Fotoğraf: Unsplash
Sevgili InStyle okurları,
Moda psikolojisi alanında da çalışan bir psikolog olarak, bu hafta sizi hepimizin çoğu zaman fark etmeden içinde yaşadığı bir konuya davet etmek istiyorum.
Giysilerle kurduğumuz psikolojik bağlarımıza!
Giysilerimiz, sadece giydiklerimiz değildir. Giysilerimiz, bedenimizi örten bir katmandan çok daha fazlasını temsil eder.
Onlar; kimliğimizi taşıyan, duygularımızı düzenleyen, sosyal rollerimizi görünür kılan ve bazen de bizi bizden bile iyi anlatan ikinci derimizdir.
Kıyafetlerimiz: Sessiz tanıklarımız
Moda Psikoloji literatürüne de geçen, sıkça söylediğim bir gerçeği hatırlatmak istiyorum: Giysi, insanın yaşam döngüsünde temas ettiği ilk ve son nesnedir.
Dünyaya gelmeden önce bizi bekleyen ilk giysi…
Dünyadan ayrılırken bize eşlik eden son giysi…
Ve bu iki uç arasında geçen bütün yıllarda kıyafetler, hayatımızın sessiz tanıkları gibi duygularımıza, kırılganlıklarımıza, mutluluğumuza ve daha pek çok anlarımıza eşlik ederler.
Bu yüzden gardırobumuz sadece bir dolap değildir; kişisel tarihimizin kara kutusu gibidir.
Peki hiç düşündünüz mü neden böyle giyindiğinizi?
Kıyafet seçimlerinin ardında genellikle düşündüğümüzden çok daha derin süreçler vardır:
Bir parçayı yıllarca saklamamız…
Bir dönem renklere sarılıp bir başka dönemde tamamen siyaha bürünmemiz…
Bazı kıyafetleri artık giymek istemeyişimiz…
Tüm bunlar, bizim giysilerimizle kurduğumuz ilişkinin, bilinçdışı katmanlarıyla ilgilidir.
Hatıralar, travmalar, savunma mekanizmaları, görünür olma ya da saklanma arzusu;
hepsi bazen sadece bir renk ya da bir kumaşın içine bile saklanabilir.
Kendinizi biraz daha anlamak isterseniz, gardırobunuz çok iyi bir başlangıç noktasıdır.
Bu hafta lütfen, gardrobun unuzun önüne geçtiğinizde, kendinize şu soruları sormanızı rica ediyorum:
• “Bu giysimi seçtiğimde hangi duygumu yansıtıyorum?”
• “ Bazı renkler beni neden rahatlatıyor ya da tetikliyor?”
• “Hangi kıyafetleri şu anki benliğimi ifade ediyor, hangileri eski rollerimin kalıntısı gibi?”
• “Bir giysiden vazgeçmek bana neden bu kadar zor geliyor?”
Unutmayın:
Giysilerle kurduğumuz ilişki, her zaman kendimizle kurduğumuz ilişkinin bir yansımasıdır.
İkinci derimizi anlamak, çoğu zaman kendi iç dünyamızı anlamanın en zarif, en somut yollarından biridir.
Ve giysilerinizle bağlarınızı anladıkça, kendinizi daha iyi anlayacaksınız.
İlginizi çekebilir >>>>> Psikolojinin ve modanın kesiştiği yer: Moda psikolojisi
