Fotoğraf: @dovecameron
Hiç hoşlandığınız biriyle gerçekten bir şey yaşamadan, kendinizi çoktan bir hikayenin içinde bulduğunuz oldu mu? Ortada net bir başlangıç yokken bile, zihninizde bir bağın yavaş yavaş kurulmaya başladığı o anlar…
Küçük sinyallerin anlam kazandığı, ihtimallerin gerçeğe dönüştüğü ve zihninizin eksik parçaları kendi hikayesiyle tamamladığı o duygusal döngüye hoş geldiniz: Delusionship.
Delusionship nedir?

Delusionship, ortada somut bir ilişki olmadan, zihinde kurulan duygusal bir bağın içinde kalma hali gibi düşünebilirsiniz. İletişim ya çok sınırlı ya da neredeyse hiç olmaz; buna rağmen zihninizde kurduğunuz senaryo giderek derinleşir. Bir bakış, kısa bir mesaj ya da sadece o kişinin varlığı zamanla daha fazla anlam kazanmaya başlar.
Böylece yaşanan şey, iki kişi arasında gelişen bir ilişki olmaktan çıkar; sizin zihninizle o kişinin ihtimali arasında kurulan bir bağ haline gelir. Gerçekten yaşananlarla, yaşanabileceğine inandığınız ihtimaller iç içe geçer ve bir noktadan sonra hangisinin gerçek, hangisinin yorum olduğunu ayırt etmek zorlaşır.
Delusionship nasıl anlaşılır?

Delusionship çoğu zaman fark edilmeden gelişir; hisler yoğunlaşır ama karşı taraftan aynı netlikte bir karşılık gelmez. Sizin hissettiklerinizle onun gerçekten yaptıkları arasındaki mesafe büyürken, zihniniz bu boşluğu ihtimallerle doldurmaya başlar.
Küçük anlara yüklenen anlamlar, kurulan senaryolar ve “olabilir”ler zamanla gerçeğin önüne geçer; ortada somut bir ilişki olmasa bile, siz o bağın içindeymiş gibi hissetmeye başlarsınız. Ama zaman geçtikçe hiçbir şey netleşmez, ilerlemez; yine de zihniniz o döngünün içinde kalır.

Ne tamamen var olan ne de tamamen yok sayılabilen bu belirsizlik hali, sürekli “acaba” sorusuna geri döndürür ve fark etmeden zihinsel ve duygusal bir yorgunluk yaratır.
Peki, bu döngüden nasıl çıkabilirsiniz?
Delusionship’ten çıkmak, çoğu zaman bir kişiden değil, o kişiyle ilgili kurduğunuz hikayeden uzaklaşmak anlamına gelir. Bu yüzden ilk adım, yaşananla zihninizde büyüttüğünüz ihtimaller arasındaki farkı net şekilde görebilmek.

Karşınızdaki kişinin size gerçekten sunduğu şey ile sizin ondan beklediğiniz şey aynı mı, bunu dürüstçe sormak gerekir. Arada belirgin bir boşluk varsa, o boşluğu çoğunlukla siz tamamlıyorsunuz.
Bu noktada söylenenlerden çok yapılanlara odaklanmanız kritik. İlgi, çaba ve süreklilik sözlerle değil davranışlarla görünür. Eğer bunlar yoksa, geriye kalan şey yalnızca ihtimaller ve yorumlar olur.
Zamanla bu farkı görmek, sizi zihninizin kurduğu hikayeden yavaş yavaş uzaklaştırır ve gerçek bağlara yer açar. Çünkü bazı bağlar hiç başlamadığı halde varmış gibi hissettirir; bunu fark etmek ise çoğu zaman o döngünün dışına atılan ilk adımı olabilir.
İlginizi çekebilir >>>>> Textationship nedir? Bitmeyen mesaj döngüsünü kırmanın 4 yolu
