Fotoğraf: @chanelofficial
Haute couture, çoğu zaman taşıdığı anlam ve beklenti yüküyle ağırlaşan bir alan. Chanel için hazırladığı haute couture koleksiyonunda Matthieu Blazy, bu ağırlığı bilinçli olarak azaltmayı hedefliyor. Bunu da dramatik formlar yerine akışkan, bedene eşlik eden ve hareketi kısıtlamayan parçalarla yapıyor. Ortaya çıkan koleksiyon; şiirsel, sakin ve günlük hayata temas eden bir couture dili kuruyor.
Grand Palais’de kurulan masalsı dünya

Fotoğraf: @chanelofficial
Defilenin gerçekleştiği Grand Palais, bu kez gerçeklikten kısa bir kopuş hissi yaratan bir sahneye dönüşüyor. Mantar formlarıyla çevrelenen dekor, pastel tonlarla birleşerek koleksiyonun ana fikrini daha ilk anda hissettiriyor: Hafiflik. Paris’in gri havasının tam karşısında konumlanan bu atmosfer, couture’ün dramatik tarafını geri plana çekiyor; izleyiciye nefes aldıran, sakin bir alan açıyor.
Chanel kodlarını yumuşatarak yeniden düşünmek



Fotoğraflar: @chanelofficial
Blazy, modaevinin en tanıdık kodlarını doğrudan yeniden üretmek yerine onları sadeleştiriyor. Ceket-etek takımlarında yapı sertleşmiyor; aksine formlar akıyor, kumaşlar bedene uyum sağlıyor. Koleksiyon boyunca kullanılan hafif ve akışkan yüzeyler, couture’ün çoğu zaman mesafeli duran yapısını yumuşatıyor.
Hareket ile akıcılık hissi



Fotoğraflar: @chanelofficial
Koleksiyonun giyilebilirlik vurgusu yalnızca tasarımlarda değil, defilenin genel ritminde de hissediliyor. Modellerin yürüyüşü bile bu hafifliği destekler nitelikte: Sert, köşeli adımlar yerine yumuşak ve akıcı bir tempo tercih ediliyor. Bu detay, kıyafetlerin beden üzerindeki hareketini daha da görünür kılıyor ve koleksiyonun “hafifletme” fikrini güçlendiriyor.
Sessiz anlatılar

Fotoğraf: @chanelofficial
Aksesuarlar da aynı ölçülü dilin bir parçası. maison’un ikonik 2.55 çantası, koleksiyon içinde gösterişli bir vurgu olmaktan çok, anlatının sessiz tamamlayıcısı olarak yer alıyor. İçinde taşınan bir aşk mektubu detayı, koleksiyonun şiirsel ve kişisel tonunu destekliyor; büyük semboller yerine küçük hikâyeler öne çıkıyor.
Mantarlar ve hafiflik metaforu


Fotoğraflar: @chanelofficial
Defile boyunca karşımıza çıkan mantar formları, koleksiyonun masalsı atmosferini beslerken aynı zamanda doğaya yapılan bilinçli bir gönderme niteliği taşıyor. Bu detaylar, couture’ün ağır ve ciddi algısını dengeleyen, daha oyunlu ve hayalci bir karşılık sunuyor.
Little black dress ve zamansız denge

Fotoğraflar: @chanelofficial
Defilenin en çok konuşulan görünümlerinden biri ise little black dress’ti. Abartıdan uzak, neredeyse sessiz bir tasarım gibi görünen bu elbise, yapısındaki ince gerilimle couture’ün gücünü hatırlatıyor. Koleksiyonun genelindeki akışkanlık ve giyilebilirlik fikri, bu parçada net bir karşılık buluyor.
Couture’ü hafifletmek

Fotoğraf: @chanelofficial
Matthieu Blazy’nin haute couture koleksiyonu, teknik ustalığı geri plana atmadan couture’ü daha yumuşak, daha akışkan ve daha yaşanabilir bir noktaya taşıyor. Büyük dramatik anlatılar yerine hareket, hafiflik ve şiirsel detaylar öne çıkıyor. Sonuç, Chanel couture’ünün bugün hala güncel kalabildiğini gösteren dengeli ve düşünülmüş bir yorum.
Ön sırada kimler vardı?








Fotoğraflar: @chanelofficial
Haute couture defilesinin ön sırası, moda ve sinema dünyasının farklı jenerasyonlarını bir araya getirdi. Markanın global elçileri ve uzun süredir Chanel ile özdeşleşen isimler, koleksiyonun sakin ama güçlü ruhuna eşlik etti. Ön sırada Dua Lipa, Nicole Kidman, Tuba Büyüküstün, Gracie Abrams, A$AP Rocky, Margaret Qualley, Penélope Cruz, Karlie Kloss ve Tilda Swinton yer aldı.
İlginizi çekebilir >>>>> Paris Haute Couture haftası: Dior İlkbahar/Yaz 2026 Haute Couture
