Fotoğraf: Pexels
Sosyal medyada “doğal” görünmek için harcanan zamanı hiç düşündünüz mü? Aesthetic labor kavramı, işte tam da bu görünmez emeğin ve harcanan zamanın bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.
Kusursuz bir ışık, filtrelerle gizlenen yorgunluklar ve her gün yenilenen pozitiflik çağrıları… aslında hepsi tek bir performansın parçası. Modern dünyada kadınlar, sadece var olmak için bile sürekli bir temsili sürdürmek zorunda kalıyor; “doğal görünmek” bile artık planlı bir çabaya dönüşüyor. Bu da gösteriyor ki, estetik artık sadece bir tercih değil, bir emek biçimi.
Aesthetic labor nedir?
Aesthetic labor kavramını düşündüğünüzde, aklınıza kişinin dış görünümünü, tarzını, ses tonunu ya da beden dilini belirli beklentilere göre sürekli düzenlemesi gelebilir. Ancak biraz daha derinden baktığınızda, dijital çağla birlikte bu sınırların çoktan ortadan kalktığını fark edebilirsiniz.

Artık hepimiz kendi dijital vitrinimizin çalışanıyız diyebiliriz . Instagram’da paylaştığınız “eforsuz” gibi görünen ama dakikalarca hazırlık gerektiren bir selfie, Zoom toplantısında özenle seçilmiş bir arka plan ya da TikTok’ta paylaşılan “doğal olmayan” sabah rutini videoları… hepsi bu görünmeyen emeğin bir parçası.
Dijital künyada kadın olmak
Tabii – söz konusu kadınlar olduğunda, mesele estetikten çok daha derin bir hal alıyor. Sosyal medyada artık görünmez bir estetik dil hakim; arka plan renklerinden kadraja, makyajdan filtrelere kadar her detay, özenle tasarlanmış bir stratejiye dönüşüyor.
“Rahat” ve “doğal” görünmek bile ciddi bir hazırlık gerektiriyor, çünkü her paylaşımda hem kendi kimliğini ifade etmeye hem de sistemin beğeni ölçütlerine uyum sağlamaya çalışıyorsunuz.

Bu görünürdeki özgürlük hali aslında yeni bir denetim biçimini beraberinde getiriyor. Kendi estetik standardınızı belirlediğinizi düşünseniz de, çoğu zaman algoritmaların onayladığı sınırlar içinde hareket ediyorsunuz. Bir başka deyişle, kadınlar kendi seslerini bulmaya çalışırken, sistem onları hep aynı melodinin notalarına sıkıştırıyor diyebiliriz.
Kusurların içinde gerçeklik
Ayrıca aesthetic labor yalnızca görsellikle ilgili bir mesele değil; psikolojik, duygusal ve toplumsal bir ağırlık da taşıyor. “Kendine yatırım yapma” söylemi altında, kadınlar her an üretken, bakımlı, neşeli ve pozitif olmaya teşvik ediliyor. Zamanla bu görünürdeki motivasyon dili, bir baskı biçimine dönüşüyor; çünkü kadınlardan yalnızca iyi hissetmeleri değil, bunu sürekli olarak sergilemeleri de bekleniyor.

Bu bitmeyen temsil hali, kendisi görünmez olsa da etkileri giderek daha görünür bir yorgunluğa dönüşerek, güzelliği artık bir tercih olmaktan çıkarıp; emek, zaman ve duygusal dayanıklılık gerektiren bir iş gücü biçimine dönüştürüyor. Kadınlar ise hem içerik üreticisi, hem izleyici, hem de kendi markalarının yüzü olarak var olmaya çalışırken, seslerini, hikayelerini ve ifade biçimlerini sistemin dar çerçevesine sığdırmak zorunda kalıyorlar.

Ekranda görülen pürüzsüz kadrajların ardında, kimsenin fark etmediği bir emek, sürekli yeniden kurulan bir kimlik ve hiç bitmeyen bir performans yatıyor. İşte bu yüzden, dijital dünyada kadın olmak yalnızca görünmekle değil; görünürlüğün ağırlığını taşımakla da ilgili.
Belki de, filtrelerin ötesinde kusurların içindeki gerçekliğe izin vermek; görünmeyi bir zorunluluktan çıkarıp, yeniden tanımlanmış bir özgürlük haline getirebilir.
İlginizi çekebilir >>>>> Feminist terimler: “Tokenizm” nedir?
