Fotoğraf: @haileybieber
İlişkilerde denge çoğu zaman kendiliğinden oluşan bir atmosfer gibi görünür; oysa bu sakinliğin arkasında tüm duygusal akışı sessizce ayarlayan görünmez bir emek bulunur. Bu akış içinde kadınlar, çoğu zaman fark etmeden partnerinin ruh haline uyumlanır; gerilimi yumuşatır, iletişimi toparlar ve ilişkinin duygusal sıcaklığını korumaya çalışır.
Zamanla bu çaba, kimsenin talep etmediği ama sürekli ondan beklendiği bir sorumluluğa dönüşür ve ilişkinin duygusal dengesini taşımayı sessizce kadının görünmez görevi haline getirir.
Bu rol yerleştikçe kadın tartışmalarda tansiyonu düşüren, kırılgan anlarda duygusal tampon olan, sessiz gerilimleri fark edip önlem alan kişi haline gelir. Bir yandan sevgiyle yapılan bu çabalar ilişkiyi ayakta tutar gibi görünür; diğer yandan kadının kendi duygusal alanını daraltan bir yorgunluk yaratır.
Görünmez roller ilişkinin dinamiğini nasıl yıpratıyor?

Duygusal emeğin giderek tek tarafta toplanmasıyla ilişki dışarıdan huzurlu görünse bile içeride ağırlığı artan bir emek döngüsü işler. Kadın, bir yandan partnerinin duygusunu taşımaya, diğer yandan kendi sessizliğini yönetmeye çalışırken görünmez bir yükle hareket eder.
Dengeyi sürdürme çabası sürekli hale geldikçe kendi duygusal alanından fark etmeden uzaklaşır; içindeki ses kısılır, duygu düzeni partnerin ihtiyaçlarına göre şekillenmiş bir ritme döner.

Bu ritim uzun süre devam ettiğinde kadın hem duygusal açıdan yorulur hem de ilişkinin merkezinden yavaşça geri çekildiğini hisseder. Sürekli uyumlanan taraf olmak, zamanla hem bedenin hem zihnin taşıdığı ince bir gerilim yaratır. Böylece görünmez roller, ilişkiyi sakin tutuyor gibi görünse de kadının iç dünyasında sessizce yer açan bir yük haline gelir.
Gerçek denge ilişkide nasıl kurulur?
İlişki dinamiğinde denge, tek kişinin omuzladığı bir görev değil; iki kişinin birlikte kurduğu bir uyum. Taraflardan biri sürekli düzenleyen, taşıyan, onaran konuma yerleştiğinde gerçek bir denge oluşmaz; geriye yalnızca anı idare eden kırılgan bir sessizlik kalır. Oysa sağlıklı bir ilişkide duygusal emek iki yana da eşit biçimde akar, zor zamanlarda omuz omuza durulur ve iletişimin yükü birlikte taşınır.

Bu nedenle görünmez rolün fark edilmesi ilişkide bir dönüm noktası sayılır. Yükün adını koymak paylaşımın kapısını aralar; paylaşım hem bağı derinleştirir hem de iki tarafa nefes alacak alan açar. Alan genişledikçe kadın yalnızca ilişkiyi ayakta tutmaya çalışan kişi olmaktan uzaklaşır; kendi iç dengesine yaklaşan, duygularına yer bırakan bir noktaya döner.
Bu bağlamda gerçek denge, bir tarafın sessizce üstlendiği görevlerde değil; iki tarafın duygusal emeği paylaşabildiği bir akışta hayat bulur. Yük görünür oldukça, ihtiyaçlar konuşuldukça ve sorumluluklar eşitlenmeye başladıkça ise ilişki daha sağlam, daha dürüst ve daha nefes alan bir yapıya dönüşür.
İlginizi çekebilir >>>>> Ten-duygu döngüsü: Seksin ilişkinin yönünü belirleyen gizli etkisi
