Sokak stili notlarım: Paris’te herkes “gerçekten” ne giyiyor?

2 Ocak 2026
Sokak stili notlarım: Paris'te herkes "gerçekten" ne giyiyor?

Fotoğraf: Getty Images

Sonbaharın sonları, soğuk bir hava ve “gerçek” Paris sokak stili. Kasım’ın son haftasında gerçekleştirdiğim Paris seyahati, bu şehri ne kadar çok sevdiğimi bir kez daha hatırlattı. Noel ışıkları ve şehrin moda ayı sonrasındaki ilham dolu enerjisi sayesinde, “Burada yaşanmalı!” cümlesini artık daha ciddi bir yerden söylemeye başladım. Seyahatimin ilk anlarında, yani havalimanından şehre giden metro için bilet almaya çalışırken bile insanların ayakkabılarına baktığımı fark ettiğimde emin oldum: İşimi de yanımda getirmiştim.

Havaalanı stili ne zaman bu kadar şık oldu?

Havaalanı stili ne zaman bu kadar şık oldu?
Fotoğraf: @annelauremais

Metroya binmeden hemen önce, havaalanı metrosunun telaşlı geçiş hali içinde, etrafımdaki herkesin kış seyahat stili dikkatimi çekti. En son bıraktığımda -henüz iki ay önce- havaalanlarında Emma Chamberlain’in ilk dönem videolarındaki gibi giyiniyorduk; eşofmanlar, yoga pantolonları, spor ayakkabılar ve belki de uyku tişörtleri… Ancak artık bunlardan eser yoktu. Tek gördüğüm “denim on denim” yöntemiyle ultra derli toplu ancak bir o kadar çabasız görünen kombinler, kumaş pantolonlar veya deri ceketlerdi. Herkes ne zaman seyahat ederken bu kadar şık olmaya karar verdi? Tüm bu stil tercihleri kış valizlerini hafifletmekle mi ilgiliydi?

Kışın seyahat ederken stratejik kararlar vermek, “layering” yöntemlerini abartmadan pek mümkün olmuyor. Bu nedenle ben de yola yoga pantolonum ve fazlasıyla outdoor duran botlarımla çıktım; çünkü henüz bir gün önce Paris’te kar yağmıştı ve valizimin çok ağır olmasını istemiyordum. Yolculuk boyunca bu tarza ısınsam ve modanın bir kendini ifade etme biçimi olduğunu kendime hatırlatsam da Paris’e indiğim an evde bıraktığım topuklu çizmelerimi ve loafer’larımı özlemeye başladım. Ve evet, şu an benim de aklımda The Holiday’de Amanda’nın uçak görünümünden başka bir şey yok.

Kovboy çizmeleri Paris’i ele geçirmiş

Kovboy çizmeleri Paris'i ele geçirmiş
Fotoğraf: @favegreysweatshirt

Sorularım devam edecekti belki ama yüzeye çıkan “trend takip” dürtüm onlara ara vermemi sağladı. Evet, açıklıyorum: Bu kış Paris’te herkes kovboy çizmesi giyiyor. Ne tarafa bakarsam bakayım, Parizyen stilinin en popüler parçalarının bile önüne geçmiş durumda kovboy çizmeleri. Belki de sokaklarda çıkardıkları topuklu ayakkabı sesine karşın yüksek topuklu olmayıp konfor sağlamaları ya da az önce de bahsettiğim klasik Parizyen tarzına devasa bir kontrast oluşturmalarıdır sebebi. Henüz düşünme aşamasında olsam da bir şeyden eminim: Kovboy çizmeleri Paris’i ele geçirmiş.

Paris’te yaşayanlar ofiste ne giyiyor?

Paris'te yaşayanlar ofiste ne giyiyor?
Fotoğraf: @alexachung

Soğuk bir pazartesi günü şehre iniş yaptığımı ve ulaşım aracı olarak sadece metroyu kullandığımı göz önünde bulundurursak, Parizyen ofis stili hakkında artık yetkili kişi bile sayılabilirim. Elbette burada da birkaç parça öne çıkıyor: Siyah topuklu çizmeler, deri kalem etekler, kaşmir kazaklar. Ancak asıl dikkat çeken şey, bu parçaların nasıl bir araya getirildiği. Ofis stilinde neredeyse kimse “fazla” görünmüyor; tam aksine her şey kontrollü, sade ve işlevsel. Oversize bir palto, içine giyilmiş düz bir kazak ve neredeyse görünmez bir makyaj… Hepsi bir araya geldiğinde oldukça zahmetsiz ama bir o kadar da özenli duruyor. Çünkü herkes genellikle monokrom bir görünümde yalnızca dokularla oynamayı tercih ediyor.

Paris’te ofis stilinin en belirgin tarafı, şıklığın hiçbir zaman konfor pahasına gelmemesi. Yüksek topuklu çizmeler içlerinde yürünemeyecek kadar iddialı değil çünkü uzun yıllardır giyiliyorlar; etekler vücuda oturuyor ama hareketi kısıtlamıyor. Çoğu görünümde tek bir güçlü parça var ve geri kalan her şey onun etrafında sessizce konumlanıyor. Belki de bu yüzden Parizyen ofis stili, trendlerden çok kişisel bir duruş gibi görünüyor. Kimse “Ofise ne giyilir?” sorusuna cevap aramıyor; herkes neyin kendisine yakıştığını zaten biliyor gibi.

Bir diğer dikkatimi çeken şey ise Paris’te ofis stilinin hala gerçek bir hayatın parçası olmasıydı. Sosyal medyada artık neredeyse tamamen gözden düşmüş skinny jean’ler, burada işe giderken sık sık tercih ediliyor. Dizleri biraz bollaşmış, paçaları hafif formunu kaybetmiş olsa bile. Yani görünümünü daha “doğru” veya kabul gören bir hale getirmeyenlerin sayısı hala pek fazla.

Işıklar şehrinde düz ayakkabılar yasak olabilir

Paris'te yaşayanlar ofiste ne giyiyor?
Fotoğraf: @annelauremais

Eğer Instagram kullanıyorsanız, Kasım’da Paris’te kar yağdığından haberdarsınızdır. O videolarda dikkatimi çeken ve bu gidişimde canlı olarak da şahit olduğum bir diğer şey, şehirde herkesin topuklu ayakkabıları tercih etmesiydi. Hava ne kadar karlı ve yağmurlu olursa olsun, herkes topuklu çizmelerini ve kitten topuklularını giymeye devam ediyor. Bu yüzden olsa gerek, şehirde 20.000. adımımı attığımda kendime teşekkür etsem de estetik anlamda hiçbir şey sunmayan rahat kar botlarımı giyerken kendimi toplumdan biraz soyutlanmış hissettim.

Tek bir düz ayakkabı hariç

Kovboy botlarının ve topuklu çizmelerin arasında beni şaşırtan ama istisna diyemeyeceğim kadar sık rastladığım bir ayakkabı türü daha vardı. Parizyen stilin Google aramalarında ilk çıkan parçası balerin ayakkabılar, yani babetler. Yanlış duymadınız; loafer’lar değil, babetler. Burada altını çizmek istediğim detay ise havanın yalnızca 10 derece olması.

Büyük ve kullanışlı çanta kuralı

Büyük ve kullanışlı çanta kuralı
Fotoğraf: Getty Images

Dayanıklı, uzun süre kullanılabilecek, bilgisayarları, defterleri, ajandaları ve gün boyu ihtiyaç duyulan her şeyi içine alabilecek çantalar sokakta en sık gördüğüm parçalardan biriydi. Yağmurlu havalarda bile kimse çantasını korumaya çalışmıyordu; çünkü hepsi zaten buna göre seçilmişti. Okula gidenler, ofise yetişenler, gün içinde şehirde dolaşacak olanlar hep benzer büyük çantaları kullanıyordu.

Jane Birkin çanta
Fotoğraf: Getty Images

Paris’te dolaşırken şunu fark ettim: Aslında herkesin bir Birkin çantası var. Yalnızca hepsinin markası Hermès değil. Ve bu çantalar, Jane Birkin için en başta ne ifade ediyorsa, Paris’te yaşayanlar için de tam olarak onu ifade ediyor. Statü için süs gibi duran değil; bilgisayarınızı, ajandanızı, yağmurda işe yarayacak her şeyi taşımaya yarayan, ihtiyaçtan doğmuş çantalar.

Bir dış giyim klasiği: Siyah kaban

Bir dış giyim klasiği: Siyah kaban
Fotoğraf: @moya

Hepimizin ona sahip olduğu için teşekkür ettiği bir siyah kabanı vardır. Paris, İstanbul, Milano, New York… Bu kabanların tüm şehirlerde geçerliliğini koruduğundan eminim. Zamansızlık kavramının altına adını koşarak yazdıran bu parça, elbette Paris’te de neredeyse herkesin üzerindeydi.

Bu yazıyı aslında uçaktan indiğim an yazmaya başlamıştım. Metro durağından dışarı çıkıp Paris’in soğuğuyla el sıkıştığım ve fark etmeden işimi de yanımda getirdiğimi anladığım o anda. Paris sokaklarında yürüdükçe, Joan Didion’a selam gönderir bir şekilde gördüğüm her ince detayı aklıma not aldım. Havanın soğuk olması yüzünden neredeyse bir hafta boyunca aynı kazağı giydim, valizime sığmadığı için bazı favorilerimi evde bıraktım. Ama tüm bunlara rağmen, kendi stilimle bu şehrin arasında hep bir paralellik hissettim.

Sonra düşündüm de Paris’in olayı belki de tam olarak bu. Uyum sağlamak zorunda olmamak. Kendin olmak, çabasız görünmek… Evet, bunlar defalarca söylenmiş, belki biraz eskimiş laflar. Ama modada olduğu gibi, bazı şeyler eskidikçe yeniden anlam kazanıyor. Paris’te sokak stili incelemesi yaparken de hissettiğim buydu. Belki “kurallara” bire bir uymadım, taklit edecek parçaları yanımda getirmedim ama yine de ait hissettim. Çünkü aslında Paris’te pek de kural yoktu.

İlginizi çekebilir >>>>> Parizyen ruhunu gardırobunuza nasıl yansıtırsınız?

Ayşenur Kurtuluş

Ayşenur Kurtuluş

Üç yıl Fizik eğitimi aldıktan sonra modaya ve yazmaya olan ilgisini keşfeden Ayşenur, İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı bölümüne geçiş yaptı. Eğitiminin ilk yılından itibaren ELLE ve InStyle dergilerinde staj yaparak sektöre adım attı; aynı dönemde içerik üreticiliğine başladı. 2024 yazında daha önce stajyer editörlük ve styling asistanlığı yaptığı InStyle Türkiye ekibine dijital editör olarak katıldı. Ardından Marie Claire Türkiye’de dijital editörlük rolünü üstlendi. Şu anda yeniden InStyle Türkiye’de dijital içerik editörü olarak görev yapıyor.

Daha Fazla İçerik

Bvlgari Kaleidos: Renkler, kültürler ve zanaatlar Bvlgari Kaleidos: Renkler, kültürler ve zanaatlar

Bvlgari Kaleidos: Renkler, kültürler ve zanaatlar

Bvlgari Kaleidos sergisi, Tokyo Ulusal Sanat Merkezi’nde mücevher ve çağdaş sanatta renkli bir yolculuk sunuyor.
Mehmet Korkmaz Resort 2026 Koleksiyonu “Quiet Radiance” ile karşımızda Mehmet Korkmaz Resort 2026 Koleksiyonu “Quiet Radiance” ile karşımızda

Mehmet Korkmaz Resort 2026 Koleksiyonu “Quiet Radiance” ile karşımızda

Mehmet Korkmaz'ın Resort 2026 Koleksiyonu, zarif işçiliğin ve zamansız cazibenin bir senfonisi olarak moda sahnesine çıkıyor.