Fotoğraf: Pexels
İyiliksever cinsiyetçilik, feminist literatürde sıkça tartışılan ancak gündelik hayatta çoğu zaman fark edilmeden karşımıza çıkan bir kavram. İlk duyulduğunda nazik, koruyucu ya da destekleyici bir yaklaşımı çağrıştırsa da, gerçekte toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en dolaylı yüzlerinden birini oluşturuyor.
Tam da bu nedenle İyiliksever cinsiyetçilik, sandığınızdan çok daha tehlikeli olabilir; çünkü iyi niyetli bir jest gibi algılanırken aslında kadınları korunmaya muhtaç ve ikincil bir konuma sabitleyerek toplumsal cinsiyet eşitsizliğini görünmez biçimde pekiştirir.
İyiliksever cinsiyetçilik nedir?
İyiliksever cinsiyetçilik, kadınlara yönelik övgü ya da koruyucu tavır gibi görünen ama özünde onları geleneksel rollere hapseden davranış ve söylemler bütünü olarak düşünebilirsiniz. Yaklaşım özünde, kadınlara “kırılgan, hassas ve korunmaya muhtaç” bir kimlik atfederken erkekleri “güçlü, akılcı ve otorite” figürü olarak konumlandırır – böylece, görünürde kadınları yüceltir gibi yaparken aslında onların bağımsızlığını sınırlar ve kamusal alandaki varlığını zayıflatır.

Üstelik gündelik rutinlerimizde hepimizin kulağına tanıdık gelen cümlelerle karşımıza çıkar: “Kadınlar erkeklerden daha duygusal olur”, “Erkekler kadınları korumalı”, “Anne olmak bir kadının en kutsal görevi” ya da “Evin direği erkektir, kadın ise yuvayı yapan kuştur” Kulağa ne kadar masum geliyorlar değil mi? Çünkü görüldüğü üzere mesele kötü niyetli bir saldırı değil; tam tersine, eşitsizliğin tatlı bir paketle yeniden üretilmesiyle ilgili.
Peki, iyiliksever cinsiyetçilik ile karşılaştığınızda nasıl tepki vermelisiniz?
Masum görünen sözlerin ardına bakın
“Kadınlar şöyledir…” ya da “Erkekler böyledir…” gibi genellemelerin ardında kalıplaşmış rollerin yeniden üretildiğini fark edin; üstelik iltifat gibi duran ifadelerin bile aslında hangi rolü dayattığını sorgulamayı unutmayın.

Nazikçe sınır koyun
Size “iyi niyetle” sunulmuş gibi görünen bir yardım teklifini reddederken “Teşekkür ederim, ben halledebilirim” diyerek sınırlarınızı çizin.
Birlikte güçlenin
Çevrenizde bir kadının sözü kesildiğinde ya da ‘korunmaya muhtaç’ gösterildiğinde sessiz kalmayın; yanında durarak bu kalıpların sürdürülmesine engel olun.
Kalıpları görünür kılın
Bahsettiğimiz gibi, masum bir iltifat gibi duyulan sözler bile kimi zaman kadınları belirli rollere sıkıştırabilir. İşte bu noktada durup ‘bu söz aslında ne söylüyor?’ diye sorgulamak, eşitsizliği görünür kılmanın en etkili yolu olabilir.

Bu bağlamda – iyiliksever cinsiyetçilik, toplumsal rolleri güçlendirerek kadınları kırılgan, erkekleri ise koruyucu bir konuma yerleştirir; böylece kadınların özgürce karar verme hakkını gölgeler ve bireysel alanlarını daraltır.
Üstelik çoğu kez “normal” bir nezaket gibi algılandığından kolayca fark edilmez, bu görünmezlik ise eşitsizliği daha da kökleştirir. Dolayısıyla böyle bir tavırla karşılaştığınızda verdiğiniz tepki sadece kendi sınırlarınızı korumakla kalmaz; aynı zamanda çevrenizdekilerin farkındalığını da artırır.
Günün sonunda, gerçek eşitlik kadınların korunmaya değil, özgürce hareket edebilecekleri eşit imkanlara sahip olmasıyla mümkün hale gelebilir. İyiliksever cinsiyetçiliği doğru kavramlarla tanımlamak ise, görünmez zincirleri çözmenin ilk adımı; siz bu farkındalığı geliştirdikçe hem kendi yolunuzu daha bağımsız çizebilir hem de toplumun daha adil bir geleceğe ilerlemesine katkı sunabilirsiniz.
İlginizi çekebilir >>>>> Feminizm 101: İş dünyasında “yapısal eşitsizlikler” sözlüğü