Fotoğraf: Pexels
İlişkilerden söz ederken çözüm önerileri genelde büyük laflarla başlar. Daha çok konuşmak, daha çok zaman ayırmak, daha çok çabalamak… Oysa çoğu ilişkide sessizce arka plana itilen, hatta neredeyse unutulan bir şey var: Öpüşmek. Öpüşmenin kendisi küçük bir temas gibi görülüyor ancak ilişkide bir şeylerin hala yerli yerinde olup olmadığını anlamanın en hızlı yollarından biri buradan geçiyor.
Zaman geçtikçe hayatın hızlı temposuna yetişmek bir ilişkide tarafların önceliği haline gelebiliyor. Günler doluyor, zihin sürekli başka şeylerle meşgul oluyor ve yakınlık yalnızca seks hayatının aktif olmasına bakılarak “nasıl olsa var” fikriyle arka plana atılan bir şeye dönüşüyor. Tıpkı birlikte geçirilen zaman gibi, yakınlık da nicelikle ölçülmeye başlanıyor. Oysa mesele vakit geçirmek değil, “kaliteli” vakit geçirmek. Yakınlaşmak değil, “kaliteli” yakınlaşmak. Bu noktada öpüşme de sıradan bir alışkanlık olmaktan çıkıp, gerçekten temas kurulan bir ana dönüştüğünde anlam kazanıyor. Üzerinde durulmadığı için eksikliği hemen fark edilmese de ilişkiyi tam da bu otomatik halden çıkaran eylemlerden biri öpüşmek. Günlük akışı bir anlığına durduruyor ve iki kişiyi yeniden aynı bedensel ve duygusal noktada buluşturuyor.
Öpüşmenin seksle sınırlanmaması neden önemli?
Yıllar içinde öpüşmeye haksız yere yüklenen bir rol de var: Onu sadece sekse giden bir adım gibi görmek. Oysa öpüşmenin asıl gücü, bir yere varmak zorunda olmamasında. Sırf öpüşmek için öpüşmek, beklentiyi ortadan kaldırıyor. İlginçtir ki birçok durumda arzu da tam bu baskı kalktığında kendiliğinden ortaya çıkıyor. Özellikle kadınlar için uzun, oyunlu ve aceleye gelmeyen öpüşmelerin yakınlık ve tatmin duygusunu belirgin biçimde artırmasının nedeni de bu.
Öpüşmek ilişkideki uyumu nasıl açığa çıkarır?

Öpüşmenin ilişkiniz için kadar etkili olmasının bir diğer nedeni, uyumu saklamaması. Bir öpücük sırasında hissedilen rahatlık, yakınlık ya da tersine hafif bir kopukluk, çoğu zaman kelimelere dökülmeyen şeyleri açığa çıkarıyor. Bazılarına neden orada olduğunu bir kez daha hatırlatırken, diğerlerinde teknikle ilgisi olmayan bayat bir his bırakabiliyor. Bu yüzden öpüşmek, ilişkinin gidişatını sezgisel olarak tartmanın en kestirme yollarından biri haline geliyor.
Öpüşmenin bedensel ve duygusal etkileri

Uzun, güçlü ve bolca temasın olduğu bir öpüşme bedeni ciddi biçimde devreye sokuyor. Kalp atışı hızlanıyor, nefes değişiyor, yanaklar kızarıyor. Dudaklar düşündüğümüzden çok daha hassas olduğu için temas daha yoğun hissediliyor. Beyin başka birinin tükürüğüne maruz kaldığınızda boş durmuyor; keyif, bağlanma ve iyi hissetme ile ilgili kimyasalları aynı anda salgılıyor. Bu yüzden iyi bir öpüşme bazen kötü bir seksten bile daha tatmin edici olabiliyor.
İyi öpüşüp öpüşmediğinizi nasıl anlarsınız?

Peki iyi öpüşüp öpüşmediğinizi nasıl anlarsınız? Cevap aslında karmaşık değil. Karşınızdaki geri çekilmiyor mu, ritme uyum sağlıyor mu, öpüşme sırasında acele mi ediyorsunuz yoksa anın içinde kalabiliyor musunuz? İyi bir öpüşme, karşı tarafı izlemeyi ve onun verdiği sinyalleri takip etmeyi gerektiriyor. Dudakların kapalı başlayıp anın akışına göre açılması, baskının ayarlanması, temponun ortaklaşa kurulması… Bunlar “doğru teknik”ten çok, dikkat ve istek meselesi.
Sevgililer Günü için basit ama etkili bir hatırlatma
Sevgililer Günü’nde büyük planlara, uzun mesajlara ya da iddialı jestlere geçmeden önce, belki de en basit olana dönmek yeterli. Yaklaşmak, durmak ve öpmek. Sadece iyi hissettirdiği için. Sadece biraz daha yakınlaşmak için. Sadece öpüşmek için!
İlginizi çekebilir >>>>> Flört kültüründe yeni bir terim: Sledging nedir?
