Fotoğraf: Pexels
İlişkilerde kendine güvenmek iddialı duruşlarla ya da keskin sözlerle ortaya çıkmaz; daha çok gündelik anların içine sessizce yerleşir. Bir mesajın geciktiği anda, küçük bir anlaşmazlıkta ya da paylaşılan bir sessizlikte kendini belli eder. Gösterilmeye çalışılmaz, ispatlanma ihtiyacı duyulmaz.
Bu güvenin kaynağı, karşı tarafı etkileme çabası değil; kişinin kendiyle kurduğu sakin ve tutarlı bağdan beslenir. Tam da bu yüzden kendine güvenen insanların ilişkide sergilediği davranışlar göze sokulmaz; doğal bir akışın parçası gibi ilerler, fark edilmeden yerini alır.
İlişkilerde güven dinamiği

İlişkilerde güven yalnızca karşı tarafa yönelen bir his olarak kalmadığından, kişinin kendisiyle kurduğu ilişki bu dinamiğin temelini oluşturur. Kendine güven arttıkça ilişkideki tavırlar daha sakin, daha net ve daha dengeli bir hal alır. Bu yüzden kendine güvenen insanların sergilediği bazı davranışlar, onları kelimelerden önce ele verir; ve tabii ki bu davranışlara bakıldığında güvenin nasıl görünür hale geldiği daha kolay fark edilir.
Onay arayışına kapılmamak
Kendine güvenen biri ilişkide sürekli teyit peşinde koşmaz; sevildiğini ya da değer gördüğünü her an kanıtlama ihtiyacı hissetmez. Küçük belirsizlikler ya da anlık mesafeler iç dünyasında paniğe dönüşmez. Kendi değerini karşısındaki kişinin tepkilerine bağlamadığı için ilişki daha sakin, daha dengeli bir zeminde ilerler.
Duygularını saklamaya çalışmamak

Bu kişiler genel olarak ne hissettiğini bastırmaya ya da olduğundan farklı görünmeye çalışmaz. Hoşuna giden şeyleri de rahatsız olduğu noktaları da dolandırmadan paylaşır. Bu açıklık ilişkiye ağırlık bindirmez; aksine iki taraf arasında daha sağlıklı bir temas alanı açar. Duygular, zayıflık gibi değil, bağın doğal bir parçası gibi yerini alır.
Mesafe ile ilgiyi dengede tutmak

Bir diğeri ise, sürekli iç içe olma ihtiyacı da tamamen geri çekilme halinin baskınlaşmaması. Kendi alanını korurken karşısındakinin alanına da saygı gösterir. İlişki hayatın tamamını kaplamaz; var olan hayatın içine dengeli bir şekilde yerleşir. Bu denge, ilişkiyi ne boğar ne de kopuk hissettirir.
Sorunları kişisel algılamamak
İlişkide yaşanan her gerilimi ya da aksaklığı doğrudan kendisiyle ilişkilendirmez. Karşısındaki kişinin yorgunluğunu, suskunluğunu ya da mesafesini hemen “bende bir eksik var” noktasına taşımaz. Duygu ile durumu ayırmayı bilir; tepkileri sakinleştirir, meseleye daha geniş bir yerden bakar.

Tüm bunlarla birlikte kendine güven, ilişkide yüksek sesle konuşan bir özellik olarak ortaya çıkmaz; daha çok nasıl sustuğunuzda, neyi kişisel almadığınızda ve nerede durabildiğinizde kendini gösterir.
Onay aramadan var olabilmek ise; duyguları saklamadan paylaşabilmek, mesafeyi kaybetmeden yakın kalabilmek ve her sorunu doğrudan kendisiyle ilişkilendirmemekle birlikte bu halin doğal uzantıları olarak ortaya çıkar.
İlginizi çekebilir >>>>> Yeni bir ilişkiye hazır olduğunuzu gösteren 4 işaret
