Berlin’in yeraltı enerjisini Academia’nın şehirli ve zamansız çizgisiyle buluşturan koleksiyon, markanın yolculuğunda yeni bir sayfa açıyor. Bu ortak evreni, Beymen Group CMO Elif Göktaş ve Academia Tasarımcısı Neslihan Gezent’le konuştuk.
Academia x Edis koleksiyonunun hikayesini bizimle paylaşır mısınız?
Elif Göktaş Beymen Group CMO: Koleksiyon, markamızın yenilikçi ve çok yönlü karakterini güçlü bir sanatçı iş birliğiyle bir araya getiren özel bir proje. Academia’nın enerjisi ile Edis’in sahne ışığı birleşince, ortaya gerçekten heyecan verici bir sinerji çıktı. Biz bu projeyi sadece bir moda iş birliği olarak değil, iki farklı dünya olan moda ve müziğin aynı duyguda buluştuğu bir yolculuk olarak görüyoruz. Edis’in kendi tarzını, sahne duruşunu ve yaratıcılığını Academia’nın özgün çizgisiyle birleştirmek bizim için çok ilham vericiydi. Ve tüm bunların sonucunda, hem markanın hem de Edis’in ruhunu yansıtan, samimi, enerjik ve genç bir koleksiyon doğdu.
İlk iş birliğinizde Edis markanın yüzüydü, bu kez ise yaratıcı sürecin bir parçası. Bu geçişin arkasında nasıl bir vizyon vardı?
Elif Göktaş Beymen Group CMO: Edis, geçtiğimiz bahar aylarında duyurduğumuz kampanyamızın marka yüzüydü ve Academia’nın enerjisini gerçekten birebir yansıttı. Bu kez o enerjiyi koleksiyonun yaratıcı sürecine taşımak istedik. Bu yüzden Edis’i sadece bir kampanya yüzü olarak değil, markanın yaratıcı dünyasının içinde görmek bizim için çok değerliydi. Academia’nın çağdaş çizgisiyle Edis’in sahne kimliği arasında doğal bir uyum vardı. Biz de bu uyumu derinleştirip birlikte yeni bir hikaye yazmak istedik.
Berlin gece hayatının yeraltı estetiği koleksiyonun ruhuna yön vermiş. Bu şehir, bu atmosfer size ne ifade ediyor?

Neslihan Gezent: Edis’le yaptığımız bu koleksiyonun çıkış noktası aslında Berlin’in yeraltı kültürü ve Berghain atmosferiydi. Berlin benim için her zaman bir “denge” hissi taşıyor; kaosla düzenin aynı anda var olabildiği bir şehir. O yeraltı estetiği aslında sadece gece hayatıyla ilgili değil, Berlin’in insanlara tanıdığı sınırsız ifade alanıyla ve kimlikleri yeniden tanımlama özgürlüğüyle ilgili. Koleksiyonda bunu yansıtmak istedim. Endüstriyel, sert bir ruh var ama aynı zamanda sessiz bir zarafet de taşıyor. Berghain’in karanlığından aldığımız ilhamı, bugünün minimal estetiğiyle harmanladık.
Koleksiyonda deri, yün ve pamuk gibi lüks malzemelerin endüstriyel bir tavırla harmanlandığını görüyoruz. Bu zıtlık sizin için bir tasarım prensibi mi?
Neslihan Gezent: Bu, tam da beslendiğimiz ana temanın yansıması aslında. Berghain’in sertliğini, Academia’nın sofistike minimalizmiyle dengeledik. Ben bu zıtlığı bir kontrast olarak değil, bir denge unsuru olarak görüyorum; çünkü gerçek güç bazen en rafine halinde ortaya çıkar.
Koleksiyonu ilk kez deneyenler için üç parçalık başlangıç setiniz ne olur?
Neslihan Gezent: Kesinlikle kahverengi deri trucker mont, gri hoodie ve mükemmel kesimli siyah pantolon. Bu üçlü, koleksiyonun ruhunu en sade ama en güçlü şekilde yansıtıyor. Yakından baktığınızda dikişlerinden oranlarına kadar her detayını fark ediyorsunuz; ama uzaktan bakıldığında sadece cool, çabasız bir günlük stil olarak görünüyor.
“Cool” olmayı tek cümlede tanımlasanız: Görünüm mü, tavır mı, rahatlık mı? Bu koleksiyon bu tanımı nasıl hayata geçiriyor?
Neslihan Gezent: “Cool” olmayı tek bir cümlede tanımlayacak olsam, bu kesinlikle rahatlığın getirdiği kendinden emin tavır olur. Görünüm gelip geçicidir, tavır ise duruşun bir yansımasıdır. Ama özünde “cool” olmak, içinde bulunduğun kıyafetin içinde kendini ne kadar rahat ve bu sayede ne kadar gerçek hissettiğinle ilgilidir. Bu koleksiyon bu tanımı, önemli ve zamansız parçaları bir araya getirerek hayata geçiriyor; yani kişinin kendine yakışanı bulup onu zahmetsizce kendi stiline uyarlayabileceği temel öğeler sunuyoruz. Ama bunu yaparken, Academia’nın DNA’sını her detayına kadar hissettiğiniz özel parçalarla, yani sofistike ve özgün bir bakış açısıyla veriyoruz.
Edis’in kişisel dünyasıyla Academia’nın marka kimliği nerede kesişiyor?
Neslihan Gezent: Bu iş birliğimiz çok doğal gelişti. Edis, Academia’yı giyen ve çok beğenen bir sanatçı. Buradaki asıl kesiştiğimiz nokta ise, onun bu koleksiyon için yapmayı hayal ettiği dünyanın bizim marka kimliğimiz ve tarzımızla mükemmel bir paralellik göstermesiydi. Özellikle yenilikçi ve özgün bakış açısı ile zamansızlığı birleştirme arzusu, Academia’nın ruhuyla birebir örtüştü.
Moda endüstrisinde özgürlük kavramı sıkça konuşuluyor. Sizce bugün hala gerçekten özgür ve tekrara düşmeyen moda üretmek mümkün mü?

Elif Göktaş Beymen Group CMO: Moda artık sadece trendlerle değil, aynı zamanda bütünsel bir bakış açısıyla şekilleniyor. Bugün elbette hala özgür moda üretmek mümkün ve bunun yolunun samimi olmaktan geçtiğini düşünüyoruz. Her şeyin hızla tüketildiği bir dönemde, gerçekten özgün olmanın yolu içten gelen bir hikaye anlatmaktan geçiyor aslında. Academia x Edis koleksiyonu da tam olarak bu nedenle özel; çünkü bir formülü takip etmiyor, kendi duygusundan ve enerjisinden yola çıkıyor.
Genç kitleye verdiğiniz en net mesaj ne: “Kendin ol” mu, “kuralları esnet” mi, “risk al” mı?
Elif Göktaş Beymen Group CMO: En çok “kendin ol”. Çünkü diğer her şey onun doğal bir sonucu. Kendin olduğunda zaten risk almak senin için bir korku değil, bir ifade biçimi oluyor. Bu koleksiyon da tam olarak bunu anlatıyor: Kim olduğunu bil, bunu cesurca göster, enerjini saklama.
