Bugünün kadınları artık yalnızca güzel kokmak değil, bir ruh hali taşımak istiyor. Sizce “Rose, I Am” nasıl bir kadının parfümü?
Rose, I Am; yalnızca güzel kokmak isteyen bir kadının değil, kendi özünü, enerjisini ve karakterini yansıtmak isteyen bir kadının parfümü. Bu parfüm; sıradan olmayan, kendi yolunu çizen narin ve güçlü kadınları temsil ediyor. Tıpkı Rosa Damascena gülü gibi, emekle şekillenen, zamanla derinleşen ve gerçek özünü ancak doğru koşullar altında ortaya koyan kadınları. Rose, I Am tam olarak şu ruh halini taşıyor: özgüvenli, zarif, dirençli ve kendi değerinin farkında bir kadın.
gülsha’nın imza dünyasında gül her zaman merkezdeydi. “Rose, I Am” klasik gül kokularından nasıl ayrışıyor?
Bizim için gül, hikâyemizin özü. 1965’ten beri Isparta’da Rosa Damascena yetiştiriyor ve dünyanın en prestijli parfüm ve kozmetik markalarına gül yağı üretiyoruz. Dolayısıyla biz gülü yalnızca kullanan değil, onunla yaşayan bir markayız.
Rose, I Am’i yaratırken beklenen klasik gül kokusundan fark yaratmak istedik. Hafif, modern, sofistike ve zamansız bir imza yaratmayı hedefledik. Çok pudralı, ağır ya da nostaljik bir gül yerine; enerjik, sıcak ve rafine bir iz bırakan bir gül yorumu tasarladık.
Şişe tasarımında bile bu yaklaşımı yansıttık. Beklenen pembe bir şişe yerine, gül uçucu yağının bütünlüğünü ve kalitesini daha iyi koruyabilmek için amber kahverengi bir şişe tercih ettik. Bu seçim aynı zamanda markanın daha modern, doğal ve rafine dünyasını da yansıtıyor.
Ayrıca içinde yaklaşık iki bin gül yaprağının ruhunu taşıyan çok özel bir kompozisyon var. Lansmandan sonra aldığımız en güzel geri bildirimlerden biri de kokunun hem çok beğenilmesi hem de kalıcılığıyla ilgili oldu. Birçok kişi tende saatler boyunca çok zarif ama etkileyici bir iz bıraktığını söyledi. Bu da bizim için çok kıymetliydi.
Parfümün ortaya çıkış sürecinde sizi en çok etkileyen an veya ilham neydi? Bu koku kişisel hikayenizden izler taşıyor mu?
Ben çocukluğumdan beri mayıs sabahlarında, güneş doğmadan gül toplanan tarlaların içinde büyüdüm. O sessizlik, o serinlik ve havaya yayılan ilk gül kokusu benim hafızamda çok güçlü bir duygu olarak yer etti.

Bu parfümü yaratırken en büyük ilhamım da aslında gülün kendisiydi. Uzun yıllardır bizden bir parfüm çıkarmamız isteniyordu ama ben doğru zamanı ve gerçekten içime sinen kokuyu bekledim. Çünkü ortaya sadece güzel bir parfüm değil, gülsha’nın ruhunu taşıyan gerçek bir imza çıkarmak istedim.
Rose, I Am’in hikayesini yıllardır zihnimde taşıyordum. Hayal ettiğim duyguyu ve atmosferi anlattıktan sonra Fransa’da birkaç farklı numune hazırlandı. Ve ilk kokladığım anda, içlerinden biri bana çok farklı hissettirdi. Sonrasında üzerinde bazı küçük dokunuşlar yaptık ama o ilk hissettiğim duyguyu hiç değiştirmedik.
Hatta Fransa’da ilk numuneyi üzerimde taşıyıp sokaklarda gezerken, arka arkaya girdiğim iki farklı mağazada bana “Parfümünüzün adı ne?” diye soruldu. O an hem çok mutlu oldum hem de doğru kokuyu bulduğumu hissettim. Çünkü istediğim şey tam olarak buydu: dikkat çeken ama bağırmayan, zarif ama unutulmayan bir imza bırakmak.
Cilt bakımındaki doğal ve rafine yaklaşımınızı parfüm dünyasına taşırken hangi detaylara özellikle önem verdiniz?
Bizim için en önemli konu doğallıkla rafineliği aynı noktada buluşturabilmekti. gülsha’da her zaman çok duyusal ama aynı zamanda kaliteli içeriklerle çalışan bir marka olduk. Parfüm tarafında da aynı yaklaşımı koruduk. Kokunun tende çok sofistike gelişmesini, temiz ama karakterli hissettirmesini istedik.
Ayrıca gülün doğallığını modern bir lüks anlayışıyla yorumlamak bizim için çok önemliydi. Bu yüzden Grasse’daki uzman parfümörlerle birlikte çalıştık ve çok katmanlı, zamansız ama modern bir imza koku yaratmaya odaklandık.
Rose, I Am’in notalarından bahseder misiniz? İlk sıkıldığında ve saatler sonra tende bıraktığı his arasında nasıl bir dönüşüm yaşanıyor? Kokunun karakter yolculuğunu sizden dinlemek isteriz.
Rose, I Am ilk sıkıldığında çok aydınlık ve enerjik açılıyor. Gül, mandarin ve cassis notaları ilk anda canlı, modern ve ışıklı bir his veriyor.
Bir süre sonra kalpte bizim için en özel bölüm ortaya çıkıyor: Türk Rosa Damascena gülü ve beyaz çiçekler. Burada daha feminen, zarif ve duygusal bir karakter hissediliyor. Saatler ilerledikçe amber, kaşmir ve beyaz misk devreye giriyor. Koku daha sıcak, tenle bütünleşen, sofistike ve bağımlılık yaratan bir iz bırakıyor.
Aslında tıpkı bir kadının farklı yönleri gibi; ilk anda enerjik, sonra zarif ve sonunda çok güçlü bir karaktere dönüşüyor.
“Rose, I Am” ismi oldukça güçlü bir kimlik mesajı taşıyor. Bu parfümle kadınlara nasıl bir duygu ve karakter hissi vermek istediniz?
Çünkü bu isim bir parfüm isminden çok bir ifade aslında. “Ben bir gülüm” demek ama sıradan bir gül değil. Kendi değerini bilen, özünü koruyan, zarif ama güçlü bir kadın olmak demek. Biz kadınların hayatında bazen zor dönemler, değişen mevsimler oluyor. Ama tıpkı Rosa Damascena gibi yeniden açmayı biliyoruz.

Rose, I Am ile kadınlara tam olarak bunu hissettirmek istedim: Kendi özünü hatırlamak. Kendi değerini taşımak. Ve bunu çok zarif ama güçlü bir şekilde ifade edebilmek.
gülsha bugün global ve modern bir “self-care” markası olarak konumlanıyor. “Rose, I Am” markanın geleceğinde nasıl bir dönüm noktası temsil ediyor?
Rose, I Am, bizim için çok duygusal ve stratejik bir dönüm noktası. Yıllardır Türk gülünün özünü dünyanın en prestijli markalarına taşıyorduk. Şimdi ise ilk kez kendi imza parfümümüzle bu hikâyeyi çok daha kişisel bir şekilde anlatıyoruz.
Bu parfüm, gülsha’nın sadece cilt bakımı değil; yaşam stili ve modern lüks dünyasında da güçlü bir marka olma hedefinin bir parçası. Aynı zamanda Anadolu’dan doğan bir değerin, kendi kültürünü ve hikayesini koruyarak global ölçekte güçlü ve zamansız bir marka yaratabileceğinin de güzel bir örneği olmasını ümit ediyorum.
TANITIM
