Işıltılı bir cephe yerleştirmesinden dönüştürücü seramik eserlere ve mimariyi oyunbaz bir yorumla ele alan enstalasyona uzanan bu yeni edisyon, Hong Kong Arts Month kapsamında ilk kez ziyaretçilerle buluşan üç mekana özgü eseri bir araya getiriyor; eserler 17 Mart’tan Mayıs ayı başına kadar sergileniyor.
The Peninsula Hotels, Art in Resonance programının 2026 edisyonu için özel olarak hayata geçirilen sanat eserlerini, Mart ayındaki Arts Month kapsamında The Peninsula Hong Kong’da tanıtıyor. Olağanüstü seçki; Hong Konglu çağdaş sanatçı Angel Hui, Victoria and Albert Museum (V&A) iş birliğiyle Tokyo merkezli Endonezyalı seramik sanatçısı Albert Yonathan Setyawan ve Hong Kong merkezli mimar-sanatçı Dr. William Lim’i bir araya getiriyor.

Sergi, otel grubunun flagship lokasyonunda sergilenen iddialı yeni eserlerle konukları, sanat tutkunlarını ve ziyaretçileri sanatla beklenmedik ve ilham verici karşılaşmalara davet ederken, The Peninsula’nın kültürel destek vizyonuna yönelik kalıcı bağlılığını da yeniden vurguluyor.
Zanaatkarlığı ve kültürü özgün bir sanatsal ifade aracılığıyla kutluyor
Yakın zamanda 61. Venedik Bienali’nde Hong Kong’u temsil etmek üzere seçilen sanatçı Angel Hui’nin Swimming in Light adlı eseri, otelin cephesinde, giriş tentesinde ve ikonik Rolls-Royce araçlarında ziyaretçileri karşılayarak onları renk ve neşeyle örülü büyüleyici bir dünyaya davet ediyor. Sanatçının çalışmaları, gündelik ve sıradan nesneleri dingin bir hayranlık anına dönüştürmeye odaklanıyor. Geleneksel Çin gongbi tekniğinin titiz resim anlayışıyla eğitim alan Hui’nin işlemeli altın balıkları, otelin yüzeyi boyunca süzülüyormuş hissi yaratarak ışığı zarif biçimleriyle yakalayıp dağıtıyor.

Bu imza niteliğindeki motif, The Verandah’ın birinci kattaki pencerelerini ışıltılı havuzlara dönüştürüyor; renk, yansıma ve hareketin nazik bir koreografi içinde buluşmasını sağlıyor ve hem dışarıdan hem içeriden izlenebiliyor. The Verandah girişinde yer alan sanat yerleştirmeleri ise otelin iç mekanına oyunbaz ve çağdaş bir enerji kazandırarak konukları ışık ve gölge denizleri arasında dolaşmaya ve şiirsel bir yolculuğa çıkmaya davet ediyor.
V&A iş birliğiyle, Albert Yonathan Setyawan’ın Metamorphic Modulation adlı eseri, izleyiciyi düşünsel bir kabuğun içine alan özel olarak tasarlanmış bir yapı içerisinde The Lobby at The Peninsula Hong Kong’de sergileniyor. Sanatçının pratiği, ritüelistik tekrarlar aracılığıyla varoluşun geçici doğasını araştırıyor; eser, doğadaki iki temel formu merkezine alıyor ve biri yaprağı, diğeri ise çiçeği çağrıştırıyor. Her bir seramik parça elde kil ile şekillendiriliyor, kırmızı terracotta tekniğiyle kalıba dökülüyor ve malzemenin ham dokusunu ile rengini vurgulamak amacıyla sırsız bırakılıyor; sanatçının tutkuyla “pişmiş toprak” olarak tanımladığı doğal özü öne çıkarıyor. Eser, ışık ve gölgeyle oynayarak katmanlı bir etki yaratıyor, heykel ile duvar arasındaki sınırı belirsizleştiriyor ve farklı açılardan algısı değişen yapısıyla konukları eseri her bakışta yeniden keşfetmeye davet ediyor.

Üçüncü sürükleyici yerleştirme, The Verandah Café’de ziyaretçileri bekliyor; burada Dr. William Lim, Tai Ping iş birliğiyle, sanatçının A Bright Future adlı yağlı boya eserinden ilham alarak mekanı oyunbaz ve içinde yaşanan bir atmosfere dönüştürüyor. Yerleştirme, Tai Ping zanaatkârları tarafından hazırlanan büyük ölçekli el dokuması bir duvar halısını, kesintisiz dama desenli zemin halısıyla bir araya getirerek ziyaretçilerin adeta tablonun içine adım atıyormuş hissine kapılmasını sağlıyor.
Lim’in Journey serisinin bir parçası olan eser, kristal bir küreye bakan bir çocuğu tasvir ediyor; gökyüzünde sıçrayan balıkların ve alçaktan asılı duran ayın yer aldığı hayali bir dünyayı düşleyerek bakış açısı, sembolizm ve gerçeklikle hayal gücünün kesişimi üzerine umut dolu bir meditasyon sunuyor. Yerleştirme, sembolik motifler ve dekoratif objeler aracılığıyla tabloyu adeta canlandırıyor; ziyaretçileri olasılıklarla aydınlanan bir geleceğin içinde var olmaya davet eden huzurlu bir sığınak yaratıyor.
Sanattan ilham alan gastronomi deneyimleri ve konaklama ayrıcalıkları The Peninsula Hong Kong’da hayat buluyor
The Peninsula Hong Kong, Art in Resonance programını sanatsal dokunuşlarla kurgulanan gastronomi ve konaklama deneyimleri aracılığıyla yaşama geçiriyor; sergide yer alan eserlerden ilham alan özel lezzetler, sanat ile mutfak arasında zarif bir bağ kuruyor.
The Lobby at The Peninsula Hong Kong’de konuklar, üç farklı sanat eserine yaratıcı göndermeler yapan pastacılık dokunuşlarıyla hazırlanan The Peninsula Art in Resonance Afternoon Tea deneyiminin keyfini çıkarıyor; seçkin finger sandviçler ve otelin imza tatlıları bu deneyime eşlik ediyor. Farklı aromalarda hazırlanan éclair çeşitleri ile çikolata ve fındık yorumlu tart da menüde yer alıyor.

The Verandah Café’de sunulan Artisan Pastry Set ise Dr. William Lim’in eserinden ilham alan üç zarif tatlıdan oluşuyor: Dulcey çikolata mus ve elma kompostosu ile hazırlanan Crystal Ball, kiraz çiçeği çayı ve çilek notaları taşıyan Blossom ve çikolata ganaj ile fındık pralin dokunuşlarıyla yorumlanan Paintbrush. İçecek seçkileri, hem The Bar’da hem de The Verandah’da ayrı olarak da deneyimlenebiliyor.

Sanattan ilham alan bu özel gastronomi deneyimleri, 24 Mart – 5 Mayıs 2026 tarihleri arasında misafirlerle buluşuyor. Şehrin öne çıkan Arts Month dönemi boyunca program deneyimini bütüncül bir şekilde yaşatmak amacıyla otel, 20–31 Mart 2026 tarihleri arasında sunulan iki özel “The Art of Luxury” konaklama paketi tasarlıyor.
2026 Art in Resonance programı, The Peninsula’nın küresel sanat inisiyatifinin prestijini vurgularken, Victoria and Albert Museum (V&A) ile sürdürülen iş birliğini daha da derinleştiriyor; bu ortaklık, uluslararası ölçekte sanatsal mükemmeliyeti ve kültürel diyaloğu kutlamaya devam ediyor. Program, sanatçılara finansman, küratoryal destek ve sergileme alanları sağlayarak yeni kamusal sanat eserlerinin hayata geçirilmesini mümkün kılan The Peninsula’nın sanatı destekleme konusundaki süreklilik arz eden yaklaşımını da öne çıkarıyor. Deneyim, konuklara sanatla otel atmosferi içinde özgün bir bağ kurma imkanı sunarken aynı zamanda şehrin dinamik sanat ekosistemine katkı sağlıyor.
