D’lara Chocolate&Events’in yaratıcıları, iki kız kardeş Dilara Tahincioğlu Sel ve Berna Halaçoğlu, Etiler’deki tasarım ofislerinde baharı yaratıcı sunumlarla karşılıyor. Renkli detaylar, ışıltılı lezzetler hem modern hem de davetkar bir sofra estetiği oluşturuyor.
Hazırlayan Hande Rakıcı
Asistanlar Melike Deniz kazar, Öykü Terzioğlu
Fotoğraf Erhan Tarlığ
Bahar sayımız için bir araya geldiğimiz, D’lara Chocolate & Events’in kurucuları Dilara Tahincioğlu Sel ve Berna Halaçoğlu Etiler’deki tasarım ofislerinde sıcak bir tebessümle karşılıyorlar bizi. Kapıdan içeri adım attığımız anda dingin renk paleti, yeşil bitkiler ve Feng Shui prensipleriyle kurgulanmış huzurlu atmosfer dikkat çekiyor. Işığın akışı, sanat eserlerinin konumu ve özenle yerleştirilmiş objeler mekânda bilinçli bir denge yaratırken, ortaya çıkan pozitif enerji tasarım diline de doğrudan yansıyor. D’lara’nın hikâyesi ise bir iş planından çok, iki kız kardeşin hayatının doğal akışından doğmuş.
İlham veren denge

Çocukluklarından beri estetik, sofra kültürü ve kutlama ritüelleriyle iç içe büyüyen Dilara ve Berna için davet vermek hiçbir zaman yalnızca bir organizasyon değil; bir ifade biçimi olmuş. Ailelerinin şekerleme ve çikolata dünyasındaki geçmişi, özenle hazırlanan masalar ve zarif detaylarla kurdukları bağ, bugün markanın temelini oluşturuyor. Annelerinden gelen Lübnan geni Doğu’nun zengin misafirperverlik kültürü ile Avrupa’nın sade şıklığını harmanlayan bakış açısı, D’lara’nın zamansız estetik dilini besleyen en önemli kaynaklardan biri. İki kardeşin karakter farkı ise markanın en güçlü tarafı. Berna organizasyon akışını ve müşteri iletişimini yönetirken, Dilara mekânın ruhunu kuran tarafta; renk dengesi, kompozisyon ve detaylar onun dünyasında şekilleniyor. Biri hikâyeyi dinliyor, diğeri o hikâyeyi görselleştiriyor. Bu doğal denge sayesinde güçlü bir enerjiye dönüşüyor.
Masadaki sanat


Bu bahar sofrasının çıkış noktası da belirli bir çiçek ya da tek bir renkten çok, bir akış fikri olmuş. Ofisin mevcut renkleri, ışıkla kurulan ilişki ve mekânda yer alan sanat eserleri tasarımı yönlendirmiş. Özellikle Rana Balca’nın eseri, sofranın ruhunu başlatan ilk fırça darbesi gibi konumlanmış; içindeki sıcak tonlar ve akışkan çizgiler masa kompozisyonuna taşınmış. Amorf ve katmanlı akrilik yüzeyler, baharın yumuşak geçişlerini çağrıştırırken; yüzeyin içinden yükseliyor gibi görünen çiçekler yeniden doğuş hissini çağdaş bir dille yorumlamış. Sinem Ekşioğlu’nun, Five O’clock farkıyla hazırladığı şeffaf jöleler ise hafiflik ve su hissi oluşturmak için tercih edilmiş. Bu modern kompozisyonun içine eklenen vintage Dior tabaklar ise geçmişle bugünü zarif bir dengede buluşturmuş. Ortaya çıkan masaya baktığımızda ise baharın hareketini, ışığını ve duygusunu anlatan yaşayan bir sahneye dönüştüğünü fark ediyoruz.
İmza dokunuşu

D’lara Chocolate&Events’i diğerlerinden ayıran en güçlü imza ise kusursuzluk arayışından çok karakter yaratma yaklaşımı. Her davet kendi ruhuna sahip; asla birbirinin kopyası değil. Müşterileriyle kurdukları bağı ise tasarım kadar önemsiyen ikili, D’lara’yı yalnızca bir marka değil, estetik anlayışı ve davet kültürüyle bir yaşam stili olarak konumlandırmayı hedefliyorlar.
İlginizi çekebilir >>>>> Eda Uyar anlatıyor: Bureau’nun zamansız tasarım dili
