Eda Uyar anlatıyor: Bureau’nun zamansız tasarım dili

7 Ocak 2026
Eda Uyar anlatıyor: Bureau’nun zamansız tasarım dili

Fotoğraf: @instylehome.tr

Levent’te konumlanan multidisipliner tasarım stüdyosu Bureau, kurucusu ve kreatif direktörü iç mimar Eda Uyar’ın yaratıcı ve yenilikçi vizyonuyla zamansız ve özgün bir tasarım dilinin altını çiziyor. 

Hazırlayan Hande Rakıcı
Fotoğraflar Erhan Tarlığ
Asistanlar: Öykü Terzioğlu, Melike Deniz Kazar

Fotoğraflar: @instylehome.tr

Tasarım dünyasına yolculuğu Bilkent Üniversitesiyle başlayan Eda Uyar, iç mimarlık fakültesinden sonra Milano’daki Domus Academy’de yüksek lisansını tamamlıyor. New York’taki Pratt Institute’ta mobilya tasarımı eğitimi alan Uyar, sektörde geçirdiği 8 yılın ardından kendi markası Bureau’yu kuruyor

Bureau nasıl doğdu? Kuruluş hikayesinden bahseder misiniz?

Bureau, aslında çocukluğumdan itibaren tasarımla ve mekânlarla kurduğum duygusal bağın yetişkinlikte profesyonel bir markaya dönüşmüş hâli. Küçüklüğümden beri mekanların içindeki insanlar kadar güçlü bir ruhu olduğuna inanırdım ve tasarıma özel bir merakım vardı. Sektördeki deneyimim sonucunda şunu gördüm. İç mimarlık, uygulama ve tasarım yönetimi birbirinden kopuk ilerlediğinde ortaya çıkan sonuç kimseyi tatmin etmiyor. Hem müşteriyi hem tasarımcıyı yoran bir süreç. Bureau tam da bu eksikliği çözme ihtiyacından doğdu. Sadece bir tasarım stüdyosu değil, baştan sona deneyim tasarlayan, multidisipliner bir yapı kurmak istedim. 

Markanızın tasarım dilini birkaç kelimeyle tanımlasak? 

Bureau’nun tasarım dili benim için heykelsi, zamansız, ve özgün. Her ürünün ve her mekânın için kendine has bir hikâye geliştiriyoruz, bu hikâyeyi tasarımın diline ve bir dna’ya çeviriyoruz. Bu yüzden de zorlamadan, organik bir şekilde özgün olabiliyorlar. 

Fotoğraf: @instylehome.tr

Tasarım ofisiniz projelerinize ve yaratıcılığınıza nasıl ilham veriyor?

Benim için çalışma ortamının ruhu, ürettiğimiz iş kadar önemli. Bureau’yu kurarken ilk dikkat ettiğim şey çok keyifli, çok iyi hissettiren bir alan yaratmaktı. Işık kalitesi, her kattan bahçeye açılan kapılar, içeride çoğunlukla çalan “Bureau playlistleri”. Bunların hepsi bilinçli tercih. Günümüzün büyük kısmını ofiste, ekipçe üretirken geçiriyoruz. Bureau’nun atmosferi çok önemli: hem bizi sakinleştiriyor hem de üretme isteği uyandırıyor. Tam da bu nedenle mekânın enerjisi yaptığımız her işe yansıyor. 

Yeni bir projeye başlarken kreatif süreciniz nasıl ilerliyor? İlham kaynaklarınız neler? 

Biz yeni bir projeye başlarken önce mekânın hikâyesini buluyoruz. Tasarımın başlangıç noktası bizim için her zaman bir duygu ya da mekânın kendi anlattığı bir cümle oluyor. Bu hikâyeyi netleştirdikten sonra onu taşıyacak malzemeleri, dokuları, ışığı ve akışı kurguluyoruz; form zaten bu süreçte doğal olarak ortaya çıkıyor. Global tasarım yayınlarını takip ediyorum, tüm seyahatlerimi tasarım odaklı planlıyorum ve şehirleri kendi rotamla geziyorum. Atölyeler, galeriler, malzeme keşifleri kadar filmler, sahneler, kurgular, kitaplar ve sanat da beni çok besliyor.

Fotoğraflar: @instylehome.tr

Şu ana kadar yaptığınız projeler arasında en unutulmaz veya gurur duyduğunuz hangisi?

Benim için en unutulmaz ve en gurur verici projelerimizden biri Londra’daki Chintemani Restoran oldu. Burası modern bir Akdeniz mutfağına sahip, çok katmanlı bir mekan. Kurumsal kimliğinden mekân hikayesine kadar her detayında Türk kültürünün çok derin ve çok anlamlı izleri var. Bu projede hem kültürümüzün simgelerini çağdaş bir dille yeniden yorumladık hem de Türkiye’ye ait değerleri yurt dışında görülür, hissedilir ve anlaşılır bir şekilde hikayeleştirme fırsatı bulduk. Kendi ülkemizin estetiğini, tarihini ve sembollerini Londra gibi global bir şehirde anlatmak gerçekten çok gurur vericiydi. 

Tasarımda “deneysel” veya “alışılmışın dışında” denemeler yapıyor musunuz? Varsa en unutulmaz örnek neydi? 

Biz aslında her projemizde uygulama aşamasında sık duyduğumuz bazı cümlelere çok alışkınız: “Bu üretilemez.” “Bu böyle yapılmaz.” “Daha önce örneği yok.” Ama tam da bu noktalar bize iyi geliyor. Kendimizi zorlamayı, üreticilerin sınırlarını genişletmeyi, hep birlikte öğrenmeyi seviyoruz. Çünkü gerçekten özgün işler ancak bu şekilde çıkıyor. Unutulmaz örneklerden biri de kendi Guilty Pleasure koleksiyonumuzdaki ‘And I Love Him’ konsolun aydınlatmalı versiyonu. Mermer bir konsolun üzerinde tamamen mermerden, kendiliğinden sabit bir aydınlatma ünitesi olması. İlk çıktığında biz de “Bunu mutlaka birileri daha önce yapmıştır” diye düşündük. Ama araştırınca kimsenin böyle bir üretim yapmadığını gördük. Üretim toplantıları en uzun süren, mühendisliği en zor çözülen ve en meşakkatli parçalardan biriydi. Ama sonunda ortaya çıkan iş hem teknik olarak hem de duygusal olarak bizi çok mutlu etti. 

eda uyar kimdir?

Fotoğraf: @instylehome.tr

Sürdürülebilirlik, doğallık veya hikaye anlatımı gibi değerleri projelerinizde nasıl ifade ediyorsunuz? 

Biz sürdürülebilirliği sadece malzeme seçimi olarak değil, projenin bütün yaşam döngüsü üzerinden düşünüyoruz. Bir mekânı lokasyonu, kullanım amacı, uzun yıllar dayanabilmesi ve seçilen malzemenin o mekân için gerçekten doğru olması bizim için çok önemli. Bazen bir taşın lojistik olarak nereden geleceğini, nasıl taşınacağını bile en ince detayına kadar değerlendiriyoruz. Çünkü sürdürülebilirlik aslında tasarım sürecinin her aşamasında alınan küçük ama doğru kararlarla oluşuyor. Bir diğer nokta da şu: Sürdürülebilir bir yaklaşımın hayata geçmesi için sadece bizim önermemiz yetmiyor. Mimarların fikirlerine değer verilmesi, müşterilerin de bu sürece gerçekten açık olması gerekiyor. Doğru malzeme, doğru yöntem ve uzun ömürlü kullanım ancak böyle mümkün olabiliyor. Bizim için sürdürülebilirlik; zamana dayanıklı, yerinde doğru çözümler üretmek ve tüm paydaşlarla bu bilinci paylaşmak demek. 

Bureau’yu önümüzdeki 5 yılda nerede görmek istiyorsunuz?  

Önümüzdeki beş yılda Bureau’nun uluslararası mimari sahnede daha güçlü bir yer edinmesini istiyoruz. Özellikle bir Avrupa ülkesinde şubeleşmek ve orada düzenli olarak proje üretmek hedeflerimizin başında geliyor. Bureau’yu uluslararası ölçekte tanınan ve bilinen bir mimari marka hâline getirmek istiyoruz. Son dönemde aldığımız önemli ödüller de bu yolculuğun güzel bir parçası oldu.

İlginizi çekebilir >>>>> Buse Bayraktar Üçer anlatıyor: Ribbon Flowers’ın hikayesi

 

Daha Fazla İçerik

Rihanna, Savage X Fenty’nin yeni Sevgililer Günü koleksiyonunu tanıttı Rihanna, Savage X Fenty’nin yeni Sevgililer Günü koleksiyonunu tanıttı

Rihanna, Savage X Fenty’nin yeni Sevgililer Günü koleksiyonunu tanıttı

Rihanna, Savage X Fenty’nin Sevgililer Günü koleksiyonunda kırmızı tonlar, dantel dokular ve gül detaylarıyla kurulan görsel dili öne çıkarıyor.
Ariana Grande kahverengi saçlarına geri döndü Ariana Grande kahverengi saçlarına geri döndü

Ariana Grande kahverengi saçlarına geri döndü

Ariana Grande, uzun süredir kullandığı sarı saçlarını bırakıp kahverengi tonlarına döndü.