Yeni yıl, yeni lüks: Kadınlar 2026’da modada neye değer veriyor?

6 Ocak 2026
Yeni yıl, yeni lüks: Kadınlar 2026’da modada neye değer veriyor?

Fotoğraf: Aslı Jackson

2026’ya yaklaşırken kadınlar lüksü yeniden tanımlıyor. Zanaat, kültürel hafıza ve sartorial bilinçle modada yeni yılın anlamı.

Yeni yıl bana hep bir kadın gibi gelir. Sessiz ama kararlı, gösterişli ama seçici. Işığın nereye düştüğünü bilir; neyi taşıyıp neyi geride bırakacağını da. Yani bu yıl vitrinin arkasında daha sessiz ama daha güçlü bir dönüşüm var. 2026’ya yaklaşırken kadınlar lüksü hızda değil, zanaatte, kültürel hafızada ve kişisel hikayelerde yeniden tanımlıyor.

Ocak ayı kapıya dayandığında hep aynı telaş başlar, değil mi? Listeler yapılır, sözler verilir, yeni kararlar alınır, gardıroplar detoks niyetine talan edilir. Sanki takvimdeki bir rakam değişince, biz de sihirli bir değnekle değişecekmişiz gibi… Geçen gece, şehrin yeni yıl ışıklarına bakarken şunu düşündüm: Belki de “yeni” dediğimiz şey, henüz keşfetmediğimiz bir gelecek değil, fark etmediğimiz bir geçmişin parçasıdır. Belki de gerçek lüks, daha fazlasına sahip olmak değil, sahip olduğun şeye daha derin bir anlam yüklemekti.

2025’e yavaş yavaş veda ederken, ışıltılı bir vitrinin önünde durup bu hissi daha net fark ettim. Yılın bu zamanında Işıklar daha parlaktır, kumaşlar daha iddialıdır, her şey “yeniyi” anlatmak ister. Ama vitrinler artık yalnızca göze değil, sezgilere de hitap etmeli. Çünkü kadınlar artık sadece almıyor, bağ kurmak istiyor.

Yeni yılın eşiğinde bu yüzden aynı soruya dönüyorum: Bu parça yalnızca güzel mi, yoksa benim için bir anlamı var mı? 2026’da sartorial lüks nedir? Bana yalnızca bir silüet mi sunuyor, yoksa bir hikaye mi?

Sartorial lüks tam da bu noktada devreye giriyor. Gösterişten değil; kesimin niyetinden, dokunun sabrından, terziliğin saklanmayan izlerinden doğan bir lüks anlayışı. Logoların yüksek sesinden uzak, yeni lüksün, el işçiliğinin, emeğin fısıltısına yakın.

Benim için bu dönüşüm iki kelimede karşılık buluyor, Artizan Moda ve Kültürel Miras. Bir parça ya insan emeğini açıkça taşımalı, ya da zamanın içinden süzülüp gelen bir hafızayı bugüne taşımalı. Bu yalnızca bir stil tercihi değil. 2026’ya yaklaşırken modanın kadınlarla kurduğu ilişkinin yeniden hizalandığını gösteren güçlü bir işaret. Ve bu işaret, vitrinden podyuma, oradan dolaplarımıza doğru ilerliyor.

Moda dünyası kültürel mirası kutluyor

Moda dünyası kültürel mirası kutluyor
Fotoğraf: Aslı Jackson

Bu değişimi podyumda ilk kez hissettiğim anlardan biri, geçtiğimiz sezon Dries Van Noten’in 129. veda defilesiydi. Koleksiyon, transparan materyaller, maskülen parçalar ve parlak altın ile gümüş detayları bir araya getiren zıtlıkların güçlü bir konfeti karışımı. Kimsenin özellikle işaret etmediği ama koleksiyonun bütün ruhunu taşıyan bir detay. Runway de yürüyen modelin üzerinde incecik bir örgü panel vardı. Hafif, neredeyse görünmez. Işığa çarptığında kumaş gibi değil, bir düşünce gibi titreşiyordu. Ön sırada influencer yoktu. Kimse o anı yakalamak için telefonuna uzanmıyordu. Ama tam da bu sessizlik, defileyi sezonun en güçlü sunumlarından biri haline getirdi.

O an fark ettim, moda artık sadece “nasıl görünüyorum?” sorusunun peşinde değil. Moda, neye değer verdiğimizi görünür kılıyor yanıtında. Gerçek lüks, gürültüde değil, değerlerde, derinlikte ve tasarımcının kendini saklamadığı o muazzam ayrıntılarda.

New York’un yeni üçlüsü ve kadın anlatısının güçlenmesi

Lüksün geleceği, kadın tasarımcıların bakış açısıyla şekilleniyor. Ashlynn, Colleen Allen ve Diotima’nın kurucusu Rachel Scott — hepsi New York’un moda sahnesinde yaşayan ve zanaat odaklı işlerini oradan yürüten kadın tasarımcılar. Bu üç ismi bir araya getiren şey yalnızca New York’ta üretmeleri değil. Onları ortak bir çizgide buluşturan, modayı yeniden insan merkezli bir dile taşımaları.

Ashlynn’in kasıtlı olarak yarım bırakılmış dikişleri, kusursuzluk fikrine yöneltilmiş bilinçli bir itiraz gibi. Colleen Allen’ın heykelsi kesimleri,bedeni dönüştürmek için değil, bedene alan açmak için var. Diotima ise Karayip crochet geleneğini çağdaş sahneye taşıyor.

Daha önceki yazılarımda bahsettiğim gibi dantel, tüm dünya kültürlerinde farklı hikayeler anlatıyor. Her ilmek bir ritüel, her düğüm bir hatırlama biçimi. Zanaat dünyasında nostalji değil; geleceğin dili olmuş.

Bu tasarımcıların her biri, yeni yıl vitrininin önünde duran kadına şunu söylüyor: Lüks artık sadece büyük markaların gücünde değil, anlamlı hikayelerin derinliğinde. Ve bu hareket yalnızca New York’la sınırlı değil. İstanbul’dan Londra’ya, Kingston’dan Brooklyn’e uzanan küresel bir zanaat uyanışı yaşanıyor. Başka bir deyişle örgüsel sanatlar, crochet yüzeyler, dantel detaylar yaşayan bir kültürel hafıza olarak yeniden yorumlanıyor.

Artisanal Moda ve Antique; kadınlar hızdan değil, hikayeden besleniyor. Bir kıyafeti seviyoruz çünkü bize anı çağrıştırıyor. Bir büyükannenin sabrını, bir terzinin sessiz emeğini, bir kültürün katmanlarını… Kadınlar artık yalnızca giysi satın almıyor. Bağ kuruyor. Hafıza topluyor. Emeğe değer veriyor. Bu yüzden artisanlık yükseliyor. Bu yüzden vintage ve antika parçalar yeni nesil kadınlar için anlam kazanıyor. Bu yüzden ömrü uzun olan Pre-Loved her şey yeniden değerli. Bu sadece bir trend değil. Bu, kadınların kendi ekonomik ve duygusal sistemlerini yeniden kurması. 2026’nın Moda Matematiği net: İyi niyetli üretim, kültürel hafıza ve dokunsal zanaat.

Yeni yılı nasıl giyiyoruz?

Fotoğraf: Aslı Jackson

Yeni yıl vitrini artık tek bir şeyi fısıldıyor; daha fazlasını değil, daha anlamlı olanı. Geleceğin lüksü bir statü göstergesi değil. Bir bağ kurma biçimi. Bir iz bırakma hali. Bir içsel tutarlılık.

Ve şimdi asıl soru şu: Biz kadınlar 2026’ya nasıl giriyoruz? Daha çok şeye sahip olarak mı, yoksa daha bilinçli seçimler yaparak mı? Benim cevabım açık: Zanaate dönerek. Köklerimizi sahiplenerek. El emeğini görünür kılarak. Kıyafeti bir dekor değil, bir hikaye taşıyıcısı olarak görerek. Çünkü biz artık kitlesel üretim için fazla bilinçli, fazla seçici ve fazlasıyla kendimiziz.

Ve belki de sartorial lüksün asıl anlamı tam olarak burada yatıyor: Yeni yılı, kendimizi yeniden tanımlayarak karşılamak. Eğer bu satırları okurken içinizde tanıdık bir his kıpırdadıysa, bilin ki yalnız değilsiniz. Bu, aynı dili konuşan kadınların sessiz bir buluşması.

Yeni yılda sizi de bu sartorial yolculuğa davet ediyorum: Zanaatin izini sürmeye, kültürel hafızayı görünür kılmaya, ve lüksü kendi değerlerinizle yeniden yazmaya.

Çünkü bazı hikayeler giyilmek için değil, yaşanmak için vardır.
Eğer senin de bir giysiye bağlanan bir hatıran, dönüştürmek istediğin bir parça ya da anlatılmayı bekleyen bir hikayen varsa, benimle paylaş. Belki senin hikayen, bir başkasına ilham olur.


Mutlu Yıllar.
Kestik

Aslı Jackson

Aslı Jackson

Aslı Jackson, Central Saint Martins ve University of the Arts London’daki eğitimiyle modayı bir bilinç mimarisi olarak yeniden tanımladı. Vivienne Westwood’un felsefesinden beslenen yaklaşımıyla kurduğu Post Upcycle Co-Lab & Wardrobe Surgery geçmişin malzemelerini geleceğin sezgisi ile dönüştüren çağdaş bir tasarım laboratuvarlardır, insan yaratıcılığıyla teknolojik zekânın birlikte nefes aldığı alanlar. AJ için “Thrivability”sürdürülebilirliğin ötesinde yaşama katılan, dönüşen ve çoğalan bir bilinçtir.

Bilgi Üniversitesi, IFA Paris ve İMA’da moda psikolojisi, sezgisel düşünme ve sorumlu yaratıcılık dersleri verir. Bugün InStyle Türkiye’deki yazılarında, tasarımı bir kültürel simya olarak yorumluyor: geçmişi geleceğe, malzemeyi bilince, insanı özüne bağlıyor.

Daha Fazla İçerik

“Bu, Kızların Eseri”: LEGO Türkiye Contemporary Istanbul’da kızların yaratıcı gücünü sergiliyor “Bu, Kızların Eseri”: LEGO Türkiye Contemporary Istanbul’da kızların yaratıcı gücünü sergiliyor

“Bu, Kızların Eseri”: LEGO Türkiye Contemporary Istanbul’da kızların yaratıcı gücünü sergiliyor

LEGO Türkiye, kız çocuklarının yaratıcılığını kutlayan “Bu, Kızların Eseri” sergisini Contemporary Istanbul’da sunuyor.
Birlikte ama gizli: İlişkilerde ”stashing” ne anlama gelir? Birlikte ama gizli: İlişkilerde ”stashing” ne anlama gelir?

Birlikte ama gizli: İlişkilerde ”stashing” ne anlama gelir?

Bir kişiyle duygusal bir bağ kuruyorsunuz, ancak o kişi sizi kendi sosyal çevresinden bilinçli bir şekilde uzak tutuyorsa "stashing" yaşıyor olabilirsiniz.