Fotoğraf: iStock
Regl olmak, kadın bedeninin en doğal döngüsü. Ancak bu doğallığın beraberinde getirdiği ihtiyaçlara erişim, dünyanın pek çok yerinde hala bir lüks gibi görülüyor. Period poverty yani regl yoksulluğu, yalnızca ped ya da tampon gibi temel hijyen ürünlerine ulaşamamakla başlıyor ama orada bitmiyor.
Bu durum sadece ekonomik bir sorun değil; regl hakkında konuşmanın hala tabu olması, doğru bilgiye erişememek ve “ayıplanma” kültürüyle büyümek anlamına geliyor. Yani mesele yalnızca bedenle ilgili değil; özgüven, eğitim ve eşitlikle de doğrudan bağlantılı.
Period poverty farkındalığı neden önemli?
Ne var ki bu doğal döngü, dünyanın birçok yerinde bir ayrıcalığa dönüşüyor; çünkü bir period poverty – pedin yokluğu yalnızca bir ürün eksikliği değil, aynı zamanda bir kız çocuğunun sınıfta olamaması, bir kadının işten geri kalması ya da bir hayalin yarım kalması anlamına geliyor.

Dünya genelinde 500 milyondan fazla kadın ve genç kız, regl döneminde bu yoksunluğu (period poverty) her ay yeniden yaşıyor; basit bir ürün eksikliği gibi görünen bu durum, aslında eğitimden işe, sağlıktan özgürlüğe kadar hayatın her alanına zincirleme bir etki bırakıyor.
Türkiye’de ise ped ve tampon hala “lüks ürün” kategorisinde. Yani doğallığın adı altında yaşanan şey, aslında görünmez bir eşitsizlik. Üstelik bu eşitsizlik, regl hala tabu olduğu için konuşulmadıkça daha da derinleşiyor, sessizlik sorunu büyütüyor. İşte bu yüzden regl yoksulluğu yalnızca biyolojik bir mesele değil; eşitliğin, özgüvenin ve insan onurunun tam kalbinde duran bir gerçeklik.
Peki, period poverty’i neden konuşmalıyız?
Period poverty, bahsettiğimiz üzere yalnızca ped ya da tampon meselesinden ibaret değil. Bir kız çocuğu regl döneminde okula gidemediğinde, eğitim hayatında geri kalıyor. İşten izin almak zorunda kalan kadın, kariyerinde bir adım geriye düşüyor. Mülteci kamplarında hijyen ürünlerine ulaşamayan binlerce genç kız, sağlıksız yöntemlere mecbur kalıyor ve bu da ciddi enfeksiyon riskleri doğuruyor.

Sessizlikle kuşatılan regl tabusu ise, kadınların toplumsal görünürlüğünü azaltıyor; kendi bedenleri üzerinde söz sahibi olmalarının önüne geçiyor. Yani mesele sadece bireysel değil; eğitimden iş gücüne, sağlıktan özgürlüğe kadar hayatın tüm alanlarına yayılan yapısal bir eşitsizlik.
Çözüm yolları ise karmaşık değil. Regl ürünlerinin lüks olmaktan çıkarılması ve vergilerinin kaldırılması, okullarda ve kamu kurumlarında ücretsiz erişimin sağlanması, belediyeler ve STK’ların ped dağıtımı gibi uygulamalarının yaygınlaştırılması en temel adımlar. En önemlisi de, reglin tabu olmaktan çıkarılması için farkındalık kampanyalarıyla bu sessizliğin yıkılması.

Günün sonunda, regl yoksulluğu ortadan kalktığında kazanan yalnızca kadınlar olmayacak. Daha eşit, daha sağlıklı ve daha özgür bir toplum hepimizin ortak geleceği demek.
Çünkü period poverty sadece biyolojik bir süreçle ilgili değil; kadınların eşitlik, sağlık ve özgüven mücadelesinin tam merkezinde. O yüzden bu sessizliği bozmak, konuyu gündelik hayatın parçası haline getirmek ve her defasında yeniden hatırlatmamız gerekiyor.
İlginizi çekebilir >>>>> “Cycle syncing” ile tanışın: Döngüyle uyum yakalamak