Fotoğraf: @dovecameron
İlişkinizde en son gerçekten ne zaman rahat ve huzurlu hissettiğinizi hatırlıyor musunuz? Telefonunuza bakarken cevap süresini düşünmeden; bir cümleyi kurarken yanlış anlaşılma ihtimalini hesaplamadan; susarken açıklama yapma ihtiyacı duymadan…
Çoğu zaman huzur, eksikliğiyle fark ediliyor. Her şey yolundaymış gibi görünürken içinizde sürekli ayakta duran bir yer varsa, bunun nedeni büyük bir sorun olmayabilir. Aksine, zamanla alışılmış ve sorgulanmadan kabul edilmiş bazı davranışlar huzur alanınızı sessizce daraltıyor olabilir.
İlişkilerinizde huzurunuzu hangi davranışlar bozuyor olabilir?

Sürekli açıklama yapma ihtiyacıyla yaşamak
Gün içinde nerede olduğunuzu, kiminle görüştüğünüzü, neden geç cevap verdiğinizi ya da neden o an konuşmak istemediğinizi sürekli açıklamak zorunda hissettiğinizde, ilişkideki huzur yavaş yavaş aşınmaya başlıyor. Başta bu durum önemsenmek ya da merak edilmek gibi hissettirebiliyor. Ancak zamanla açıklama, kendiliğinden gelişen bir paylaşım olmaktan çıkıp bir savunma refleksine dönüşüyor.
Kendinizi anlatmak zorunda hissettiğiniz her an, biraz daha tetikte yaşamaya başlıyorsunuz. Rahat hareket etmek yerine, karşı tarafın nasıl algılayacağını düşünüyorsunuz. Bu da ilişkinin nefes alınan bir alan olmaktan uzaklaşmasına yol açıyor.
“Büyütmemek” adına duyguları sürekli ertelemek

“Şimdi konuşmayalım”, “önemli değil”, “sonra bakarız” gibi cümleler çoğu zaman iyi niyetle söyleniyor. Ancak duygular sürekli ertelendiğinde, mesele gerçekten ortadan kalkmıyor. Sadece konuşulmadığı için görünmez hâle geliyor. Siz konuşmamayı seçtikçe, içinizde biriken şeyler yavaş yavaş huzurun yerini almaya başlıyor.
Duygularınıza alan açmadığınızda ilişkide yüzeyde bir sakinlik oluşabiliyor. Fakat bu sakinliğin altında söylenmemiş cümleler ve bastırılmış tepkiler birikiyor.
Sessizliği bir mesaj haline getirmek

Bazen susmak gerçekten dinlenmenin bir yolu olabiliyor. Ancak cevapsız mesajlar, kısa ve mesafeli tepkiler ya da “bir şey yok” cümlesi, ilişkinin içinde belirsiz bir atmosfer yaratıyor. Bu atmosferde siz, neyin söylendiğinden çok neyin söylenmediğini çözmeye çalışırken nasıl davranacağınızı kestirmekte zorlanıyorsunuz.
Sessizlik bir iletişim biçimi hâline geldiğinde, huzur yerini tedirginliğe bırakıyor. Ne zaman konuşulacağı, neyin sorun olduğu ya da olmadığı netleşmediği için zihniniz sürekli meşgul kalıyor.
Sürekli idare eden tarafta kalmak
İlişkide hep anlayan, ortamı yumuşatan, alttan alan kişi olduğunuzda dışarıdan bakıldığında uyumlu bir ilişki görüntüsü oluşabiliyor. Ancak bu uyum, kendi ihtiyaçlarınızı sürekli geri plana atmanız pahasına sağlanıyorsa, içeride başka bir şey birikmeye başlıyor. Sürekli idare etmek zamanla yorgunluk yaratıyor.
Siz idare ettikçe, huzur yerini içsel bir sıkışmaya bırakabiliyor. Çünkü kendi sınırlarınız görünmez hale geliyor. Huzur, tek taraflı bir çabanın sonucu olmuyor; iki tarafın da alan bulabildiği bir dengede kendine yer açıyor.
Rahatsız eden davranışları “normal” saymak

“O böyle”, “niyeti kötü değil”, “her ilişkide olur” gibi cümleler, huzuru bozan davranışları kabul edilebilir kılmanın en yaygın yollarından biri haline gelirken bu kabulleniş kısa vadede tartışmayı önlüyor gibi hissettirebiliyor. Ancak uzun vadede, içinizde bir şeylerin eksildiğini fark ediyorsunuz.
Rahatsız olduğunuz şeyleri sürekli görmezden geldiğinizde, huzur korunmuş olmuyor; yalnızca ertelenmiş oluyor.
Günün sonunda huzur, ilişkilerde büyük romantik anlardan ya da kusursuz uyumdan gelmiyor. Daha çok, kendinizi açıklamak zorunda kalmadığınız, duygularınızı bastırmadığınız, sürekli tetikte olmadığınız anlarda ortaya çıkıyor.
Normalleşmiş davranışları fark etmek, huzuru yeniden kurmanın ilk adımı oluyor. Çünkü huzur, çoğu zaman eklenen şeylerle değil; sessizce katlanılanları görünür kıldığınızda geri dönüyor.
İlginizi çekebilir >>>>> 2026’da ilişkilerde kendinizi daha güvende hissetmenin 4 yolu
