Pınar Birim ile kaykay, kahve ve sanatın kesişimi üzerine

2 Temmuz 2026
Pınar Birim ile kaykay, kahve ve sanatın kesişimi üzerine

REKLAM

Kaykay kültürünün içinden gelen, resimlerini de o kültürün diliyle üreten sanatçı Pınar Birim, Kronotrop ve âlâ skateboards için iki kaykay tahtası üzerine özel çizim tasarlayarak Kronotrop x âlâ skateboards: Dreamed by Pınar Birim projesine imza attı. Sezgisel üretim pratiğini, İstanbul’la kurduğu gerilimli ilişkiyi ve bu iş birliğinin doğuşunu konuştuğumuz röportajda, Birim’in dünyasına yakından bakıyoruz.

Sizi tanımayan biri için Pınar Birim kim, ne yapar, nasıl yaşar, nelerden beslenir?

2001’de Mimar Sinan Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü’nden mezun olduktan sonra Londra’da interaktif sanat alanında yüksek lisansımı tamamladım. İstanbul’a döndüğümde bir süre tasarım ve reklam sektöründe çalıştım, ama zamanla kendimi daha özgür ifade edebileceğim bir alana yöneldim ve tüm odağımı resim üretimine verdim. Bu süreçte iki kız çocuğum oldu; onların varlığı hem hayatımı hem üretim pratiğimi derinden etkiledi. Doğayı hayatımın merkezine koyuyorum; aidiyet, dönüşüm, merak ve iyileşme benim hem işlerime hem yaşamıma yakın duran temalar. Başarıyı da çoğu zaman dış ölçütlerden çok “iyi hissetmek” üzerinden tanımlıyorum. Basit görünüyor ama hayatım boyunca korumaya çalıştığım oldukça katı bir standart bu.

âlâ skateboards ve Kronotrop iş birliği, bu proje için kapınızı çaldığında ilk tepkiniz ne oldu? Kaykay ile nasıl bir ilişkiniz var?

kaykay kültürü

Kaykayla ilişkim gençlik yıllarıma dayanıyor. Kaykay kültürünün grafiği, müziği, filmleri beni çok etkilemişti. Lise yıllarında kurduğumuz “Headache” adlı grupta solisttim, dönemin kaykaycılarının dinlediği müzikleri çalıyorduk. Bugün sahip olduğum vizyonu en çok besleyen dönemlerden biri o yıllardı diyebilirim. Teklif geldiğinde tek bir soruda kaldım: Neden daha önce yapmamıştım? Daha önce Amerika’da bir markayla çalışmış, işlerimi kayak ürünlerine uygulamıştım. Yurt dışında bir markayla çalışmak bir şey, lokal bir hikayenin içinde yer almak çok daha kişisel bir yerden dokunuyor.

Kaykayı bir nesne olarak değil, “görünür ve görünmeyen arasında bir geçiş alanı” olarak tanımlıyorsunuz. Tasarlarken ilk beliren imaj neydi?

Sanırım yaşadığım şehir İstanbul bunun cevabı. Hem bir geçiş alanı hem köklenebileceğin bir yer. Tasarım fikirlerinden biri kızımın küçükken verdiği bir cevaptan doğdu. Ona bir gün “Mutlu olmak için ne yapmak lazım?” diye sormuştum. “Mutlu olmayı seçmek lazım” demişti. Defalarca döndüm o cümleye; bir çocuktan gelen, ama çok yukarıdan konuşan bir ses. İlk bu söz belirdi aklımda. 

Bu projenin slogan olan “Grind or Die” hem kaykayda hem kahvede farklı bir anlam taşıyor. Bu ritmi gündelik hayatınızda nerede hissediyorsunuz?

“Grind” zaten kaykay kültüründe çok güçlü bir terim. Benim işlerimde de bazen yazılar, sloganlar ya da o an dinlediğim müzikten akan sözler oluyor. Üretim sırasında zihnimden geçen her şey yüzeye çıkıyor; bunu kontrol etmiyorum, sadece izliyorum. Bu serinin adlarından biri “Feel Good” oldu; çünkü kaosun ortasında hatırlanması gereken en sade şey bazen iyi hissetmek oluyor. 

Kimlik, aidiyet ve kültürel hafıza üzerine çalışıyorsunuz. Bu iki tasarımda kendinizden ne kadarı var?

Oldukça fazla var aslında. Özellikle İstanbul’la kurduğum ilişki bu işlerin içinde çok hissediliyor. Bu şehir hem yorucu hem büyüleyici, sürekli bir karşıtlık halinde. Tasarımlardan biri “Feel Good”, diğeri “Unity”. Unity, birlik olmak, beraber hissetmek fikrinden çıktı. Sanatın ve kaykay kültürünün insanları bir araya getiren tarafını seviyorum; bu işler de biraz o hissin içinden seçildi.

Kronotrop x âlâ skateboards projesi için özel tasarladığınız bu tahtalara sahip olanların nasıl hissetmelerini istersiniz?

Kronotrop x âlâ skateboards: Dreamed by Pınar Birim

Sadece bir ürün almadıklarını, bir şeyin parçası olduklarını hissetmelerini istiyorum. Bu tahtalar bir markanın logosu değil, bir buluşmanın izi. Kahveyle kaykayın, sanatla sokağın aynı anda var olduğu bir an. Elinde tuttuğunda biraz benim İstanbul’la kurduğum o gerilimi hissetsin istiyorum, hem sert hem şiirsel olan tarafı. Belki sokakta kullanırken, belki sadece elinde tutarken, belki evinin duvarına asarken… Sahiplenmek burada bir vitrin meselesi değil; onları o tahtayı yaşamaya, yormaya, kendi hikayelerine katmaya davet ediyorum onları. En çok istediğim şey, birinin o tahtaya kendi hikayesinin bir parçası olarak bakıp “bu benim” demesi.

Sokak, stüdyo ve kahve dükkanı. Bu üçünün sizin için ortak noktası ne?

Üçü de bana farklı bir akış ve his veriyor. Sokak beni dışa açıyor, harekete zorluyor; orada durmak yok, sürekli bir dönüşüm var. Stüdyo tam tersi orada düşünce ve yaratım içe dönüyor, zaman farklılaşıyor. Kahve dükkanı ise ikisinin arasında bir yerde. Ne tam hareket ne tam durağanlık. Sanırım bu üçü olmadan üretim pratiğim eksik kalırdı; biri beni dışarı çıkarıyor, biri içeri çekiyor, biri de ikisinin arasında nefes almamı sağlıyor.

Daha Fazla İçerik

10 Temmuz’da gerçekleşecek Oğlak Dolunayı burçlar için ne anlama geliyor? 10 Temmuz’da gerçekleşecek Oğlak Dolunayı burçlar için ne anlama geliyor?

10 Temmuz’da gerçekleşecek Oğlak Dolunayı burçlar için ne anlama geliyor?

2025 yazının tam ortasında, 10 Temmuz gecesi gökyüzünde parlayacak Oğlak Dolunayı, duygularla mantığın, hayallerle sorumlulukların çarpışmasını gözler önüne seriyor.
Gardırobunuza eklemek isteyeceğiniz 8 kalın kemer Gardırobunuza eklemek isteyeceğiniz 8 kalın kemer

Gardırobunuza eklemek isteyeceğiniz 8 kalın kemer

Kalın kemerler, sezonun en net stil hamlesi olarak en sade görünümleri bile belde güçlü bir vurguya dönüştürüyor.
Pop KültürModaGüzellikKadınKapak HikayesiAstrolojiInStyle Home