Fotoğraf: @dualipa
Her ilişki net bir başlangıç ya da belirgin bir sonla ilerlemez. Bazıları, tam da bu iki noktanın arasında sıkışıp kalır. Karşınızdaki kişi hayatınızdan tamamen çıkmaz; ara sıra mesaj atar, ilgi gösterir, yakınlık hissettiren anlar yaşatır. Ancak tüm bunlara rağmen ilişkinin adı hiçbir zaman konulmaz ve nereye gittiği de netleşmez.

İşte bu noktada, bir kişiyi kesin bir karar vermeden, ihtimal olarak hayatında tutma davranışını tanımlamak için benching kavramını kullanıyoruz.
Benching tam olarak ne anlama gelir?
Benching, bir kişinin sizi hayatından tamamen çıkarmadığı ama aynı zamanda ilişkiyi net ve karşılıklı bir bağa da dönüştürmediği bir ilişki dinamiği. Sizi kaybetmek istemiyor; ancak gerçekten seçmeye de yanaşmıyor. Böylece hayatında hep bir ihtimal olarak kalıyorsunuz. Varsınız ama öncelik değilsiniz. Hatta bazen bir gelecek planının parçası bile olmuyor, yalnızca gerektiğinde geri dönebileceği bir seçenek haline geliyorsunuz.

Bu yüzden benching’i ilk başta fark etmek kolay olmuyor. Çünkü ortada tamamen bitmiş bir iletişim yok. Ara sıra gelen mesajlar, gösterilen ilgi ve yakınlık hissi yaratan anlar, ilişkinin ilerlediğini düşündürebiliyor. Fakat tam her şey daha net bir yöne evrilecek gibi olduğunda, karşınızdaki kişi yeniden geri çekiliyor. Siz de kendinizi aynı belirsiz döngünün içinde, “Acaba bu ilişki gerçekten ilerliyor mu, yoksa ben sadece bekletiliyor muyum?” diye düşünürken bulabiliyorsunuz.
Peki bunu nasıl fark edebilirsiniz?
İletişim hiç kopmuyor ama bir yere de varmıyorsa

Ne tamamen konuşmayı bırakıyorsunuz ne de gerçekten istikrarlı bir ilişki kurabiliyorsunuz. Ara sıra gelen mesajlar ve kısa süreli yakınlık anları umut yaratırken, ardından gelen sessizlik her şeyi yeniden belirsizliğe taşıyor. Bu döngü, fark etmeden sizi sürekli “bekleme” halinde tutabiliyor.
Sürekli plan yapılıyor ama hiçbir plan gerçekleşmiyorsa

“Bir ara görüşelim”, “Bunu birlikte yaparız” ya da “En kısa zamanda buluşuruz” gibi cümleler sık sık gündeme geliyor olabilir. Ancak bu konuşmalar çoğu zaman net bir tarihe, somut bir buluşmaya ya da ilişkinin ilerlediğini gösteren gerçek bir adıma dönüşmüyor. Beklenti büyüyor, ilişki ise aynı yerde kalıyor.
Kendinizi sürekli “Ben bu ilişkide neredeyim?” diye sorguluyorsanız

Belki de benching’in en yorucu tarafı bu. Siz yaşananları anlamlandırmaya çalışırken, karşınızdaki kişi hayatına olağan akışında devam ediyor. Bir gün yoğun ilgi gösterip ertesi gün uzaklaşabiliyor. Bu tutarsızlık zamanla ilişkinin kendisinden çok belirsizliğini düşünmenize neden oluyor. Bir süre sonra yaşadığınız şey, bir ilişkiyi deneyimlemekten çok, o ilişkinin gerçekleşmesini beklemek haline geliyor.

Sonuç olarak benching, yalnızca belirsiz bir ilişki yaşamakla ilgili değil; aynı zamanda belirsizliğin içinde uzun süre beklemekle ilgili. Çünkü insanı en çok yoran şey her zaman bir ilişkinin bitmesi olmuyor. Bazen neyin başlayıp neyin bittiğini bilememek, sürekli ihtimallere tutunmak ve net bir cevap alamamak çok daha fazla zihinsel yük yaratabiliyor.
Bu yüzden kendinize sormanız gereken en önemli soru, “Karşımdaki kişi beni gerçekten hayatında istiyor mu?” değil, “Bu ilişki bana kendimi nasıl hissettiriyor?” olabilir. Eğer sürekli bekliyor, anlamlandırmaya çalışıyor ve belirsizliğin içinde yoruluyorsanız, sorun çoğu zaman sizin sabrınız değil; ilişkinin size sunduğu netliğin eksikliği olabilir.
İlginizi çekebilir >>>>> Aşk mı, takıntı mı? “Limerence” hakkında bilmeniz gerekenler
