Bir roman ve bir yazar: Suat Derviş ve Çılgın Gibi

11 Şubat 2026
Bir roman ve bir yazar: Suat Derviş ve Çılgın Gibi

Döneminin önemli bir politik figürü, gazetecisi ve yazarı olan Suat Derviş’in uzun zamandır gözlerden uzak olan eserleri İthaki yayınlarının titiz çalışmaları sonucunda, bir süredir gün yüzüne çıkmaya başladı. 

Çılgın Gibi, ilk olarak 1945’te tefrika olarak İstanbul’da yayımlanmış. Daha sonra Suat Derviş tarafından Fransızca olarak yeniden yazılan roman, Fransa’da Yalı’nın Gölgeleri adıyla basılmış; bu nedenle yurtdışında bir Türk kadın yazarın yayımlanan ilk kitabı olarak görülüyor.

Bir roman: Çılgın Gibi

Bir roman: Çılgın Gibi

Çılgın Gibi İstanbul’da Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında doğan bir kadının, Celile’nin hikayesini anlatır.

Celile, eski bir paşanın eşi olan babaannesinin sıkı kontrolü altında bir yalıda yalnız bir masal prensesi gibi büyür. Hayata ve pratik yaşama dair hiçbir hazırlığı olmayan Celile, babaannesinin ölümünden bir süre sonra Ahmet ile evlenir. Zengin olma ve bu zenginliği “paşa torunu” karısının ayaklarına serme peşindeki Ahmet ile evliliğinde de, insanlarla mesafeli ve güvenli hayatını aynı şekilde sürdürür. 

Ta ki Muhsin ile tanışana kadar! İlk tanıştıkları andan itibaren birbirine çekilen ikili, Muhsin’in ısrarları üzerine gizli ve tutkulu bir ilişkiye başlarlar. 

“Celile, senden korkuyorum.

Ben zararsız bir kadınım Muhsin, sen aşktan kork.”

Kapalı hayatı nedeniyle toplumsal ve kişisel ilişki dinamiklerine yabancı olan Celile, dönemin cemiyet ahlak anlayışına rağmen çılgın gibi aşık olarak Muhsin’in kollarına koştuğunda, büyük bir umursamazlık içindedir. Muhsin ise, Celile’nin hiç tereddütsüz ilişkiye başlayabilmesinin arkasında, nüfuslu Muhsin ile iş bağlantısı kurmayı çabalayan kocası Ahmet’in çıkarının olduğuna inanır.

Durumu uzun süre fark etmeyen Ahmet’in de katkılarıyla, cemiyet için kabul edilemeyecek bir skandala dönüşen boşanma süreci sonrası Celile, doğal bir süreç olarak düşündüğü evlilik yerine, kendini her türlü lüksle dolu bir apartman dairesine kapatılmış olarak bulur. Birinin tecrübesizliği diğerinin keskin yargıları nedeniyle karşılıklı iletişimin olmadığı ortamda, Muhsin’in onunla ilgili gerçek düşüncelerini öğrenmesi, Celile için aşk masalının sonu olur.

Çılgın Gibi, dramatik bir aşk romanı olsa da, aynı zamanda Derviş’in hem bireysel hem de toplumsal gözlem ve tespitlerini içerir. Derviş, Celile’nin trajedisini, hem aşkının peşinde koşma cesaretine hem de kendi ayakları üzerinde durma becerisine sahip olmamasına bağlayarak o dönem için ilerici bir feminist bakış açısı sunar. Aynı zamanda eğitimli ve modern Muhsin’in ikiyüzlü ve eril ahlak anlayışını eleştirir. 

Derviş bir yandan dönemi ve mekanları anlatırken, diğer yandan kitaptaki üç ana karakteri farklı sınıfların ruhunu temsil edecek şekilde kurgular. Celile Osmanlı’nın kaybolan zenginlik ve ihtişamının sonunu yalılarda yaşayan ve artık zamana ayak uyduramayan paşazadeleri, Muhsin son birkaç nesildir para kazanmaya başlayan yeni ve ahlakçı burjuvaziyi ve son olarak Ahmet zengin olmak ve sınıf atlama adına her şeyi göze alan hırslı orta sınıfı temsil eder. 

Çılgın Gibi, “hesapsız seven bir kadın” olan Celile’yi ve özellikle Suat Derviş’i tanımak için eşsiz bir fırsat. 

Bir yazar: Suat Derviş

Bir yazar: Suat Derviş

“Zira o yedi yaşında bir roman yazmış, on yedi yaşlarından itibaren Babıali’de bir erkekler ordusunun içinde tek kadın, hem gazeteci hem de yazar olarak dev adımlarla ilerlemeyi başarmış, yaptığı aşk evliliklerinde mesleğinden zerre kadar ödün vermeme adına bu evlilikleri bir çırpıda bitirmeyi göze almıştır. Babasının ölümünden sonra annesiyle genç erkek kardeşinin sorumluluğunu hiç duraksamadan üstlenen, sırasında kardeşini korumak adına hapse girmeyi göze alan, siyasi fikirleri adına kendini tehlikeye korkusuzca atan, yine odur. İstanbul, Berlin ve Paris üçgeninde kurduğu yaşamında kimler ve neler yok ki! Saraylı bir anne, hekim bir baba, paşa dedeler, özel mürebbiyelerle konaklarda geçen bir çocukluk, sırasıyla İstanbul’un işgaline, Kurtuluş Savaşı’na, Lozan Antlaşması’na, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna, 1920’lerin çılgın Berlin’inin “tabula rasa”sına ve Sovyetler Birliği’nin yeni kurulan düzenine, tek partili rejimin acımasız sansürüne rağmen “kelle koltukta” tanıklık edilen bir gazetecilik ve yazarlık… Aşkla ideolojinin iç içe olduğu nedenlerden dolayı gizli Komünist Parti içindeki faaliyetler ve yazılar, onları izleyen gözaltılar, tutuklamalar… Ellili yılların muhteşem Paris’inde gönüllü sürgün olarak geçirilen on yıl… Orada, o sure içinde Aragon, Eluard, Nizan, Romain Rolland gibi aydınların desteğiyle yabancı bir dilde yeni bir yazar kariyerine adım atma çabası ve bu çabanın başarıyla taçlanması… İstanbul’a dönüş ve kademe kademe gelen yoksulluğa, hastalığa ve unutulmuşluğa rağmen, yine başı dimdik verilen geçim kavgası… Son olarak da Kasımpaşa Askeri Hastanesi’nde günümüzde erken diyeceğimiz bir yaşta, tek başına ve tevekkülle karşılanan ölüm.” *

*Liz Behmoaras’ın Suat Derviş, Efsane Bir Kadın ve Dönemi başlıklı biyografi çalışmasının “Üçüncü Baskı İçin Suat Derviş Biyografisini Yeniden Okurken” başlıklı bölümünden alınmıştır. 

Daha Fazla İçerik

2026 Şubat ayı burç yorumları 2026 Şubat ayı burç yorumları

2026 Şubat ayı burç yorumları

Şubat ayı kış sezonunun bitişini simgelese de gökyüzü açısından oldukça hareketli bir atmosfer sunuyor; duygular yoğunlaşıyor, ilişkiler ve içsel farkındalıklar öne çıkıyor.
Golden Globes’ta Chanel etkisi: Selena Gomez ve Rose Byrne kırmızı halıya nasıl hazırlandı? Golden Globes’ta Chanel etkisi: Selena Gomez ve Rose Byrne kırmızı halıya nasıl hazırlandı?

Golden Globes’ta Chanel etkisi: Selena Gomez ve Rose Byrne kırmızı halıya nasıl hazırlandı?

Selena Gomez ve Rose Byrne'in Golden Globes kırmızı halı görünümleri Chanel imzası taşıyor.