Kıyafetlerinizin anlattığı hikayeleri duymaya hazır mısınız?
Her sabah gardrobumuzun önünde durduğumuzda , aslında gizli bir kapıyı aralamak üzereyizdir; İşte o kapıyı yani duygularımıza, geçmişimize, kimliğimize, ruh halimize ve beklentilerimize açılan kapıyı..
Giyinmek dışarıdan bakıldığında pek çoğumuza, basit bir eylem gibi görünse de içerden bakıldığında bir ritüeldir. Bazen kendimizi saklama biçimimiz, bazen “ben buradayım” deme cesaretimiz, bazen de hiçbir kelimenin anlatamadığını söylemektir.
Ben bir psikolog, travma terapisti ve moda psikoloğu olarak yıllardır insanların duygularını hem sözlerinden hem davranışlarından hem de sözsüz fakat çok ipucu veren giyinme tercihleri üzerinden dinledim.
Ve gördüm ki, giylerimiz sadece giysi değil. Onlar, ruhumuzun en sessiz ifadesidir.
Biz psikologlar olarak; insanın iç dünyasını, duygularını ve potansiyelini bilimsel bir mercekle görürüz. Ama belki de en önemlisi, sözlerin altındaki sessizliği duyarız. Davranışın ardındaki duyguyu duyarız. Biz terapi sürecinde insanın, karanlıkla baş etme gücüne, iyileşme hızına,
ve yeniden doğma ritüeline tanıklık ederiz. İşte bu anlamlı süreçte , uyguladığım diğer yöntemlerin yanında, benim terapilerime eşlik eden, moda psikolojisi ve ve giyim terapisi de var artık. Çünkü görünmeyen duygular, çoğu zaman görünür olan kıyafetlerde kendini belli eder.
Peki moda psikoloğu ne yapar?
Moda psikoloğu, kişinin stil davranışlarının ardındaki duygusal motivasyonları okur. Çünkü, renkler bir ruh halidir. Kumaşlar sinir sisteminin hafızasına dokunur. Silüetler güvenlik ve özgüven arasında gezinir. Alışveriş davranışları duygunun en dürüst yansımalarından biridir.
Bugün siyah bir elbise seçtiğimizde, bazen dünyaya karşı bir sınır çizeriz. Bugün rahat bir kazak seçtiğimizde, bedenimizi korumaya alırız. Bugün beyaz bir elbise giydiğimizde, içimizde yeniliğe açılan bir pencere vardır.
Ve moda psikoloğu, insan psikolojisi ile giysileri arasındaki bağı gören okuyan araştıran inceleyen kişidir
Moda neden psikolojiyle bu kadar bağlantılı?
Psikoloji, düşünce duygu ve davranışlarımızla ilgilenir işte moda tüm bunların dış kabuğudur. Her seçimimizin arkasında küçük bir duygu tonu gizlidir: Güvende hissetme ihtiyacı, göze görünme ya da görünmeme arzusu, duygusal yorgunluk, yenilik isteği, kendini ifade etme çabası ve bir dönemi kapatma arzusu.
Bazen sade bir tişört, “Yüküm ağır bugün”; bazen kırmızı bir ruj, “Gücüm yerinde.” der. Bazen beyaz bir elbise, “İçimde bir ferahlık var” diye fısıldar. Kıyafetler konuşur. Biz yeter ki duymaya hazır olalım.
Bu köşede sizi neler bekliyor?
Bu köşe; modanın ruhla buluştuğu, estetik ile psikolojinin dans ettiği bir alan olacak. Her hafta, Bedenin Hafızası ve Gardırobumuz, Gardırop Terapisi, Karar Yorgunluğu, Az ile İyi Hissetme ve en önemlisi “Beyaz Elbise Terapisi” gibi içerikler karşınızda olacak. Evet, yanlış duymadınız Beyaz Elbise Terapisi.
Zaman zaman dolabımızdaki bir beyaz elbise, ruhumuzdaki yeni sayfayı temsil eder: Başlangıçları, hafifliği, yenilenmeyi, nefes almayı…
Bu köşede, beyaz elbisenin psikolojideki karşılığını, “yeni bir ben’e adım atma ritüeli” olarak detaylarıyla konuşacağız.
Son söz: Moda bir gösteri değil, bir hikayedir
Bu köşede amacım; modanın yalnızca trendlerlen ibadet olmadığını, insan ruhunun derinliğiyle bağlantılı olduğunu anlatmak. Ve bazen bir elbise sadece bir elbise değildir… Bazen yeni bir başlangıcın, bazen kabuk değiştirmenin, bazen “artık hazırım” demenin en zarif yoludur. Her hafta daha derine, daha görünmeyene bakacağız birlikte. Hazırsanız, psikoloji ile modanın kesiştiği yere, moda psikolojisine hoş geldiniz.
