Kutsal olan ucuzlayınca ne olur? John Galliano, Zara ve lüksün yeni krizi

17 Temmuz 2026
Kutsal olan ucuzlayınca ne olur? John Galliano, Zara ve lüksün yeni krizi

Fotoğraf: Aslı Jackson

Şimdi arşivleri sökme ve yeniden kurma zamanı. Galliano ile ölçeklerimiz bambaşka olsa da aynı sorunun peşindeyiz: Değer nasıl üretilir? Daha da önemlisi; bir kez anlam yüklenmiş bir nesnenin hafızası yeniden yazılabilir mi?

Yıllardır kendi “Art of Wardrobe Surgery” pratiğim tam da bunun etrafında şekilleniyor. Unutulmuş bir ceketi söküp yeniden kurmak, arşiv tekstillerini bugünün diliyle konuşturmak, geleneksel zanaatı geleceğe çevirmek… Benim için thrivability tam da burada başlıyor. Çünkü mesele yalnızca bir giysiyi dönüştürmek değil; hafızasını koruyarak ona ikinci bir yaşam yazabilmek.

Belki de bu yüzden John Galliano’nun Zara ile gerçekleştireceği ortaklık haberini okuduğumda ilk hissettiğim şey şaşkınlık olmadı. Çünkü onun Margiela’da yıllar boyunca yaptığı dekonstrüksiyon pratiği ile benim atölyemde uyguladığım wardrobe surgery arasında ortak bir düşünce zemini var: Yeni olanı üretmekten önce var olanı yeniden okumak.

Fakat Galliano’nun hamlesi yalnızca yaratıcı bir yeniden kurma hikâyesi değil. Aynı zamanda modanın en eski sorularından birini yeniden masaya bırakıyor: Bir zamanlar ulaşılmaz olan, herkes için erişilebilir hâle geldiğinde gerçekten demokratikleşir mi, yoksa kutsallığını mı kaybeder? Belki de bugün lüksün asıl değeri, ulaşılamaz olmasında değil; hâlâ ulaşılamaz olduğuna bizi ikna edebilmesinde. İşte bu yazı tam da o sorunun peşinden gidiyor.

Couture dünyası onun için bir taht hazırlıyordu. O, bir mağaza rafını seçti. Mart ayında moda çevrelerine düşen haber, ilk okunduğunda bir yazım hatası gibi görünüyordu. John Galliano, Dior’un dramaturjisini kuran, Margiela’da dekonstrüksiyonu bir felsefeye dönüştüren isim, Zara ile iki yıllık bir yaratıcı ortaklığa imza attı. Eylül’den itibaren mağaza raflarında göreceğimiz koleksiyonlar, onun kendi imzasıyla, markanın geçmiş sezonlarından seçilen parçaların yeniden yorumlanmasıyla şekillenecek. Moda basını bunu “beklenmedik” diye tanımladı. Oysa beklenmedik olan haber değil, onun bize hatırlattığı şeydi: Kutsal olan hiçbir zaman sandığımız kadar sabit değildi.

Aura nereye gitti?


Walter Benjamin bir zamanlar sanat eserinin “biricikliği”nden, çoğaltıldıkça kaybolan o dokunulmaz auradan söz etmişti. Moda, bu fikri her zaman kendi diliyle tekrarladı: Couture biricikti, elde ölçüye göre dikilirdi, bir bedene aitti. Hazır giyim onu çoğalttı. Hızlı moda onu neredeyse yok etti. Ve şimdi en tuhaf dönüşüm gerçekleşiyor: Auranın kendisi, çoğalma mekanizmasının içine davet ediliyor.

John Galliano x Zara
Fotoğraf: Aslı Jackson

Galliano, kariyerini Givenchy’de başlattı; Dior’da on beş yıl boyunca tarihsel referansları sahneye taşıyan gösterişli koleksiyonlarla bir efsane inşa etti. Sonra Margiela’da bu dili söküp yeniden kurmayı öğrendi. Şimdi aynı eli, kendi arşivinden değil, bir hazır giyim devinin arşivinden parçalar alıp yeniden biçimlendirmeye adıyor. Couture’ün süreci, anlatı, işçilik ve teatrallik; hıza ve erişilebilirliğe öncelik vermiş bir dünyanın içine giriyor.

Belki de bugün artık ürünler çoğaltılmıyor; anlamlar seri üretime giriyor. Soru basit görünüyor ama değil: Bu bir düşüş mü, yoksa auranın demokratikleşmesi mi?

Lüksün gerçek krizi


Felsefi soruyu ekonomik zemine oturtalım, çünkü bu hamle bir tesadüf değil. Sektör analistleri bunu bir “makro yumuşama” dönemi olarak tanımlıyor: Herkes hayatında biraz daha lüks istiyor, ama artık orta segment fiyatlar arasında sıkışmış durumda; ne tam erişilebilir ne de tam ulaşılabilir. Bu boşluk, tuhaf ittifakların doğduğu yer. Uzmanlara göre bu ortaklık Zara için neredeyse risksiz bir hamle: Marka kültürel bir prestij kazanıyor, meraklı bir müşteri kitlesini mağazaya çekiyor, üstelik bunu tek bir ürün üretmeden, sadece bir isim ödünç alarak yapıyor.

Galliano içinse bu bambaşka bir hesap. On yıl süren Margiela döneminden sonra, artık bir “modaevi”nin çatısı altında olmadan, editörlüğünü tek başına yaptığı bir güç biçimine geçiyor. Bir eleştirmenin dediği gibi: Değer üretimi artık büyük kurumlardan, küçük ekiplere, hatta tek kişilere devrediyor. Artık markalar ürün satmıyor; insanların ait olmak istediği hikâyeleri kiralıyor.

İtibarın ikinci hayatı

İtibarın ikinci hayatı
Fotoğraf: Aslı Jackson

Ama bu hikâyenin en rahatsız edici katmanı burada başlıyor. Galliano’nun moda haritasına bu dönüşü tesadüf değil; 2011’de sarf ettiği antisemitik sözlerin görüntüye alınmasının ardından Dior’dan kovulmasından bu yana süregelen uzun bir “geri dönüş” sürecinin son perdesi. Yıllar süren özür turları, 2024 tarihli bir belgesel ve nihayet bir markanın onu yeniden sahneye davet etmesi.

Žižek’in ünlü tezini hatırlayalım: Kapitalizm, kendisine yöneltilen eleştiriyi bile bir ürüne dönüştürüp satabilir. Belki de bugün karşımızdaki, bu tezin bir varyasyonu. Kapitalizm affı da satabiliyor. Bir markanın imaj temizliği ile bir insanın itibar temizliği, tam olarak aynı pazarlama takviminde, aynı basın bülteninde buluşuyor. Zara uzun zamandır sürdürülebilirlik ve işçilik pratikleriyle ilgili eleştirilerden uzaklaşmaya çalışıyordu; Galliano uzun zamandır geçmişinden uzaklaşmaya çalışıyordu. İkisi, birbirinin çözümü oldu.

Kapitalizm yalnızca hataları unutmaz; onları yeniden paketleyip koleksiyonun en görünür rafına yerleştirir. Bu, sadece “kutsal ucuzluyor mu” sorusunu değil, “kutsalı kim yeniden kutsuyor” sorusunu da açığa çıkarıyor.

Söküp yeniden kurmak

İtiraf edeyim, bu haberi ilk okuduğumda aklıma kendi atölyem geldi. Yıllardır yaptığım şey tam olarak buydu: Bir giysiyi yeniden yapılandırmak, geçmişini silmeden yeniden kurmak. Şimdi aynı düşüncenin dünyanın en büyük hazır giyim zincirlerinden birinde, bambaşka bir ölçekte karşıma çıkmasını ilgiyle izliyorum. Aramızdaki fark ölçek, ortak nokta ise şu soru: Bir kez üretilmiş bir nesne gerçekten ikinci bir hayat yaşayabilir mi? Ben bunun mümkün olduğuna inanıyorum. Ama bunun kim tarafından, hangi niyetle ve hangi ekonomik sistem içinde yapıldığına bakmadan değil. Çünkü bazen bir giysiyi değiştiren şey ona bakma biçimimizdir.

Söküp yeniden kurmak
Fotoğraf: Aslı Jackson

Eğer couture bugün bir mağaza rafında yeniden doğuyorsa, bu gerçekten modanın demokratikleşmesi mi? Yoksa kutsal olanın son kez satışa çıkarılışı mı? Belki cevap ikisidir. Ve belki de moda tarihinde ilk kez bu iki ihtimal birbirini dışlamıyor; tam tersine, aynı askıda yan yana duruyor.

İlginizi çekebilir >>>>> Neyle ne giyilir? Adaçayı yeşili ile uyumlu 5 renk 

Aslı Jackson

Aslı Jackson

Aslı Jackson, Central Saint Martins ve University of the Arts London’daki eğitimiyle modayı bir bilinç mimarisi olarak yeniden tanımladı. Vivienne Westwood’un felsefesinden beslenen yaklaşımıyla kurduğu Post Upcycle Co-Lab & Wardrobe Surgery geçmişin malzemelerini geleceğin sezgisi ile dönüştüren çağdaş bir tasarım laboratuvarlardır, insan yaratıcılığıyla teknolojik zekânın birlikte nefes aldığı alanlar. AJ için “Thrivability”sürdürülebilirliğin ötesinde yaşama katılan, dönüşen ve çoğalan bir bilinçtir.

Bilgi Üniversitesi, IFA Paris ve İMA’da moda psikolojisi, sezgisel düşünme ve sorumlu yaratıcılık dersleri verir. Bugün InStyle Türkiye’deki yazılarında, tasarımı bir kültürel simya olarak yorumluyor: geçmişi geleceğe, malzemeyi bilince, insanı özüne bağlıyor.

Daha Fazla İçerik

Göz altı şişliklerine karşı en etkili 4 çözüm Göz altı şişliklerine karşı en etkili 4 çözüm

Göz altı şişliklerine karşı en etkili 4 çözüm

Göz altı şişliklerine iyi gelecek çözümleri keşfedin.
2025 Emmy Ödülleri: En iyi kırmızı halı görünümleri 2025 Emmy Ödülleri: En iyi kırmızı halı görünümleri

2025 Emmy Ödülleri: En iyi kırmızı halı görünümleri

77. Emmy Ödülleri'nde öne çıkan kırmızı halı anlarına göz atın.
Pop KültürModaGüzellikKadınKapak HikayesiAstrolojiInStyle Home