Modern mekaniğin izinde

14 Nisan 2026
Modern mekaniğin izinde

Bağımsız saatçiliğin öne çıkan markalarından Chronoswiss, Türkiye pazarına Şark Saatçilik iş birliğiyle güçlü bir giriş yaptı. Chronoswiss Global Satış Direktörü Christophe Chorao ve Şark Saat Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Eliaçık ile bir araya gelerek İsviçreli markanın mekanik saat kültürüne yaklaşımını ve bağımsız saatçiliğin yükselişini konuştuk.

Chronoswiss gibi güçlü kimliğe sahip bağımsız bir markayı Türkiye’ye getirme kararı nasıl oluştu? Bu iş birliğinin arkasındaki vizyon nedir?

Mustafa Eliaçık: Şark Saatçilik olarak felsefemizin temelinde; güçlü bir kimliğe sahip, karakteriyle fark yaratan ve kendi yolunu çizen markalarla seçici ortaklıklar kurmak yatıyor. Chronoswiss, bağımsızlığını hem cesur tasarım diliyle hem de geleneksel üretim yaklaşımıyla çok net bir şekilde ortaya koyan, bu tanıma tam anlamıyla uyan bir marka. Bu iş birliğinin arkasındaki vizyon, basit bir ticari genişlemenin çok ötesinde. Amacımız, Türkiye’deki saat severlere daha niş, ifade gücü yüksek ve alışılagelmişin dışında bir perspektif sunmak. Chronoswiss’i portföyümüze dahil etmek, koleksiyonerlerle kurduğumuz bağı daha derin ve anlamlı bir seviyeye taşıma hedefimizin stratejik bir parçası.

Türkiye’de mekanik saat kültürünün son yıllardaki gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz? Koleksiyoner profilinde nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz?

Mustafa Eliaçık: Türkiye’de mekanik saat kültürü, son yıllarda hayranlık uyandırıcı bir bilinç düzeyine ulaştı. Geçmişte daha çok marka bilinirliği ve statü odaklı olan yaklaşım, bugün yerini mekanizmaya, zanaatkarlığa ve saatin arkasındaki hikayeye odaklanan, çok daha katmanlı bir bakış açısına bıraktı. Özellikle yeni nesil koleksiyonerlerde araştırmacı, seçici ve özgünlüğe üst düzeyde değer veren bir profil gözlemliyoruz. Artık sadece ana akım markalar değil, karakter sahibi bağımsız markalar da ciddi bir ilgi odağı hâline geldi. Bu değişim, pazarın çok daha sofistike bir yapıya evrildiğinin en net göstergesi.

Şark Saatçilik olarak portföyünüze yeni bir marka eklerken en çok hangi kriterleri göz önünde bulunduruyorsunuz? Chronoswiss bu kriterlerin neresinde duruyor?

Mustafa Eliaçık: Yeni bir markayı bünyemize katarken önceliğimiz; markanın özgün kimliği, vizyonu ve tasarım dilinin gücüdür. Hikayesinin derinliği, tasarımındaki ayırt edici detaylar ve üretim süreçlerindeki gerçek zanaatkarlık bizim için vazgeçilmez kriterlerdir. Ayrıca markanın bağımsız duruşu ve uzun vadeli vizyonu da belirleyici rol oynar. Chronoswiss, bu kriterlerin tamamını eksiksiz bir şekilde karşılıyor. Regülatör kadran gibi ikonik bir imzaya sahip olması, Lucerne’deki atölyesinde kadim el sanatlarını yaşatması ve “Modern Mechanical” yaklaşımıyla geçmişi modern bir dille yeniden yorumlaması, markayı portföyümüzde müstesna bir konuma yerleştiriyor.

Chronoswiss’in karakteristik tasarım dili sizce Türkiye’deki saat severlerle nasıl bir bağ kuracak?

Chronoswiss’in karakteristik tasarım dili

Mustafa Eliaçık: Chronoswiss’in tasarım dili, özgüveni yüksek ve karakter sahibi bir duruş sergiliyor. Regülatör kadran mimarisi, üç boyutlu guilloché yüzeyler ve cesur renk kullanımı, geleneksel saat estetiğine taze ve iddialı bir alternatif sunuyor. Bu yaklaşım, kendi stilini yaratmak isteyen ve farklılığın bir değer olduğuna inanan koleksiyonerlerle güçlü bir bağ kurulmasını sağlıyor. Türkiye’de özgün tasarımlara olan ilginin ivme kazandığı bu dönemde, Chronoswiss’in karakteristik dilinin özellikle kendini ifade etmeyi önemseyen saat severlerle doğal bir uyum yakalayacağına eminiz.

Türkiye pazarında özellikle hangi Chronoswiss koleksiyonlarının öne çıkmasını bekliyorsunuz?

Mustafa Eliaçık: İlk etapta, markanın regülatör komplikasyonundaki uzmanlığını en ihtişamlı şekilde yansıtan modellerin ilgi odağı olacağını öngörüyoruz. Özellikle ‘Sirius’, ‘Pulse One’ ve ‘Space Timer Gravity’ gibi modeller, teknik ve estetik açıdan en dikkat çekici parçalar arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra, açık mekanizma detayları, canlı kadran renkleri ve el işçiliğini gözler önüne seren modellerin Türkiye’de ciddi bir karşılık bulacağına inanıyoruz. Koleksiyonerlerin saatle kurduğu bağ artık çok daha duygusal ve estetik bir temele dayanıyor; Chronoswiss koleksiyonları da tam olarak bu beklentiyi karşılıyor.

Bağımsız saat markalarına olan ilginin artmasını neye bağlıyorsunuz? Bu ilgi sizce kalıcı bir dönüşüm mü?

Şark Saat Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Eliaçık

Mustafa Eliaçık: Bu yükselişi birkaç temel faktörün birleşimi olarak değerlendiriyorum. Tüketiciler artık çok daha bilinçli ve seri üretim algısından uzak, kişiselleştirilmiş ve karakterli ürünlere yöneliyor. Bağımsız markalar, her biri kendine has bir dünya görüşü ve özgün bir hikaye sunduğu için bu arayışa güçlü bir yanıt veriyor. Bu ilginin geçici bir trend değil, saat dünyasında köklü bir dönüşümün parçası olduğunu düşünüyorum. Koleksiyonerler artık sadece bir zaman ölçer değil, kendi kimliklerini yansıtan bir ifade biçimi arıyor. Bu da bağımsız saatçiliğin geleceğini her zamankinden daha parlak kılıyor.

Şark Saatçilik’in önümüzdeki dönemde saat severlere sunmayı planladığı yeni projeler, deneyimler veya marka iş birlikleri hakkında ipucu verebilir misiniz?

Mustafa Eliaçık: Önümüzdeki dönemde koleksiyonerleri markalarımızla doğrudan bir araya getiren, zanaatı ve üretim süreçlerini bizzat deneyimleyebilecekleri özel etkinlikler düzenlemeye devam edeceğiz. Bu yıl, yüksek saatçiliğin kalbinde yer alan; hem özgün hem de modern ve sportif çizgileriyle öne çıkan yeni markalarımızla daha görünür olacağız. Uluslararası iş birlikleri ve Türkiye’ye özel projelerle, saat severlere sadece bir ürün değil; ayrıcalıklı ve derinliği olan bir yaşam tarzı deneyimi sunmayı hedefliyoruz.

Chronoswiss’in Türkiye pazarına girişini bir dönüm noktası olarak tanımladınız. Türkiye’yi marka için stratejik açıdan bu denli önemli kılan nedir?

Christophe Chorao: Türkiye bizim için yeni bir pazardan çok daha fazlasını ifade ediyor; zanaatkarlığa, mirasa ve karmaşık detaylara duyulan takdirin kültüre derinlemesine işlediği bir bölge. Son derece ilgili, olağanüstü bilgi sahibi ve bağımsız seslere giderek daha fazla ilgi duyan, hızla büyüyen bir koleksiyoner topluluğu gözlemliyoruz. Chronoswiss için bu giriş yalnızca kısa vadeli bir genişleme değil; saatçilik dünyasında anlamlı ve kalıcı ilişkiler kurmaya yönelik uzun vadeli bir yaklaşım.

“Modern Mekanik”, Chronoswiss’in kalbinde yer alıyor. Giderek dijitalleşen bir dünyada bu felsefe günümüz izleyicisiyle nasıl bir bağ kuruyor?

Christophe Chorao: Her şeyin hız için optimize edildiği ve çoğu zaman geçici hissettirdiği hızlı tempolu dijital çağımızda, “Modern Mekanik” felsefesi hayati bir denge unsuru olarak öne çıkıyor. Bu yaklaşım kalıcılığı, otantik zanaatkârlığı ve derin duygusal değeri temsil ediyor. Günümüz kitlesi artık yalnızca işlevsellik aramıyor; modern teknolojinin uçucu doğasının ötesine geçen, somut, gerçek ve duygusal bir bağ kurmak istiyor.

Sizce Chronoswiss’i tasarım ve zanaatkarlık açısından diğer bağımsız saat markalarından ayıran nedir?

Christophe Chorao: Chronoswiss, 40 yıllık bir saatçilik mükemmelliği mirasına dayanıyor. Kimliğimiz; ikonik onion crown ve regülatör kadran mimarisi gibi belirgin tasarım kodlarının yanı sıra, dünyanın seri üretim ilk otomatik iskelet kronografı gibi tarihi dönüm noktalarıyla tanımlanıyor.
Yüzyıllık geleneksel zanaat tekniklerini, tavizsiz bir şekilde modern ve zaman zaman provokatif bir tasarım diliyle harmanlıyoruz. Saatlerimiz dışavurumcu, mimari ve anında fark edilebilir nitelikte. Ayrıca Lucerne’deki atölyemiz, guilloché ve emaye işlemlerini kendi bünyemizde gerçekleştirmemize olanak tanıyarak özgünlüğün ve el işçiliğinin saatlerimizin her bir detayına yansımasını sağlıyor.

Regülatör kadran ve imzanız niteliğindeki tasarım kodlarınız anında fark ediliyor. Bu unsurlar yeni koleksiyonlarınızda nasıl bir evrim geçiriyor?

Christophe Chorao: Tasarım kodlarımızı birer kısıtlama olarak değil, yaratıcılığımızın temel taşı olarak görüyoruz. Bu unsurlar, sunduğumuz her yeni koleksiyonla birlikte gelişmeye devam ediyor. DNA’mıza derin bir saygı duyarken, onu sürekli olarak daha yenilikçi ve çağdaş bir perspektifle yeniden yorumluyor; geleneksel zaman göstergelerinin sınırlarını zorluyoruz.

Türkiye için seçilen modeller arasında, yerel koleksiyonerlerde özellikle yankı uyandıracağını düşündüğünüz parçalar hangileri?

modern mekanik

Christophe Chorao: Pulse GMT ve Delphis koleksiyonunun güçlü bir yankı uyandıracağına inanıyorum; bu modelleri özellikle Türk koleksiyonerleri düşünerek seçtik. Türkiye, tarihsel olarak hareket, kültürel değişim ve küresel bakış açısıyla tanımlanan uluslararası bir kavşak noktası. Pulse GMT bu ruhu güçlü bir şekilde yansıtıyor; cesur ve bağımsız estetiğini korurken çift zaman dilimi işlevselliğiyle modern gezginler için ideal bir yol arkadaşı sunuyor. Delphis ise Chronoswiss’in mekanik ruhunu somutlaştırıyor. Jumping hour ve retrograd dakika özellikleriyle en ikonik miras parçalarımızdan birinin yeniden yorumu olan bu model; cesur mekanikler, alışılmadık göstergeler ve statükoyu reddeden yaklaşımıyla markanın temel değerlerini yansıtıyor.

Geleceğe bakıldığında, Chronoswiss’in küresel büyüme ve genişleme stratejisinde Türkiye’nin nasıl bir rol oynayacağını öngörüyorsunuz?

Christophe Chorao: Türkiye, önümüzdeki yıllarda Chronoswiss için stratejik bir temel direk olma potansiyeline sahip. Ticari fırsatların ötesinde, burayı kitle pazarı trendleri yerine bağımsızlığa ve zanaatkarlığa öncelik veren yeni nesil koleksiyonerler için bir merkez olarak görüyoruz. Amacımız, güçlü ortaklıklar ve net, uzun vadeli bir vizyonla organik olarak büyümek. Bugün attığımız adım da bu geleceğin ilk somut göstergesi.

Daha Fazla İçerik

90’lardan ilhamla dolgu topuklu terlikler yükselişte 90’lardan ilhamla dolgu topuklu terlikler yükselişte

90’lardan ilhamla dolgu topuklu terlikler yükselişte

90'lar referansı taşıyan dolgu topuklu terlikler, sezona güçlü bir geri dönüş yapıyor.
TAGG kurucusu ve kreatif direktörü Gökay Gündoğdu, 18 Mart günü New York’ta yapılacak Birleşmiş Milletler Kadın Statüsü Komisyonu CSW70’e konuşmacı olarak davet edildi TAGG kurucusu ve kreatif direktörü Gökay Gündoğdu, 18 Mart günü New York’ta yapılacak Birleşmiş Milletler Kadın Statüsü Komisyonu CSW70’e konuşmacı olarak davet edildi

TAGG kurucusu ve kreatif direktörü Gökay Gündoğdu, 18 Mart günü New York’ta yapılacak Birleşmiş Milletler Kadın Statüsü Komisyonu CSW70’e konuşmacı olarak davet edildi

Gökay Gündoğdu, Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu’nun (CSW70) 70. Oturumu kapsamında 18 Mart günü, New York’ta bulunan Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde, kadının güçlendirilmesi üzerine bir konuşma gerçekleştirecek.
Pop KültürModaGüzellikKadınKapak HikayesiAstrolojiInStyle Home