İmran Gürakan’ın kaleminden: Bir ekosistem inşa etmek

6 Nisan 2026
İmran Gürakan'ın kaleminden: Bir ekosistem inşa etmek

Ankara Tekmer & Leap Investment Kurucu Ortağı ve CEO’su İmran Gürakan’a göre girişimcilikte başarı, yalnızca iyi fikirlerden değil; doğru insanlarla kurulan güçlü bağlar ve sahada kalabilme becerisinden doğuyor.

Ben hiçbir zaman klasik anlamda ürün geliştiren biri olmadım. ODTÜ’de istatistik okudum, yazılım da biliyordum ama elimden bir uygulama çıkmadı. Hatta uzun süre bunun eksiklik olduğunu düşündüm.

Sonra yolum girişimcilikle kesişti. Bu süreçte kendimi bu alanda daha derinleştirmek için farklı yollar aradım. Girişimcilik ve teknoloji merkezlerinin yönetimi, hızlandırma programları gibi konularda özellikle Güney Kore ve ABD başta olmak üzere çeşitli eğitimler aldım.

İlk başta daha çok dinleyen taraftaydım. Zamanla şunu fark ettim: Ben insanların ne yaptığından çok, neden yaptığını merak ediyorum. Bir girişimci konuşurken aslında neyi çözmeye çalışıyor, neyin peşinde, nerede zorlanacak… Bunları okumayı zamanla öğrendim. Bir fikrin iyi olup olmadığını değil, yürüyüp yürümeyeceğini hissetmek, belki de benim ürünüm buydu.

İmran Gürakan

2021 yılıydı, pandeminin ortasıydı; kızım bir yaşını biraz geçmişti. Biz o sırada Ankara’da TEKMER’i ve LEAP Investment’ı kurduk. Dışarıdan bakınca biraz ters bir zamanlama gibi duruyordu ama içeride hissettiğimiz şey çok netti. Türkiye’de elbette girişimcilik gelişiyor; özellikle Ankara teknik yetenek bakımından bir cennet ama fikirleri ve ürünleri gerçekten büyütecek ve ticarileştirecek yapı eksik. Özellikle yatırımcıların ve özel sektörün kalbi olan İstanbul ile Ankara’yı bağlayacak bir köprü kurmak istedik.

O günden bugüne yatırımlar yaptık, programlar kurduk, insanları farklı etkinliklerle bir araya getirdik. Ama aslında yaptığımız şey hep aynıydı: Bir şeylerin gerçekten çalıştığı bir zemin kurmak.

Yatırımcılarımızın çoğu teknoloji dünyasından değil, gerçek ticaretin içinden gelen insanlardı. Bu benim için çok öğretici oldu. Çünkü onlar size vizyonla birlikte şunu da soruyor: “Bu iş gerçekten para kazanır mı?” Başta biraz sert geliyor bu soru. Ama sonra anlıyorsunuz ki aslında en dürüst soru bu. Teknolojinin içine doğrudan girip oradan ticarete bakmak başka; ticaretin içinden gelip teknolojiye bakmak başka bir şey. Ben ikisinin ortasında kalmayı öğrendim. Ve en doğru şeylerin genelde o kesişimde çıktığını gördüm.

Bugün LEAP portföyünün performansının arkasındaki temel sebeplerden biri de bu. Zaman içinde farklı ülkelerde, farklı hızlarda akan ekosistemlerin içinde bulundum. Çok sayıda girişimciyle çalıştım, şirketlerin büyüme süreçlerine tanıklık ettim. Bu deneyimler bana, coğrafya değişse de girişimciliğin özünün hiç değişmediğini öğretti.

Son yıllarda gözlemlediğim en belirgin değişim ise şu: Ekosistem eskiden hız ve büyüme öncelikliydi. Bugün ise dayanıklılık, sürdürülebilirlik, işin temellerinin ne kadar sağlam olduğu ve birim ekonomi çok daha belirleyici hâle geldi. Yatırımcılar ise çok daha seçici davranmaya başladı.

Tabii, bir ülkede girişimciliğin ilerlemesi sadece iyi fikirlerle, başarılı girişimcilerle açıklanamaz. Kamu politikaları, hukuki altyapı, finansmana erişim, ekosistemin birbirine temas ettiği alanlar… Bunlar yoksa en iyi fikirler bile bir noktada tıkanıyor.

Ben uzun yıllardır bu ekosistemin içindeyim ve Türkiye’de bu politikaların üretildiği şehirde, Ankara’da yaşıyorum. Bu yüzden sadece izleyen değil, dâhil olan biri oldum. Eksikleri gördüğümde yazdım, tartışılması gereken konuları açtım, kamuda farklı komisyonlarda yer aldım, alıyorum. Çünkü gerçekten bir şeylerin değişmesini istiyorsanız masanın etrafında olmanız gerekiyor.

Teknoloji politikalarını okumak, araştırmak, başka ülkelerin yaptıklarını anlamaya çalışmak, kıyaslama yapabilmek ve bunları kaleme alabilmek… Bunlar zamanla işimin doğal bir parçası hâline geldi; zaten yazmayı hep çok severdim.

Bir şeyi gerçekten anlamanın tek yolu sahada olmak, tüm taraflara ulaşabilmek, farklı perspektifleri duyabilmek… Ben her zaman girişimcilerin ve diğer ekosistem temsilcilerinin yanında, süreçlerin içinde, problemin tam ortasında olmaya çalıştım. Çünkü sorunları uzaktan görmekle birebir yaşamak arasında büyük bir fark var. Ve bu fark, insanlarla kurduğunuz ilişkilerle kapanıyor.

Doğru insanlarla, doğru zamanda kurulan ilişkiler çoğu zaman en iyi stratejiden ya da en iyi üründen bile daha belirleyici oluyor. Bugün bana bir kariyerde en önemli şeyin ne olduğunu sorsanız, cevabım çok net olur: Doğru insanlarla bir araya gelebilmek, bir topluluk inşa edebilmek ve o topluluğun içinde güven yaratıp oyun kurabilmek.

Ve belki de en önemlisi; şikayet eden değil, değiştirmeye çalışan olmak; fırsat bekleyen değil, aksiyon ve sorumluluk alabilen olmak. Benim yolculuğumda fark yaratan şeyler hep bunlar oldu.

İlginizi çekebilir >>>>> Miray Tok Çakır’ın kaleminden: Fısıltıyla başlayan bir hayal

Daha Fazla İçerik

2025 sokak stilinin favorisi: Slouchy çantalar 2025 sokak stilinin favorisi: Slouchy çantalar

2025 sokak stilinin favorisi: Slouchy çantalar

Sezonun öne çıkan çanta formu: rahat hatlarıyla dikkat çeken slouchy çantalar.
Selahattin Paşalı ve Eylül Lize Kandemir ile Masumiyet Müzesi’ne bakış Selahattin Paşalı ve Eylül Lize Kandemir ile Masumiyet Müzesi’ne bakış

Selahattin Paşalı ve Eylül Lize Kandemir ile Masumiyet Müzesi’ne bakış

Orhan Pamuk’un aynı adlı eserinden uyarlanan Netflix yapımı Masumiyet Müzesi’nin başrolleri Selahattin Paşalı ve Eylül Lize Kandemir, kelimelerden görüntülere taşınan bir dünyanın izlerini yansıtıyor.