Moda psikoloğu Mutlu Barış ile zihinden gardıroba

7 Şubat 2026
Moda psikoloğu Mutlu Barış ile zihinden gardıroba

Moda psikoloğu Mutlu Barış, giyim terapisi ve moda psikolojisinin bireyin kimliği, duyguları ve sosyal algısıyla kurduğu derin bağı anlatıyor.

Moda psikolojisi disipliniyle tanışmanız nasıl oldu? 

Moda psikolojisiyle tanışmam, yıllar önce Google’da “moda ve psikoloji” araması yapmamla başladı. Karşıma “fashion psychology” kavramı çıkınca bir anda büyülendim. Dünyada böyle bir alanın var olduğunu öğrenmek bana “Evreka!” dedirtti. Carolyn Mair’in öncülüğünde geliştiğini fark ettim; kitaplarını okudum ve seminerlerine katıldım. Türkiye’de ise durum çok farklıydı. Yıllar önce Karen Pine, Bilgi Üniversitesi’ne gelip ders vermişti; ancak bunun dışında Türkiye’de moda psikolojisiyle ilgili herhangi bir çalışma yoktu. Bu alanda Türkiye’de çalışan ilk psikolog olmak ve bunu ilk kez hayata geçirmek beni çok heyecanlandırdı. İlk işim, bu konuda kitap yazan Carolyn Mair ile tanışmak oldu; seminerlerine katıldım, kitaplarını okudum ve Türkçe kaynak olmadığı için pek çok kitabı yurt dışından getirdim. Hâlâ kendimi geliştirmeye devam ediyorum ve amacım bu disiplini Türkiye’de ve dünyada yaymak. 22 yıldır psikolog olarak çalışıyor olmama rağmen, moda psikolojisine profesyonel olarak odaklanmak için İtalya’daki Pegaso Üniversitesi’nde moda master’ı yaptım. Ayrıca Londra, Milano ve Paris’te eğitimlere, seminerlere ve moda haftalarına katılarak bilgi ve deneyimimi geliştirdim. Son dört yıldır İtalya’da iki tasarım evi ve bir tekstil firmasına moda psikoloğu olarak danışmanlık veriyorum; Bodrum’daki ofisimde ise seanslarıma devam ediyorum. 

“Giyim terapisi” kavramı moda psikolojisi içinde nasıl bir yere sahip? Bu terapiyi alan bir kişi ne beklemeli?

Mutlu Barış

Giyim terapisi, moda psikolojisinin uygulamaya dönük en güçlü alanlarından biridir. Ancak bu bir stil danışmanlığı değildir; kişinin kıyafetleriyle kurduğu duygusal ilişkiyi anlamayı ve dönüştürmeyi amaçlar. Bir kişi giyim terapisi aldığında, “Ne giymeliyim?” sorusundan çok, “Neden bunu giyiyorum?” sorusuna odaklanır. Süreç; bastırılmış duygular, terk edilmiş kimlikler ve bazen de hiç yaşanamamış benliklerle yüzleşmeyi içerir. Ana amaç değişmekten çok, önce kendini hatırlamaktır. Benim geliştirdiğim Beyaz Elbise Terapisi de buna bir örnek. Terapi odamda, üzerinde beyaz bir elbise bulunan bir manken üzerinden danışanlar; geçmiş yaşantılarının bedensel hafızada bıraktığı duygusal izleri, farklı renk ve dokulardaki kumaş parçalarıyla elbiseye yerleştiriyor. Böylece hem dışa vurum hem de yeniden yapılandırma süreci yaşanıyor; iyileşmenin hem görünen hem de hissedilen bir boyutu ortaya çıkıyor.

Giysilerimiz, iç dünyamız ve kimliğimiz arasında nasıl bir bağ oluşturur? İnsanlar kıyafetleriyle neyi anlatmak ister?

Giysiler, içimizdeki ben ile topluma gösterdiğimiz kişi arasındaki en önemli köprülerden biridir. Günlük hayatta ve kariyerimizde bazen duygularımızı saklamak, bazen dönüştürmek, bazen de afişe etmek için giyiniriz. Birçok ünlü kıyafetleriyle gücü, ulaşılmazlığı ya da samimiyeti ifade eder; politikacılar renk seçimleri ve kesimlerle güven kazanmaya çalışır; mahkemeye çıkan sanıklar ise masumiyetlerini vurgular. Kıyafetler, ruh hâlimizin ve kimliğimizin dilidir. Biz onları yalnızca giymeyiz; onlar bizim duygusal ve sosyal mesajlarımızı taşır. Bu nedenle moda psikolojisinde önemli olan, giysilerimizi bilinçli ve farkında bir şekilde kullanabilmektir.

“Giyim Terapisti” ve “Moda Psikolojisi” kitaplarınızı yazma süreciniz nasıl gelişti? Her birine kattığınız ana mesaj nedir?

Giyim terapisi

Türkiye’de moda psikolojisiyle ilgili ciddi bir çalışma yoktu. Yıllar önce Karen Pine, Bilgi Üniversitesi’ne gelerek ders vermişti; ancak bu alanda çalışan bir psikolog yoktu. Ben bunu ilk kez yapıyor olmanın heyecanını yaşadım. İlk iş olarak Carolyn Mair ile tanıştım, seminerlerine katıldım, kitaplarını okudum ve pek çok kitabı yurt dışından getirerek kendimi geliştirdim. Türkçe kaynak olmadığı için bu süreç benim için çok değerliydi ve hâlâ gelişmeye devam ediyorum. Kitaplarımda vermek istediğim ana mesaj şu: Kendimizi ve duygularımızı anlamadan stil yaratamayız. Giyim, psikolojinin bir uzantısıdır ve bilinçli kullanıldığında iyileştirici bir araçtır.

Hızlı moda tüketimi gibi modern trendlerin psikolojik etkileri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hızlı moda, bireyin kendini ifade etme ve kimliğini oluşturma sürecinde yüzeysel ve geçici bir tatmin sunar. İnsanlar kısa süreli hazlar için kıyafet tüketiyor; bu da özdeşleşme ve kendini ifade etme alanını zayıflatıyor. Moda psikolojisi, tüketim yerine anlamlı ve kişiye uygun seçimleri teşvik eder. Bu yaklaşım hem psikolojik dengeyi hem de stil bütünlüğünü korumak açısından önemlidir.

Gardırobu “kişinin kara kutusu” olarak tanımlıyorsunuz. En çok direnen duygular hangileri oluyor?

Gardırop, kişinin duygusal geçmişinin ve bastırılmış hislerinin bir haritasıdır. İnsanlar en çok kayıp, üzüntü, pişmanlık ve terk edilmişlik duygularıyla yüzleşmeye direniyor. Bu duygular, kıyafet seçimlerine gizli bir şekilde yansıyor ve çoğu zaman fark edilmeden davranışlarımızı etkiliyor.

Giyim terapisi sürecinde danışanların en sık yaşadığı kırılma anı nedir?

Danışanların en sık yaşadığı kırılma anı, “Kendimi, benliğimi gizleyerek yaşıyormuşum,” farkındalığıdır. Giysiler üzerinden duygularını, korkularını ve bastırılmış yanlarını gördüklerinde hem şaşırıyor hem de kendilerini yeniden keşfetmeye başlıyorlar.

Toplumsal roller ve sosyal medyanın dayatmaları, bireyin gardırobunu nasıl dönüştürüyor?

Toplumsal roller ve sosyal medyanın dayatmaları gardırobu nasıl etkiliyor

Toplumsal roller (annelik, yöneticilik, akademisyenlik) ve sosyal medya, bireyin giysi seçimini belirli normlara göre şekillendiriyor. İnsanlar çoğu zaman içsel arzularından ziyade, çevreye verdikleri mesajı öncelikli hâle getiriyor. Moda psikolojisi ise bireyin bu dayatmalara rağmen kendi tarzını bulmasına ve kendini ifade etmesine odaklanıyor.

Yapay zeka ve dijital avatarlar çağında giyim, psikolojik olarak neyi temsil edecek?

Dijital avatarlar ve yapay zeka ile moda, artık yalnızca fiziksel değil; psikolojik bir kimlik ve ifade alanı hâline geliyor. Giysi, hem gerçek hem de sanal dünyada kişinin benliğini ve duygularını yansıtan bir araç olacak. Moda psikolojisi, bu süreçte insanın özdeşleşme ve kendini ifade etme ihtiyacını anlamaya devam edecek.

Moda psikolojisi alanının geleceğini nasıl görüyorsunuz? Önümüzdeki 10 yılda bu disiplinden neler beklemeli?

Moda psikolojisi, önümüzdeki 10 yılda hem bireysel terapi hem de kurumsal danışmanlık alanında büyüyecek. Stil ve psikoloji arasındaki bağ daha bilinçli bir şekilde kullanılacak; giyim terapisi yaygınlaşacak, moda markaları tüketiciyi anlamak ve duygusal bağ kurmak için psikolojiyle daha fazla çalışacak. Türkiye’de bu alanın öncüsü olarak, dünyaya açılmak ve bilgi paylaşmak benim en büyük hedefim. Bu nedenle 2025 Kasım ayında Fashion Psychology Talks adı altında Milano’da Moda Psikolojisi Sohbetleri’ni başlattım. 2026 yılında Londra, Paris ve New York başta olmak üzere devam edecek. Aynı zamanda Oxford literatürüne de girmiş olan moda psikolojisi kitabım İngilizceye çevrildi; 2026 yılında İtalyanca ve İspanyolca çevirileri de tamamlanacak. 

İlginizi çekebilir >>>>> Enerjik, hareketli ve renkli: TikTok’un yükselen trendi “Dopamine dressing”

Daha Fazla İçerik

7 Eylül Ay tutulması burçları nasıl etkileyecek? 7 Eylül Ay tutulması burçları nasıl etkileyecek?

7 Eylül Ay tutulması burçları nasıl etkileyecek?

7 Eylül'deki Ay tutulmasını saat 21:12’de yaşıyoruz. 15 derece balık burcunda yaşanacak ay tutulması şans ve fırsatlar gezegeni Jüpiter ile güzel bir kontak kuruyor.
Aslı Enver, InStyle Aralık-Ocak’ta! Aslı Enver, InStyle Aralık-Ocak’ta!

Aslı Enver, InStyle Aralık-Ocak’ta!

Kapak kızımız Aslı Enver ile kendi ritmini bulmak, yeniye alan açmak ve küçük ritüelleri üzerine.