesini yaratmasına alan açıyor. Markamızın artık Boyner’de olması markamızın duygusal ve estetik dünyasını daha geniş bir kitleyle buluştururken, stilin bir ifade biçimi olarak yeniden keşfedilmesine de imkân tanıyor.
In The Mood For Love’ın dünyasında payetler, cesur renkler ve marka diline özgü silüetler güçlü bir ruh hali yaratıyor. Tasarımlarınızın onları taşıyan kişilere hangi duyguları hissettirmesini istiyorsunuz?
Banu Bora: In The Mood For Love benim için tasarım sürecini sadece bir koleksiyon yaratımı olarak değil, bir ruh hali inşası olarak gördüğüm bir dünya. Parıltı, renk ve form aracılığıyla kadınların kendilerini güçlü ve özgür hissettikleri bir evren kuruyoruz. Boyner ile bu dünyayı daha fazla kadının deneyimleyebileceği bir platforma dönüştürüyor; stilin cesur, eğlenceli ve kendine ait bir dil olabileceğini birlikte anlatıyoruz.
In The Mood For Love’da moda fazlasıyla duyusal ve duygusal bir yerden kuruluyor. Renkler, silüetler veya dokular… Bir koleksiyonda sizin için hangi element baz fikri oluşturuyor?
Rezzan Benardete: Benim için koleksiyonun çıkış noktası çoğu zaman bir atmosfer oluyor. Bir mekânın ışığı, bir yüzeyin dokusu, bir rengin bulunduğu alanı nasıl dönüştürdüğü ya da bir silüetin kadın bedeniyle kurduğu ilişki… Tüm bu unsurlar koleksiyonun duygusunu belirleyen temel katmanlara dönüşüyor. Kadının yalnızca şık görünmesini değil, girdiği ortamda kendi varlığını hissettirmesini, kendi sahnesini yaratmasını önemsiyoruz. Bu nedenle tasarım dilimizde duyulara temas eden, mekânla ve ışıkla etkileşime giren güçlü bir estetik kurmaya çalışıyoruz.
Banu Bora: Benim için tasarım sürecinde en belirleyici unsur duygu. Bir parçanın kadına nasıl hissettireceği, koleksiyonun yönünü belirleyen en önemli noktalardan biri. Bazen cesur bir renk paletiyle başlıyoruz, bazen ışığı yakalayan bir payet dokusu ya da vücuda güçlü bir duruş kazandıran bir silüet koleksiyonun enerjisini belirliyor. In The Mood For Love’ın dünyasında tasarım, kadının kendini özgürce ifade edebileceği bir alan açıyor. Bu yüzden parıltı, renk ve form bizim için yalnızca estetik öğeler değil; özgüven, neşe ve görünür olma isteğini taşıyan araçlar. Koleksiyonlarımızda gündüzden geceye uzanan, anın enerjisini yükselten parçalar yaratmayı seviyoruz.
Markanın merkezinde “kutlama” fikri var. Tasarım sürecinde sizi besleyen görsel dünyalar, dönemler ya da kadın figürlerinden bahsedebilir misiniz?
Banu Bora: Kutlama fikri bizim için kendini iyi hissettiğin ya da kendini ifade etmekten çekinmediğin her anın içinde var. Bu yüzden tasarım sürecinde beni en çok besleyen şey, hayatı kendi ritminde yaşayan kadınların enerjisi. Kendi stilini kuran, bulunduğu ortama karakter katan, güçlü ama aynı zamanda eğlenceli bir tavır taşıyan figürler marka dünyamızda çok önemli bir yerde duruyor. Görsel olarak farklı dönemlerin ihtişamından, sinematografik sahnelerden, gece hayatının ışığından, modern şehir kadınlarının özgüveninden ve vintage estetiğin zamansız etkisinden besleniyoruz. Parıltıyı sadece gösterişli bir detay olarak değil, ruh halini değiştiren bir tasarım dili olarak ele alıyoruz.
Boyner ile olan birliktelik In The Mood For Love için nasıl bir dönüşüm alanı yaratıyor? Markanın bugüne kadar kurduğu estetik dünyayı yeni dönemde nasıl hayal ediyorsunuz?

Rezzan Benardete: Boyner iş birliği, In The Mood For Love’ın bugüne kadar kurduğu estetik ve duygusal dünyayı daha geniş bir kitleyle buluşturmak açısından çok değerli bir adım. Markamız bugüne kadar kendi kanalları ve seçili satış noktaları üzerinden kendine özgü bir kitleyle buluşuyordu. Şimdi Boyner’in güçlü mağaza deneyimi ve dijital kanallarıyla bu dünyayı daha görünür, erişilebilir ve kapsayıcı bir alana taşıyoruz. Bu iş birliğini yalnızca yeni bir satış kanalı olarak görmüyoruz. Bizim için bu birliktelik modayı bir ruh hali olarak ele alan yaklaşımımızı daha fazla kadına ulaştıran stratejik bir buluşma. Yeni dönemde markamızı kendi karakterinden ödün vermeden; daha fazla kadının stil yolculuğuna eşlik eden, keşif duygusunu güçlendiren ve estetik evrenini genişleten bir noktada hayal ediyoruz.
Banu Bora: In The Mood For Love’ın dünyasında her zaman güçlü bir duygu, parıltı ve kendini ifade etme özgürlüğü var. Boyner ile bu dünyanın daha fazla kadınla buluşacak olması bizim için çok heyecan verici. Çünkü tasarım dilimizde yer alan cesur renkler, ışıltılı dokular, feminen silüetler ve kutlama hissi artık daha geniş bir deneyim alanında karşılık bulacak. Yeni dönemde markamızı aynı özgür, eğlenceli ve karakterli ruhunu koruyarak büyüyen bir evren olarak hayal ediyoruz. Boyner’in farklı stil dünyalarına alan açan yapısı, markamızın cesur ve duygusal tasarım diliyle çok doğal bir şekilde buluşuyor. Bu birliktelikle daha fazla kadına, stilin yalnızca giyinmek değil; kendini göstermek, iyi hissetmek ve kendi anını kutlamak için güçlü bir ifade biçimi olduğunu anlatmayı hedefliyoruz.
In The Mood For Love ürünlerini Boyner mağazalarında ve boyner.com.tr’de keşfedebilirsiniz.
