Fotoğraf: Netflix
Geldik Şubat ayına… Kışın en kısa ayı, ama ruh hâli en yoğun olanı. Dışarısı hâlâ soğuk, akşamlar uzun, gündem kalabalık. Tam da bu yüzden Şubat benim için “daha dikkatli izleme” ayı.
Netflix: Run Away
Netflix’in Harlan Coben uyarlamalarına alışığız; Run Away de bu çizgiyi koruyor, ancak aile ilişkileri tarafında daha derin bir yerden yaklaşıyor. Bir kızın kayboluşu üzerinden ilerleyen hikâye, aslında ebeveynlik, kontrol, suçluluk ve geçmişle yüzleşme üzerine kurulu. Gerilimi yüksek ama duygusal arka planı güçlü. Sadece “ne oldu?” değil, “neden oldu?” sorusunu da sorduruyor. Şubat akşamları için sürükleyici ama yüzeysel olmayan bir tercih. Karanlık, merak uyandırıcı ve tek solukta izleniyor.
Netflix: Ayrılık da Sevdaya Dahil
Şubat ayı gibi sakin, içe dönük izleme tercihleri için; aşk, vicdan ve hayat seçimleri üzerine yavaş ama derin bir anlatı arayanlara anlamlı bir seçenek sunuyor. Hem de Yavuz Turgul’un yaratıcılığıyla. Netflix’in 2025 sonunda izleyiciyle buluşan bu sekiz bölümlük Türk dizisi, iki zıt hayatın beklenmedik kesişmesini odağına alıyor. Tefeci bir ailenin sert tahsilatçısı Kemal ile yaşamını yazarlık üzerine kurmaya çalışan ve borç yüzünden restoran işletmek zorunda kalan Afife’nin karşılaşması, yalnızca bir finansal hesap değil; aynı zamanda içsel sorgulamalar içeren bir yüzleşmeye dönüşüyor. Geleneksel dram-romantik yapının içinde, karakterlerin duygu dünyalarına dair nazik bir tarama var: aşkın, sorumluluğun ve vicdanın bireysel ve toplumsal boyutlarıyla ele alınması dizinin merkezine yerleşiyor. İki insanın birbirlerinin dünyasını anlamaya çalıştığı bu süreç, diziyi yalnızca romantik temalara değil, insanı insanla ilişkilendirmenin incelikleri üzerine düşünmeye de davet ediyor.
Disney+: The Beatles Anthology
Yaratıcı üretimle ilgilenen herkes için çok ilham verici. Şubat’ta biraz durup düşünmek isteyenlere birebir. The Beatles Anthology sadece bir müzik belgeseli değil, aynı zamanda bir dönem hikâyesi. The Beatles’ın kuruluşundan dağılmasına uzanan yolculuk; müzik, dostluk, ego, yaratıcılık ve zamanın ruhunu anlatıyor. Peki neden hâlâ izlenmeli? Çünkü bu hikâye eskimiyor. Müzikle ilgilenin ya da ilgilenmeyin; yaratıcılığın, birlikte üretmenin ve değişimin ne demek olduğunu çok iyi anlatıyor.
Prime Video: Reacher
Jack Reacher karakteri etrafında şekillenen, hızlı, sert ve net bir aksiyon dizisi. Uzatmadan, dolandırmadan ilerliyor. Şubat ayının denge unsuru. Duygusal olarak ağır işlerin arasında iyi gelen, net, güçlü ve tempolu bir izleme deneyimi sunuyor. Reacher karakteri gri alanları sevmiyor; sorunları doğrudan çözüyor. Şubat rehavetini dağıtıyor. Bir bölüm daha, bir bölüm daha derken tempo hiç düşmüyor.
HBO Max: İlk ve Son
İlk ve Son üçüncü sezon, Bergüzar Korel ve Timuçin Esen’in oyunculuk gücüyle diziyi bir ilişki hikâyesinden çıkarıp duygusal bir karakter çatışmasına dönüştürüyor. Bu sezonun hikâyesi yalnızca bir ilişkinin başlangıcı ve bitişi değil; iki yetişkin insanın kendi hayat bagajlarıyla kurmaya çalıştığı dengeyi de ele alıyor. Aşk burada romantize edilmiyor; geçmiş deneyimler, kırılganlıklar, güç mücadeleleri ve sessiz kabullenişlerle birlikte işleniyor. Dizinin en güçlü yanlarından biri, büyük dramatik patlamalardan bilinçli olarak kaçınması. Asıl çatışmalar yüksek sesle değil; suskunluklar, yarım kalan cümleler ve “o an söylenmeyenler” üzerinden kuruluyor. Bu yaklaşım, izleyiciyi pasif bir seyirci olmaktan çıkarıp ilişkiye neredeyse tanıklık eden bir konuma taşıyor. Üçüncü sezon, İlk ve Son’un temel iddiasını netleştiriyor: İlişkiler genellikle tek bir olayla değil, fark edilmeden biriken duygularla sona erer.
İlginizi çekebilir >>>>> Özge Bulut Maraşlı’nın Aralık-Ocak seçkisi: Platformlarda neler var?
